ZİYNETİ KOCABIYIK
ORDU

Bir ülkenin gelişmişliğini gösteren anne ve bebek ölümlerinin önlenmesinde gelişmiş ülkeler seviyesine yaklaştık. Türk Alman Jinekoloji Eğitim ve Araştırma Hizmet Vakfı  (TAJEV) nın Ordu’da düzenlediği toplantıda konuşan TAJEV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, “20 yıl önce binde 50-60’larda olan anne ölümleri binde 20’ye, bebek ölümleri ise binde 28’lere kadar düşmüş durumda. Bu oran gelişmiş ülkeler seviyesine çok yakın; gelişmekte olan ülkelerden daha iyi durumda. Son yıllarda yenidoğan bakım ünitelerinin sayısının artması, bu ünitelerde görev yapan uzman hekim ve hemşire sayısındaki artış anne ve bebek ölümünü ciddi bir şekilde azalttı” dedi.
Kadınların kendi sağlıklarına ilişkin bilgi düzeyini yükseltmek amacıyla Türkiye çapında gerçekleştirilen TAJEV’in “Sadece Benim İçin” Projesi kapsamındaki toplantılar dizisinin 7.si Ordu’da düzenlendi. Hekim, hemşire, ebe, pratisyen hekim ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının katıldığı toplantının ardından bir de halk toplantısı yapıldı. 

KADINLARIMIZ KENDİ SAĞLIĞINI BİLMİYOR
2008 yılından bu yana süren proje kapsamında gidilen illerde kadınların kendi sağlıklarıyla ilgili çok az bilgiye sahip olduğunu gördüklerini anlatan Prof. Dr. Ünlü “Kadınların yaşadığı sağlık problemlerinin başında doğum kontrolüyle ilgili hurafeler var. Kadına doğum kontrolü dediğimizde,  çocuk doğurmasının tamamen engelleneceğini düşünüyor ve asla yaklaşmıyor. Oysa kadın istediği kadar çocuk dünyaya getirebilir. Doğum kontrolündeki amaç, hem kendisi hem de bebeğinin sağlığı için güvenli aralıklarla çocuk sahibi olmasının planlanması. İkinci önemli problem kısırlık. Ne zaman ne yapması gerektiğini bilmiyor. Bazen çok basit bir iki tavsiye ile çocuk sahibi olabiliyor. Üçüncü problem ise kanser taramaları ile ilgili. Bugün devletimiz en küçük birimlerde bile kanser taramalarını ücretsiz olarak yapıyor. Kadınların bunu bilmesi ve bu noktalara yönlendirilmesi gerekiyor. Biz TAJEV olarak bu tür bilgilendirmeleri yapıyoruz. Aynı zamanda sağlık personelini de bilgilendiriyoruz” dedi.

GÖÇMENLERDE ANNE BEBEK ÖLÜM HIZI YÜKSEK
Türkiye’nin anne bebek ölümlerinin düşürülmesi ile ilgili yakaladığı başarının göçmenlerin ağırlıklı olarak yaşadığı illerde görülmediğini aktaran Prof. Dr. Ünlü “Bizim anne bebek ölüm oranlarımız daha aşağıda olabilirdi. Ancak, göçmenlerin ağırlıklı olarak yaşadığı illerde ve özellikle Gaziantep’te anne bebek ölümleri, Türkiye ortalamasının iki katı düzeyinde. Gaziantep’te de 500-750 bin göçmen var. Doğurganlık oranı çok yüksek. Peş peşe doğum yapıyorlar. Bazısı dokuzuncu çocuğunu doğuruyor. Bilgisizler ve kontrole gitmiyorlar var.  Devlet olarak onlara çok ciddi hizmetler vermemize rağmen bu oran yüksek” dedi.

