Malatya’da konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’de güvenli bölge üzerinden ABD’ye sert mesajlar verdi. ABD’nin güvenli bölgeyi Türkiye için değil terör örgütü için istediğini söyleyen Erdoğan şunları söyledi: Güvenli bölge için ABD ile görüşme hâlindeyiz. Güvenli Bölge için ABD ile görüşüyoruz ancak istediklerimizle onların kafalarındakinin aynı şey olmadığını attığımız her adımda görüyoruz. Biz bölgede yuvalanan terör örgütünü tamamen ortadan kaldırmayı hedeflerken onlar terör örgütüyle bizi aynı zeminde idare etmenin hesabını yapıyorlar. Anlaşılan o ki müttefikimiz, bizim için değil terör örgütü için güvenli bir bölge oluşturmanın peşinde. Böyle bir anlayışı reddediyoruz. Eylül ayı bitmeden Fırat’ın doğusunda kendi askerlerimizle fiilen güvenli bölge oluşumunu başlatmamış olursak artık kendi yolumuza gitmekten başka çaremiz kalmayacaktır. Bu iş öyle üç-beş helikopter uçuşuyla, beş-on araç devriyesiyle, göstermelik birkaç yüz askerin bölgede bulunmasıyla olacak iş değildir.

DERNEKLERE SALDIRIYORLAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Önder İmam Hatipliler Buluşması’na da katıldı. Erdoğan’ın burada yaptığı açıklamalar özetle şöyle: İmam hatiplere tacizlerin arttığı son dönemde bu buluşma anlamlı. Seçim sonuçlarının belirli çevrelerdeki imam hatip hazımsızlığını nüksettirdiğini görüyoruz. İstanbul Büyükşehir gibi el değiştiren bazı belediyelerde 28 Şubat dönemini hatırlatan uygulamalara imza atılıyor. Özellikle sosyal medyada kuruluşlarımıza yönelik itibar suikastları düzenleniyor. Öğrenciye burs veren vakıf ve derneklere saldırıyorlar.

SAKALLA UĞRAŞIYORLAR
İstanbul’da İETT’de şu anda sakallar bunlarla uğraşmaya başladılar. Bunu biz 12 Eylül’de yaşadık. O zaman İETT’deyim. Ne kadar sakallı varsa sakallarını kestiler. Belki ilginç gelecek, benim de sakalım vardı. Ya sakal ya istifa dediler. Ertesi gün istifamı verdim ayrıldım. 12 bin 500 lira alıyordum, özel sektörde dört kat fazlası maaşla işe girdim ve 50 bin lira. Allah bir yerden kapıları kapatıyorsa başka kapıları açıyor. Seçim döneminde takılan özgürlük maskesi yerini baskıya, faşizmi aratmayan tahammülsüzlüğe bıraktı.

DİYARBAKIR TEŞEKKÜRÜ
Cumartesi anneleri için Galatasaray’a giden sanatçılar, evlatları dağa kaçırılmış annelerin yanına niçin gitmiyorlar? Çünkü bunlar ikiyüzlü. Bazı sanatçılar Diyarbakır’a gidiyorlar diye haber aldım. Şahsım ve milletim adına onlara teşekkür ediyorum. Burada milletimizin uyanışı çok önemli. PKK terör örgütünü arkasına alan partinin neleri istismar ettiğini bilmesi bizim de anlatmamız lazım. O anaların yanındayız, devlet olarak elimizden geleni yapıyoruz. Bu terör örgütü kaçacak biz kovalayacağız. Er veya geç bu işin de hesabını soracağız. Ciğerpareleri dağa kaçırılan anaların direnişi, Kandil’deki kan tüccarlarına diz çöktürecektir.

PKK’YA ‘DUR’ DEMİYORLAR
Taksim’de 12-13 ağacın yeri değiştiriliyor diye kıyametler koparanlar... Ormanlarımız yakıldı. PKK bu ormanların yakılışını üstlendi mi, üstlendi. Peki bu ormanların yakılışını üstlenen PKK’ya karşı acaba şu anda çevre dostları niçin kalkıp da bunlara ‘Durun’ demiyorlar? Dürüst ve samimi değiller. Bu millet bir daha asla yeni 27 Mayısların, 12 Eylüllerin, 28 Şubatların yaşanmasına izin vermez. 3 Kasım 2002 itibarıyla vesayetin kapısı tekrar açılmamak üzere kapanmıştır.