Zaman zaman duygulanıp  gözyaşlarına hâkim olamayan Yavrucuk, şöyle konuştu: İlk zamanlar sadece belli günlerde gönüllü annelik yaparım diyerek bir yurda gitmeyi düşündüm. Yağmur’u yurtta ilk defa bir tiyatro oyununun hazırlığında gördüm. O an Yağmur’dan etkilenerek sürekli görüşmek istedim. Onunla ilk tanıştığımda ilkokul ikinci sınıfa gidiyordu. İlk yuvadan çıktığımızda bana evler nasıl olur diye sordu. Bu sorusu beni çok etkilemişti. O geldiğinde evin kokusu bile değişti, yemek kokuları farklılaştı. Bir seferinde dolabın kapısını açtım ve içinde genelde diyet ürünleri olduğundan bana ‘Siz fakir misiniz’ dedi. O an buna çok gülmüştüm. Yine bir gün beni aradı ve, ‘Siz şimdi evin neresindesiniz’ diye sordu. O zaman düşündüm, ‘Bir çocuk evde ne kadar yer kaplar ki’ dedim ve böylelikle onu yanıma aldım. İlk başlarda bana ‘Sumru Hoca’m’ derdi, sonra bana ‘Sumru Anne’ dedi, bambaşka bir duyguydu bu. Birbirimize duyguları öğretmeye başladık. Yağmur bana çok güzel anne olmayı öğretti, çocuğa yaklaşmanın güzelleştirici etkisini onunla öğrendim. Git gide kendimdeki değişimi fark etmeye başladım. Kan bağından çok kalp bağı bizi dünyaya bağlıyor...