Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Küresel ekonomide en sert fırtınaların estiği dönemlerde dahi biz dimdik ayakta durmayı başardık. Bugün de maruz kaldığımız tüm ekonomik saldırılara rağmen hedeflerimize doğru yürümeye devam ediyoruz” dedi. ATO Congresium’da düzenlenen 12. Çalışma Meclisi açılış programında konuşan Erdoğan, adaletsizliğin, her alanda olduğu gibi çalışma hayatında da en büyük sorun olduğunu belirterek şöyle konuştu:
Birilerine ‘Gel bakalım sen devasa bir fabrikatörsün, işte yanına 50 tane daha işçi alıver, 5 bin 10 bin çalıştırmak nedir bunun yanında 50 daha fazla eleman al’ dediğimiz zaman rahatsız olanlar var. Bu bir gerçeği işaret ediyor. Demek ki burada eşitsizliği farklı alanlara taşırken işe buradan başlamak lazım.  Devletlerin ve işletmelerin zenginliğinin topluma yansımasının yollarını ne kadar genişletebilir ve çeşitlendirebilirsek geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz.

ÖNCE İNSAN
Cumhurbaşkanı Erdoğan “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını tüm çalışmalarında kendine rehber edinmiş bir siyasi hareketin mensupları olduğunu ifade ederek, insanı merkeze almayan, “önce insan” demeyen hiçbir yaklaşımın başarı şansı olmadığına inandıklarını söyledi. Bu hareket tarzının en çok da çalışma hayatı için önemli olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Büyümek önemlidir ama insana faydası varsa anlamlıdır. Gelişmek, kalkınmak önemlidir ama insan hayatına katkıda bulunduğu oranda kıymetlidir. Zenginlik önemlidir ama tüm insanlara yansıyorsa değerlidir. Bizim medeniyetimiz istifçiliği, yani sadece biriktirmek için kazanmayı yasaklıyor. Medeniyetimizin bize tavsiyesi kazancı sürekli üretme, istihdama, faydaya dönüştürmektir. Bugün dünyada finans sektörünün üretimin önüne geçmesi düşündürücüdür, kaygı vericidir. Paranın değeri izafidir. Yani ona atfettiğimiz önem kadardır. Hâlbuki üretim ve onunla birlikte gelen istihdam hem gerçektir hem de çok yönlü faydaya sahiptir. Türkiye olarak üretim merkezli bir büyüme stratejisi belirlememizin sebebi işte budur.”

HER ALANDA ÇAĞ ATLADIK
Her alanda en ön sıralarda yer almak için çaba gösterdiklerini belirten Erdoğan “İhracatımızı 170 milyar dolar sınırına getirmiş olmamız üretim gücümüzün ne derece arttığını gösteriyor” dedi.
Millî teknoloji hamlesiyle ülkeye savunma sanayisinden yazılıma kadar her alanda çağ atlattıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı, “Dünyanın beş önemli inşaat firmasından birinin Türkiye’den çıktığını görüyoruz. Tarımsal üretimde Avrupa’da ilk sırada, dünyada 7. sıradayız. Devam eden sulama yatırımlarımızı devreye aldıkça tarımdaki yerimiz daha da güçlenecek. Bütün bunlar aynı zamanda iş, istihdam, gelirin paylaşılması, zenginliğin artması demektir. Türkiye son 17 yılda istihdamda yaklaşık 9 milyonluk artış sağladıysa işte bu sayededir” diye konuştu.

SAĞLIKTA 30 BİN KADRO MÜJDESİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Külliyesi’nde sağlık çalışanlarıyla iftarda bir araya geldi. Burada davetlilere hitap eden Erdoğan, özetle şunları kaydetti:

 

∂ Bu yıl içerisinde 29 bin 689 yeni sağlık çalışanını kamuda istihdam etmek için süreci başlattık. İnşallah ilk etapta 12 bin sağlık personelinin alımını gerçekleştireceğiz.
∂ Yıllık 550 bin yabancı hasta rakamına ulaşmış durumdayız. Bu sayı her geçen gün daha da artıyor. Türk doktoruna, buradaki hizmete batılı güveniyor. Bizim hemşirelerimiz, doktorlarımız hastasına karşı gururlu, kibirli değil. Batı’dan Helga da George da buraya geliyor. Hasta şefkat ister, burada o da var. Doktorlarımızın kalitesi de ortada. Burası bir sağlık havzası hâline inşallah geliyor.
∂ Ülkemiz bütçesinde bir kara deliğe dönüşen ilaç ve tıbbi cihaz meselesinde de yerli üretimi teşvik ediyoruz. Hastalarımızı mağdur etmeden, kaliteden ödün vermeden yerli ilaç ve tıbbi cihaz sanayimizi güçlendireceğiz.
∂ İslam âleminin iç karartıcı durumunun vebali öncelikle bize, Müslümanlara aittir.
∂ 1400 yıllık kardeşliğimize biz sahip çıkmazsak, kardeşlik hukukunu biz yüceltmezsek unutmayalım ki bunu başkaları bizim adımıza yapmayacaktır.
∂ Suriye’de olduğu gibi diktatörler, sırf iktidarlarını korumak adına hiçbir kural, ahlak tanımadan kendi ülkelerini enkaz yığınına çevirebiliyor. Gönül coğrafyamızın dört bir yanına baktığımızda maalesef barışa, sükûnete, huzura aç bir İslam dünyası görüyoruz.
∂ Bir damla petrolü bir damla kandan daha değerli gören karanlık zihniyetin elbette coğrafyamızda yaşanan tüm dramlarda rolü, payı vardır.

FUAT SEZGİN'İN KIYMETİNİ BİLEMEDİK

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen 2019 Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Fuat Sezgin’in 94 yıllık hayatının her safhasının paha biçilmez derslerle dolu olduğunu vurguladı. Sezgin’in dünya çapında bir bilim adamı olmasına rağmen 1960 darbesinin ardından İstanbul Üniversitesinden uzaklaştırılmasının tarihimizin en büyük ayıplarından biri olduğunu belirten Erdoğan şunları kaydetti: “Peki İstanbul Üniversitesinden uzaklaştırılan Fuat Sezgin çalışmalarını nerede devam ettirdi? Almanya’da devam ettirdi. Bizim kıymetini bilemediğimiz hocamıza Almanya’nın sahip çıkması boşuna değildi. Açık konuşmak gerekirse, hocamızın ülkemizde barındırılmamasının sebebi yürüttüğü çalışmalarının başındaki İslam ifadesidir. Şayet Fuat Hoca, İslam değil de mesela Roma veya Bizans tarihi çalışmış olsaydı, emin olun hayatının sonuna kadar İstanbul Üniversitesinde kalmaya devam ederdi.”