Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve Avrupa Komisyonunun Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn ile birlikte Belçika’nın başkenti Brüksel’de ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu, "Ortaklık Konseyi toplantısında bugün üye devlet temsilcilerinin de katılımıyla Türkiye’nin müzakere sürecini ve ortaklık anlaşması temelinde ilişkilerimizdeki mevcut durumu gözden geçirdik. Katılım müzakereleri çerçevesinde Türkiye’nin katılım sürecine olan bağlılığının altını çizdik. Avrupa Birliği’nin 18 Mart Türkiye-AB mutabakatına dair yükümlülüklerinin yerine getirilmesi özellikle üzerinde anlaştığımız beş faslın açılışına ilişkin hazırlıkların tamamlanması konusundaki beklentilerimizi bir kere daha tekrarladım. Türkiye olağanüstü halin özellikle kaldırılmasını takiben reform gündemine geri döndü ve Türkiye’nin normalleşmesi için Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın liderliğinde hükümetimiz, kabinemiz, kurumlarımız gerekli adımları atıyorlar. Ağustos ve Aralık 2018’de yapılan reform eylem grubu toplantıları, siyasi reformların sürdürüleceğine ilişkin açık bir mesaj verdi ve bu bağlamda özellikle yargı, temel haklar ve özgürlükler alanlarına özel önem veriliyor ve burada AB’nin de güvenilir bir çıpa görevini üstlenmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.

Elbette Türkiye, Avrupa Birliği’nden gelen yapıcı eleştirilere karşı duyarsız kalmaz ve Avrupa Birliği’nin her önerisini samimiyse dikkate alır, değerlendirir. Çünkü bu süreci birlikte yürütüyoruz ama çifte standart ve iki yüzlülük olduğu zaman da bunu kabul etmemiz mümkün değil. Dolayısıyla Türkiye’deki devam eden yargı süreçleriyle ilgili biraz önce söylediğiniz ifadeleri kabul etmem mümkün değil. Çünkü yargı Türkiye’de bağımsızdır ve yargı süreci Türkiye’de işler. Anayasaya bireysel başvuru hakkı dahil, iç hukuk yolu herkes için açıktır. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne üyedir ve tüm yargı süreçleri, alınan kararlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürülebilir. Yani Türkiye’de hukuk yolu işliyor" dedi. 

"Belçika’daki yargı adeta PKK’yı aklamak için çaba sarf ediyor" 
"Tutukluluk süresi, yargılanmanın uzun sürmesi gibi konular tüm Avrupa’nın da gündemindeki sorunlardır" diyen Çavuşoğlu, "Zaten yargı reformu stratejisiyle tüm bu konuları da ele alıyoruz, bunları da halletmemiz gerekiyor ama Türkiye’deki bir iddianame ile ilgili önyargılı bir şekilde yorum yapmanız, doğrudan yargıya müdahale anlamına gelir. Siz burada Türkiye’de bir teröristin iade edilmesi konusunda bile biz bir talepte bulunduğumuz zaman ne diyorsunuz? Yargı böyle karar verdi. Yani azılı bir teröristi bile Türkiye’ye verirken işi yargıya atıyorsunuz. İşte şu içinde bulunduğumuz Belçika’da son günlerde yargının PKK terör örgütüyle ilgili verdiği kararları ibretle izliyoruz. PKK Avrupa Birliği tarafından da terör listesine alınmıştır ama Belçika’daki yargı adeta PKK’yı aklamak için çaba sarf ediyor. Bunu yargının bağımsızlığı olarak değerlendiriyorsunuz ama Türkiye’de bir şey olduğu zaman Türkiye’ye ders veren nitelikte açıklamalar yapmaya çalışıyorsunuz, doğrudan yargıya müdahale ediyorsunuz. Hani hukukun üstünlüğü ilkesi. Bırakın yargı kararlarını versin kabul edersiniz etmezsiniz, seversiniz sevmezsiniz. Bazen benim de hoşlanmadığım kararları yargı verebiliyor. Çünkü benim niyetime ya da arzuma göre vermez, hukuka göre verir. Biz zaten yargı reformu stratejisi ve kapsamlı reform çalışmamızda sorunlu alanları halletmek için kararttığımız var. Türkiye’nin içinden geçtiği bu zorlu süreçten sonra Türkiye’nin reformu kimliğine dönmesi Avrupa tarafından görülmeli ve desteklenmeli. Bu süreçte AB ile de iletişim halindeyiz" ifadelerini kaydetti. 

