Damla Peker
DOHA/ANKARA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nın, ‘İstihbarat birimleri CHP’nin içini karıştırıyor’ iddiasıyla ilgili “Bay Kemal buradan kendine çıkış yolları arıyor. Muharrem Bey senin içini gayet iyi anlatıyor. İstihbaratımıza gerek yok, Muharrem Bey yeter zaten” dedi. Katar dönüşünde gazetecilerin sorularını cevaplandıran Erdoğan özetle şunları kaydetti:

¥ Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başından ayrılmamasını mı istersiniz? Yoksa o gitsin yerine başka biri mi gelsin istersiniz?
Bizim için artı değer kazandırıyor. Görüldüğü gibi Bay Kemal CHP’yi yalan üretme merkezi hâline getirdi. Kumpasları da çok açık ve net ortada. Bir gün söylediğini ertesi gün inkâr ediyor. Çok ağır bir ifadeyle İzmir’den kendisine seslendim; ‘ben Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum. Sen genel başkanlığını ortaya koyuyor musun? Külliye’ye kim gelmiş, ne zaman gelmiş? Benimle nerede görüşmüş?’ dedim. Bir adam çıkardılar, ben o adamı hiç tanımam. Şimdi ismini duydum. Yalan yanlış plakalar uydurdu. Zavallı, Külliye’ye giren her aracın künyesinin tutulduğundan bilgisi yok. Bunların hepsi ortaya konunca da savunacak hâli kalmadı. Kemal Bey’in kalmasında fayda var. Hiçbir CHP’liye Genel Başkan olması gerektiği yönünde telkinde bulunmadım çünkü Sayın Kılıçdaroğlu’ndan daha ideal bir genel başkan olmaz.

¥ Kılıçdaroğlu istihbarat birimlerinin CHP’nin içini karıştırıldığını öne sürüldü. Böyle bir şey söz konusu mu?
İstihbaratın öyle büyük işleri var ki... Böyle basit işlerle uğraşacak vakti mi var? Bay Kemal buradan kendine çıkış yolları arıyor. Bunları söyleyerek ‘Bizim içimizde kumpas yok’ demeye getiriyor. Bay Kemal sen bunu git şu anda Muharrem (İnce) Bey’e anlat. Muharrem Bey senin içini gayet iyi anlatıyor. İstihbaratımıza gerek yok, Muharrem Bey yeter zaten.

¥ Son ABD ziyaretinizde S- 400 sistemi üzerinde ortak çalışma kararı alındı. Ancak bu arada ABD’den ismi açıklanmayan yetkiliden ‘Türkiye, bunu kullanmaması gerektiğini biliyor’ açıklaması geldi.
Nisan ayına kadar işleyen bir süreç var. Savunma ve Dışişleri Bakanlarımız bir araya gelerek bu çalışmayı yürütecek. Arkadaşlarımız çalışmayı yapacaklar. Bu çalışma kararı o günkü toplantımızın en verimli yanı olmuştur. Sayın Trump da orada ‘Bu çalışmanın neticesini görelim’ mesajı vermiştir.

¥ Son günlerde EYT üzerinden yeniden gündem oluşturuluyor. Kitlelerin etkilenmesine dönük çabaları nasıl yorumluyorsunuz?
EYT konusu; fazla uzun sürmez, kısa bir süre sonra bu olayın nasıl bir manipülasyon, ülke ekonomisini çökertmeye dönük bir adım olduğunu herkes kabul edecek. Bunun, ülkemize bir kazanımı yok, kaybettirir. Kaldı ki Bay Kemal kendi döneminde emeklilik yaşının yükseltilmesini savunan birisidir. Fakat burada tamamıyla siyasi davranıyor.

¥ EYT tartışmasında bir de aylık bağlama oranlarının düşmesi konusu da var.
Doğru değil. Türkiye’de emeklilik rejiminde iki ayrı tarihte düzenleme yapıldı. 2000 öncesi ve sonrası ile 2008’i izleyen süreç. Burada muhalefet şunu istismar ediyor; eskiden daha az prime karşın daha yüksek aylıkla, daha erken emeklilik vardı. Erken emeklilik, süper emeklilik gibi uygulamalar değiştirildi. Şunu ayırmamız lazım; 2008 öncesinde yatırılan prim ve alacağı emekli aylığı ile 2008 sonrası aynı değil. Düşme diye bir durum söz konusu değil. 2008’deki kadar yüksek artmıyor diyelim. Öyle bir tez ortaya atıyor ki halk oy versin diye siyaseten ve hesapsız konuşuyor. Vatandaş da ‘genç yaşta emekli olayım’ diye düşünüyor.

