Ünlü besteci ve piyanist Anjelika Akbar, her hafta kültür, sanat ve iş dünyasından önemli isimleri programında ağırlamaya devam ediyor.
Cumartesi günleri saat 16.00’da ekrana gelen Anjelika Akbar ile Sesler’in bu haftaki konuğu, yönetmen, yapımcı, senarist ve yazar Semih Kaplanoğlu oldu.
Anjelika Akbar’ın  kendisine ait "Filmlerini Arayan Müzikler" no:1 bestesiyle açılışını yaptığı programda Semih Kaplanoğlu, samimi açıklamalarda bulundu.
 
 ‘’AMATÖR VE PROFESYONEL OYUNCU BENİM İÇİN AYNI SEVİYEDE’’
 

‘’Müzik nasıl bize hayal kurduruyorsa sinema da öyle olmalı. Bir şeyi empoze etmek yerine bize bir şeyi hayal ettirmeli’’ diyen Kaplanoğlu bir oyuncuda olması gereken  ‘’olmazsa olmazlarını’’ şöyle açıkladı: ‘’Bir oyuncuda olması gereken en önemli vasıflardan biri diyalog kurma becerisi, karşındakini anlaması ve empati kurabilmesi bence. İnsani yanı önemli. Nasıl algılıyor, empati duygusu gelişmiş mi? 7 yaşında bir çocukla çalıştım. Ruhu o kadar yakındı ki. Ben aslında onu seyrettim ve çektim. Tabi bazı direktifler verdim ama onun içini gördüm asıl. Mesele oyuncunun içini görebilmek. Her insanın içinde oyuncu olma hevesi taşıdığına eminim. Maharet onun tekniklerini ortaya çıkarabilmekte. Amatörler ve profesyoneller benim için aynı seviyede.’’
 
‘’TARKOVSKİ’YE ÇOK ŞEY BORÇLUYUM’’
 
Rus yönetmen Tarkovski’nin hayatındaki öneminden söz eden Kaplanoğlu ‘’Tarkovski’nin ayna filmini izlediğimde, sinemayla ilişkimin daha hakiki hale geldiğinin farkına vardım. Elbette eğitimim vardı fakat tam adını koyamıyordum. Bu sanatta bir şeyler var, daha başka neler yapılabilir, insana başka ne söyleyebilir gibi birçok sorunun cevabını bu filmde gördüm. Bu film bana bildiğim her şeyi unutturdu. Tarkovski’ye çok şey borçluyum diyebilirim. Görünmeyeni işin içine dahil eden bir yönetmen.’’ dedi.
 
‘’EŞİM ACIMASIZ BİR ELEŞTİRMEN’’
 
Yazar eşi Leyla İpekçi ile birbirlerinin çalışmaları üzerine fikir alış verişi yapıp yapmadıklarıyla ilgili soruya  ünlü yönetmen ‘’Eşim bir masada ben bir masada çalışarak yıllar geçirdik. Biz birbirimizin sınırlarını korumayı birlikte tecrübe ettik. Ben çok acımasız bir eleştirmenim. Onun kitaplarını yorumlarım o da benim senaryolarımı okur. Benim gibi Leyla da titiz ve çok acımasız bir eleştirmen. Zaman içinde birbirimizden çok şey öğrendik. Yanımda böyle biri olması benim için bir lütuf. Eşime teşekkür ediyorum.’’ diyerek samimi bir cevap verdi.
 
‘’İZMİR GÜZEL BİR UYUŞUKLUK’’
 
Aslen İzmirli olan ve orada doğup büyüyen Kaplanoğlu İzmir’le ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine duygularını ‘’İzmir aslında benim kurtulmak istediğim bir yer. Çok tatil havasında, güzel bir uyuşukluk orası. Her şey güzel paketlenmiş, şeker gibi sunuluyor. İzmir’le ilişkim elbette devam ediyor bu yadsınamaz ama nostalji duyduğum, evim dediğim şeyler bir yandan var bir yandan yok.’’ diyerek paylaştı.