Dikinciler, hem film hem de kendi hayatıyla ilgili açıklamalarda bulundu. İşte, Dikinciler’den çarpıcı ifadeler...

Başarısız bir öğrenciydim. Fen dersleri; fizik, kimya, biyoloji, matematik son derece kötüydü. Biraz coğrafya, tarih ve edebiyatı seviyordum. Belki de Şehremini Lisesi’nden fen bölümünü bitirip edebiyat fakültesini kazanan tek öğrenciydim.

İstanbul Üniversitesinde felsefe okudum. Bir gün yolda Yıldız Kenter’le tanıştım, tiyatro kursları veriyordu, biz de gittik. Bir, iki alıştırmadan sonra döndü baktı, ‘Yetkin’ciğim bu işi yapmak ister misin’ diye sordu. Ben, ‘Felsefe’yi bitireyim’ dedim o da, ‘Ne yapacaksın canım, evinde de felsefe yaparsın’ dedi. 

Babalık, öğrenilebilecek bir şey değil. Çünkü öğrendim dediğin yerde hemen yeni bir şey gelir ve bilmediğini fark edersin. Babalık bir nevi yancılık yani aslında eşinin çocuğunun yanında olmaktır...

Filmdeki ‘deliler’, herhangi bir akıl hastalığını, akıl yoksunluğunu ifade etmiyor. Bir şeyi coşkuyla, kalbiyle, delicesine yapmak anlamına geliyor. 

Umarım bu film, bu toprakların insanının da böyle kaliteli, maharetli bir iş yapabileceğine dair yeni bir ipucu olur.