MURAT ÖZTEKİN

Seni bulacağım ve öldüreceğim” repliğiyle akıllara kazınıp mizah unsuru bile olan aktör Liam Neeson, öyle veya böyle Hollywood’un aksiyon ve intikam ikonlarından biri... Bu hususta “Taken”la birlikte öne çıkıp sonrasında bazen vasat altı filmlere dâhil olsa da, kendisini yenilemeyi biliyor. Son filmi de böyle bir eser...

Daha evvel “Casino Royale” ve “Golden Eye” gibi filmleri çeken Martin Campbell’in yönettiği “Geçmişe Dönüş”ün (Memory) başrolünde ise olgun bir Neeson var. Eserde ona Monica Bellucci, Guy Pearce, Ray Stevenson ve Taj Atwal gibi oyuncular refakat ediyor.

Yazar Jef Geeraerts'in romanından adapte edilen Belçika yapımı “The Memory of a Killer” filmine dayanan eserde; Neeson, Alex Lewis adlı kötü hâldeki bir suikastçıyı canlandırıyor. Yaşı epeyce ilerlemiş bu adam, hafızasını kaybetmeye başladığı için Alzheimer ilaçları kullanıyor ve unutmak istemediği şeyleri “Memento” filmindeki karakter gibi kollarına not ediyor. Ve evet, Alex çok geç kalmış olsa da kötü işlerden el etek çekmek istiyor! Fakat her ne hikmetse birileri ona yeni cinayetler işletmekte pek ısrarcı oluyor. “Son bir iş” diyerek bir zamanlar ekmek fırını işlettikleri memleketi El Paso’ya dönüyor.

HAFIZA OYUNLARI

Hafızasının bir oyuncak gibi kendisiyle oynadığı adam, emlak kraliçesi Davana tarafından oğlunun iş arkadaşlarını ortadan kaldırması için kiralanıyor. Fakat kendisinin garip kıstasları var. Masum suçlu bakmadan diğerlerinin işini bitiren Alex, bir kurbanın  küçük kız olduğunu anlayınca, suikastı tamamlamaktan vazgeçiyor. Ancak bir başkası kızı öldürünce Davana’ya karşı adalet mücadelesine girişiyor. Bu durum, Alex’in yolunu aynı kişiyi takip eden ajan Vincent Serra liderliğindeki FBI ekibiyle kesiştiriyor. Adaletin olmadığı bir yerde iki adam, legal ve kanun dışı kavgalara girişiyor.

Yönetmen Martin Campbell’in tesiriyle “Geçmişe Dönüş” Neeson aksiyonlarının arasında farklı bir yerde duruyor. Karanlık bir atmosfere sahip eser, nispeten daha katmalı ve karmaşık bir hikâye barındırıyor. Klişe unsurlar, bazı farklı anlatım teknikleriyle önümüze konuyor. Ancak bütün bunlar belirli bir seviyenin üzerinde olsa da esere beklenen derinliği ve tesir gücünü katmıyor.

İNANDIRICILIK PROBLEMLERİ

Filmde yaşlı Alex, hastalığına rağmen kıvrak hareketlerle üst üste cinayetler işliyor, polis grubuyla çatışıyor ve yaralansa da belalardan kurtulmayı başarıyor. Bu sebeple eser, inandırıcılık noktasında beklentisi düşük seyircileri bile rahatsız edecek sekanslar barındırıyor.

Oyunculuklara bakarsak; Liam Neeson, her zamanki nihilist ve yorgun performanslarından birine imza atıyor ve başarılı bir görüntü çiziyor. Monica Bellucci ise garip emlak kraliçesi karakteriyle âdeta öldürülüyor.

ABD’deki adalet sisteminin kirli dinamiklerine ve mültecilik meselesinin arka planlarına dair mühim mesajlar ise filmde dikkat çekiyor.
Hülasa-i kelam “Geçmişe Dönüş” istenen tesiri uyandırmasa da vasatın bir tık üzerine çıkan, nispeten farklı bir Neeson filmi olarak hafızalarda küçük de olsa yer edinecek gibi görünüyor.

“OKUL TIRAŞI”

Yönetmen Ferit Karahan’ın festivallerde öne çıkan filmi “Okul Tıraşı” bu hafta vizyonda... Bir çocuğun okulda hastalanan arkadaşını hayatta tutma savaşını merkezine alan eserde; Cansu Fırıncı, Mahir İpek, Melih Selçuk, Ekin Koç ve Münir Can Cindoruk gibi isimler, çocuk oyuncularla birlikte rol alıyor. Hikâye Türkiye’nin şark illerinden birindeki disiplinli yatılı okulda geçiyor. Öğrenci Yusuf, hastalanan arkadaşı Mehmet’i doktora ulaştırmaya çalışırken hava gibi “soğuk” çeşitli engellerle karşılaşıyor. Masum çocuk, bürokrasinin ve eğitim sisteminin kronik problemleriyle yüzleşirken, arkadaşının durumu da giderek kötüleşiyor... Yönetmen Karol, eserinde orijinal bir tema üzerinden üniversal tarafı güçlü olabilecek bir hikâye ortaya koyuyor. Fakat anlatımda tekrarlara düşüyor ve mevzunun politik-ideolojik tarafını güçlendirmeye başladığında, insani unsurları geriye itmiş oluyor. Üstelik fikrî tarafta resmedilen problemli eğitim sistemi ve dünya, muhafazakâr unsurlarla ilişkilendirilerek, aslolanla çatışmaktan kaçınılıyor. Bazı millî endoktrinasyon meseleleri de klişe argümanlarla mahallî kılınıyor. Filmde buna rağmen tesirli anlar, çarpıcı sekanslar yok değil. Çocuk oyunculuklar bekleneni veriyor. Karın gücünden faydalanılan sinematografi de sade ve maksada matuf...



HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
> “Yaşamaya Bak”
> “Senkronik”
> “41 Kere Maşallah”
> “Asi Prenses”

Sinemada yabancı film hâkimiyeti Sinemada yabancı film hâkimiyeti Pandemi dönemindeki mecburi kapanmalar ve artan dijitalleşme yerli sinemaya büyük zarar verdi.
Sinemada bu hafta - Gündüz görülen kabus Sinemada bu hafta - Gündüz görülen kabus Norveçli yönetmen Eskil Vogt’un dört çocuğu merkezine aldığı “Masumlar”, tesirli bir gündüz korkusu...