"Türkiye’nin güvenliği Avrupa’nın geri kalanının güvenliğinden ayrı tutulamaz" 
Çavuşoğlu açıklamasını şu şekilde sürdürdü: 
"Ekonomik kriterlerle ilgili de birlikte neler yapabileceğimizi görüştük ve karşılıklı çıkar anlayışı ile adımların atılması gerekiyor. 2019 yılında Romanya dönem başkanlığında Türkiye-AB Zirvesi’nin gerçekleştirilmesini önemli buluyoruz. Bu anlamda da tüm çabaları için Romanya’ya teşekkür ediyoruz. Terörle mücadele her iki taraf için de önemli. Bu konularda çifte standarttan uzak dayanışma anlayışı ile terörle mücadelemizi sürdürürsek hem Türkiye hem de AB güven içinde olur. Türkiye’nin güvenliği Avrupa’nın geri kalanının güvenliğinden ayrı tutulamaz. AB’nin Türkiye’nin güvenlik sınamalarını anlamasını ve PKK/YPG, PYD, DEAŞ, FETÖ ile mücadelemize destek vermesini bekliyoruz. O terör örgütlerinin Avrupa ülkelerindeki faaliyetlerini de AB’nin ve üye ülkelerin müsamaha göstermemesi gerekiyor." 

"Almanya ve Hollanda’ya çok teşekkür ediyorum" 
Vize serbestisine değinen Çavuşoğlu, "Şu anda kriter kaldı ve bu kriterlerle ilgili birlikte müzakereleri sürdürüyoruz. Önümüzdeki süreçte bunu da birlikte çözeceğimizi düşünüyoruz. Türkiye göç yönetimi konusunda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmektedir. ABD’nin de özellikle Gönüllü İnsani Kabul Programını hayata geçirmesini bekliyoruz. Bazı AB üye ülkelerin göçmen almak istemediklerini ve diğer ülkeleri de zor duruma bıraktıklarını görüyoruz. Bu konuda elbette AB daha kararları tutumla özellikle Gönüllü Yerleşim konusunda adım atılmasını sağlayabilir. Bu sürece destek veren AB üyesi ülkelere de çok teşekkür ediyorum. Almanya ve Hollanda’ya çok teşekkür ediyorum" dedi. 
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu açıklamasını şu şekilde sürdürdü: 

"Gümrük Birliği'nin güncellenmesi her iki tarafın yararınadır. Görüyoruz AB üyesi ülkelerin yarısından fazlası bu güncellemeden Türkiye’den daha fazla yararlanacaktır. Ama bazı ülkelerin sadece siyasi sahiplerle ve önyargılarla, Türkiye karşıtlığı ile bunu engellemeye çalıştığını görüyoruz. Sanki bir üyelik müzakeresi gibi bugüne kadar konmayan, üç tur görüşmelerde gündeme getirilmeyen konuları gündeme getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Yani Türkiye, AB hangi alanda ilerleme yapsa bakıyoruz bazı ülkeler hemen set kurmaya çalışıyor. Ama burada ahde vefa önemlidir ve karşılıklı çıkar sağladığımız alanlarda kısır döngü içinde kalarak ve vizyon eksikliği içindeki davranışlardan vazgeçilmesi gerekiyor." 

Fonlardan kesinti yapılması hususuna değinen Çavuşoğlu, "Bize göre ciddi bir davranış değildir. Bu Türkiye ekonomisine zarar vermez ama özellikle Türkiye’de reform alanlarıyla ilgili IPA fonlarından kesintiye uğratılması 23.ve 24. Fasılların açılmasına izin verilmemesi gibi reform ve diğer konularda AB’nin samimiyetini sorgulamamıza neden oluyor. Halkımız bunu sorguluyor. AB’nin kendisini küçük düşürücü adımlardan da vazgeçmesi gerektiğini vurgulamak isterim. Avrupa Parlamentosunun özellikle aldığı kararı kabul etmemiz kesinlikle mümkün değildir. Tavsiye niteliğinde olsa bile biraz önce söylediğim sebeplerden dolayı aşırı akımların ve ideolojilerin kurbanı olmaya başlayan Avrupa Parlamentosunun sağduyulu karar aldığını söylememiz mümkün değil. Ama ilk defa bu olumsuz kabul edilemez raporun aleyhine oy verenlerin belli bir zamandan bu yana sayısının arttığını görmek için Avrupa Parlamentosu içinde de söylediğim akımları sorgulamaya başlayan sağduyulu siyasetçi sayısının arttığının göstergesidir. Biz burada ahde vefa ilkesi çerçevesinde hareket edilmesini bekliyoruz. Türkiye ile imzalanan anlaşmalara herkesin sadık kalması gerekiyor. AB-Türkiye ilişkilerine vizyoner bakmamız, ilişkilerimizin daha sağlıklı geçmesine ve şu anda birlikte çalıştığımız alanlarda mesafe kaydetmemize vesile olur" dedi.