EBELER DOĞUMDA BAŞROLÜ OYNAMALI
Sağlık Bakanlığının, sivil toplum kuruluşlarının ve uzmanların bütün bilgilendirmelerine rağmen ülkemizde sezaryen oranları hâlâ çok yüksek. Türkiye ve Meksika neredeyse dünyanın sezaryen şampiyonu. Sezaryenin özel sektörde daha yüksek olduğunu,  devlet hastanelerinde de ideal rakama henüz ulaşılamadığını anlatan Prof. Dr. Cihat Ünlü “İdeal olan yüzde 25-30 düzeyidir. Bizde ise özel hastanelerde yüzde 70-80’lere çıkıyor. Genelde de yüzde 60 normal doğum, yüzde 40 sezaryen. Bazen bu yüzde 50, yüzde 50 oluyor” dedi
Sezaryenin hâlâ istenilen düzeye çekilememesinde hem hekime hem de hastalara bağlı sebepler olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ünlü, özellikle hekimlere yönelik malpraktis davalarının hekimleri normal doğumla risk almaktan alıkoyduğunu belirterek “Bazı durumlarda çuvaldızı kendimize batırmak gerekir. Hekim arkadaşlarımız uzun süre hastanın başında beklemektense sezaryenle bebeği almayı da tercih edebiliyorlar. Öte yandan bazı anne adayları ağrı çekmemek için bir an önce olsun bitsin duygusuyla sezaryen istiyorlar” dedi.
Doğumda ebelerin rolünün güçlendirilmesinin sezaryenlerin azaltılmasında önemli rol oynayabileceğine işaret eden Prof. Dr. Ünlü “Kadın doğum hekiminin yükünü azaltan ebelerin hem sayısı hem de eğitimi artırılmalıdır. Ebelere verilecek yetki ve sorumlulukla ebeler doğumda etkin rol alabilirler. Yurt dışında doğumun patronu ebelerdir” dedi.

ELİNDE DOĞUM LİSTESİYLE GELEN KADIN VAR
Kadınların kendi sağlıklarıyla ilgili uzmanlardan daha çok sosyal medyada popüler olan anne bloger’lar ve medyadan etkilendiklerini söyleyen Prof. Dr. Cihat Ünlü “Kadınların bilgi aldıkları pek çok kaynak var. Sosyal medyadan, televizyondan, internetten bilgi alıyorlar. En çok da hamile kaldıktan sonra sosyal medya blog’u açan ve takipçisini artıran sosyal medya fenomenlerinden etkileniyorlar. İnanmazsınız elinde uzun bir liste ile gelenler var. “Bana kesinlikle damardan herhangi bir şey verilmesini istemiyorum”, “Herhangi bir kesi yapılmasın”, “anestezi verilmesin”, “Oda tamamen karanlık olsun”… gibi birçok başlık var listede. Ancak doğum eyleminin başladıktan sonra nasıl devam edeceğini en baştan tamamen bilemeyiz. Doğumda bir şeyler ters gittiğinde müdahale etmek şart” dedi.

ANNE ADAYININ KORKULU RÜYASI
Gebelik boyunca anne adaylarının en korktuğu sağlık problemlerinden biri kanamalar. Her hamileliğin yüzde 30’unda gebeliğin ilk üç ayında kanamalar görüldüğünü söyleyen TAJEV Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Cem Demirel  “Bu kanamalar düşük tehdididir ancak büyük bir bölümünde herhangi bir problem yaşanmadan gebelik devam eder ve sağlıklı bir bebek dünyaya gelir. İlk üç ayda meydana gelen kanamalarda hemen hastaneye gidilmelidir. Bazı durumlarda progesteron iğnesi ile gebeliğin devam ettirilmesi sağlanır” dedi. Gebeliğin son üç ayında yaşanan kanamaların ise riskli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Demirel “Bu durumda hemen müdahale gerekir. Kanama azsa ve anne bebeğin sağlığını tehdit edecek düzeyde değilse doğum zamanını mümkün olduğunca geciktirecek tedbirler alınır. Eğer anne bebek sağlığı tehlikede ise bebek erken alınır. İlk doğumunu sezaryenle yapan kadınların diğer gebelikleri kanama açısından risklidir” dedi.