BARIŞ KORİDORUNU KATAR'LA YAPABİLİRİZ
3-4 Aralık’ta yapılacak NATO Zirvesi ve dörtlü zirve toplantısında ‘barış koridoru’ ile ilgili bağış konusunu gündeme getireceğim. Sayın Trump’a, Putin’e ve Temim’e bu konuları açtım. Katar NATO ülkesi değil ama bu konularda hassas bir ülke. Temim ‘barış koridoru’ projemizi çok beğendi. 120 kilometre uzunlukta, 30 kilometre derinlikte konutların yapımının başlaması gerek Suriye’de gerekse tüm dünyada mültecilerle ilgili bir örnek teşkil edecek. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir proje uygulaması yok. Gerçekleşirse ilk burada olacak. Katar’la birlikte de bu çalışmalar yürütebilir. Başka da çıkış yolu yok. Arap Liginin mensupları bu bölgeye bir kuruş destek sağlamış değil. Sonra utanmadan Türkiye’ye saldırıyorlar.

KATAR'A 18,5 MİLYAR DOLARLIK PROJE
Katar’daki ablukanın sona ermesi gerektiğini kaydeden Erdoğan “Düşmanlığın kimseye bir faydası olmaz. Katar’da şu an itibarıyla 500 civarında Türk firması var. Projelerin toplam değeri 18,5 milyar dolara ulaştı. İlişkilerimizi güçlendirmek için çalışmalarımız devam edecek” dedi.

KAZANDIN YA YÖNET HADİ BAKALIM
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kazandıkları birkaç belediyenin CHP’nin dengesini bozduğunu belirterek “Sekiz ay geçmeden kendilerini yerden yere atmaya başladılar. Şimdi de ‘Biz bu şartlarda Ankara’yı yönetemeyiz’ diyorlar. Niye yönetemiyorsun? Kazandın ya, hadi bakalım yönet” dedi.
AK Parti Grup toplantısında konuşan Erdoğan şunları kaydetti:
‘Ben işte buradan Ankara’nın suyundaki kirliliği gideremem’ diyor. Devletten alman gereken parayı alıyorsun. Öyleyse, şu andan itibaren parayı yönetme sanatını ortaya koyman gerekir. Kredi bulmak senin işin. Aynı şey İstanbul için geçerli. Biz de bu mesleği icra ettik. İstanbul’da üç ay gibi bir süre sonra havalar böyle giderse İstanbul susuzluğa doğru yürüyor. Benzer şey Ankara için geçerli. Ankara’da şu anda söylenen, özellikle atık su noktasındaki sıkıntılar. Yapacaksın arkadaş, çözeceksin bu sorunu. Mademki bu horona girdin, işi yapacaksın. Borç yiğidin kamçısıdır. Borçlanma noktasında da yine tabii ki Meclis belli sorumlulukları üzerine alamaz. Bunca yıl Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı yaptım. En çok hayıflandığım konulardan biri şöyle dişime göre bir ana muhalefet bulamayışımdır.
Erdoğan, CHP’li bir isimle Külliye’de görüştüğü iddialarıyla ilgili olarak da şunları söyledi: Şimdi biz de bu iddiaların neresini düzeltelim bilemiyoruz. Bunlar nasıl bir Külliye’de yaşadıklarını bilmiyorlar, herhâlde bunlar kendi merkezleri gibi zannediyorlar burayı.
‘Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum’ diyerek iddiayı yalanladım. Buna rağmen kendisi çıkıp delikanlıca ‘Hata ettim’ diyemedi. Zaten bu zatın klasik tarzıdır; akıl ve izan dışı her türlü iddiayı ortaya atar, sonra da ‘hadi cevap ver’ diyerek kenara çekilir. Şimdi yeni bir senaryo daha çıktı, ‘yatta bir aradaydılar’ (Muharrem İnce’nin sözleri) diyor. Ve yatta bir araya gelenler de şimdi birbirini suçluyor, ‘ben yatta yoktum’ diye. CHP kendi kendini bir ortaoyunu oynadı ve artık bitti.
Olmayan bir görüşmeyi ve olmayan bir konuşmayı ortaya atan gazeteciyi siciline binaen bir parça mazur görmek mümkün, nitekim bugünkü yazısında galiba özür diliyor. Bizden de dilemiş, teşekkür ederiz.
Bir Grup Başkanvekili (CHP) Meclis Genel Kurulunda Grup Başkanvekili’mize ‘Bu hanıma haddini bildiriniz’ diyerek imalı bir sataşmada bulunuyor, bir de orada ‘Ulan’ ifadesini kullanıyor. Sokaklarda da kendi anlayışlarına göre başörtülü hanımlara had bildirmeye kalkanlar ortaya çıkmaya başladı. Hani onlar icabında gözaltına alınıp tutuklanıp içeriye gönderilebiliyor, bunlar ise dokunulmazlık zırhına sarılarak bu ifadeleri kullanıyor.