ZİYNETİ KOCABIYIK

Şovmen Cem Yılmaz’ın oyunlarını izleyenler ya da Youtube’dan takip edenler “fıtık”la ilgili esprisini çok iyi bilir. Herhangi bir muhabbette konu fıtığa deldiğinde sohbet, “Fıtık. Kaynımda da var...” esprisi ile biter. Yılmaz, oyunda askerliği sırasında Ankara GATA’da geçirdiği fıtık ameliyatını anlatır. Bol bol ameliyatını yapan doktorundan söz eder. 2001 yılında askerlik görevini yaparken fıtık ağrısı çeken ve bıçak altına yatan Yılmaz, aradan 10 yıl geçtikten sonra yeniden fıtık teşhisi aldı. Sanatçının her iki ameliyatını da Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu yaptı.
Antalya’da düzenlenen 29. Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi’nde Cem Yılmaz’ı 2 defa ameliyat eden Prof. Dr. Şehirlioğlu ile bel ağrıları ve fıtık konusunu konuştuk. “Her bel ağrısı fıtık değil” diyen Prof. Dr. Şehirlioğlu, bel ağrılarının nelerden kaynaklandığını anlattı.

TÜMÖRLER DE BEL AĞRISI YAPABİLİR
Her yetişkinin hayatının bir döneminde mutlaka çeşitli sürelerde bel ağrısı çektiğini ifade eden Prof. Dr. Şehirlioğlu, “Bel ağrısı, yaygınlığı, sebep olduğu iş gücü kayıpları, uzun süren tedavisi yüzünden hayat kalitesini olumsuz etkileyen öönemli sağlık problemidir. Ancak ağrının kaynağını iyi belirlemek gerekir. Kaynağını belirlediğimiz ağrıyı daha kolay tedavi edebiliriz” dedi.
İç organlardaki bazı hastalıkların bel ağrısı ile belirti verebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Şehirlioğlu, “Böbrek hastalıkları, kadın hastalıkları, iç organlardaki tümörler de bel ağrısı ile kendini gösterebilir. Bunlara yansıma ağrıları diyoruz. Durup dururken başlayan ve özellikle geceleri artan omurga ağrıları muhakkak surette tümörleri düşündürmelidir” diye anlattı.

HAREKETSİZLİK BELE ZARAR
Hareketsiz hayat ve aşırı kilonun da, bel ağrılarının sebepleri arasında olduğunu belirten Prof. Dr. Şehirlioğlu, “Egzersiz azlığı sebebiyle güçsüzleşen bel kasları ve aşırı kilonun verdiği ağır yük, bel ağrısına sebep olur. Bu ağrıların ilacı hareket etmektir. Günde 5 bin adım yürümek yaşla birlikte görülen kemik kaybını yüzde 50 oranında azaltır. Hareket hem kemikleri güçlendirip hem de kasları harekete geçirerek bel ağrısına iyi gelir” dedi.
Romatizmal hastalıklar olarak adlandırılan ancak omurgayı hasarlayan ankilozan spondilit ya da romatoid artrit gibi hastalıkların da bel ağrısı yaptığına işaret eden Prof. Dr. Şehirlioğlu, “Omurganın yapısının zaman içinde bozulması da ağrıya sebep olur. Bunun yanında tüberküloz ya da süt ve süt ürünlerinden bulaşan Brucella gibi enfeksiyon hastalıkları, kemik enfeksiyonları da bel ağrısı yapar” diye konuştu.

FITIK BAZEN BEL AĞRISI YAPMAZ
Ağrının kaynağını belirlerken kas, kemik ya da kemik dokuya bağlı yumuşak dokular ve bağ dokularının hasarının da bel ağrısına yol açabileceğine işaret eden Prof. Dr. Şehirlioğlu, “Bazen çok basit bir kas gerilmesi şiddeti bel ağrısı ile kendini gösterir. Ağır yük kaldırmak, kaza sonucu ortaya çıkan travma ve özellikle zorlayıcı hareketler omurların yapısını bozar. Bunun sonucunda omurlar arasındaki disk dışarı çıkar ve bel fıtığı oluşur. Omur yapısının bozulması bel kaymasına ve ağrıya da yol açar. Ancak fıtık her zaman bel ağrısı ile kendini göstermez. Genelde fıtıklarda ağrıyı belde hissetmekle beraber, esas olarak fıtığın etkilediği alana göre bacağın altına kadar, kalça altından ayak altına kadar gidebilecek ağrıları, uyuşmaları, karıncalanmaları olabilir. Özellikle yaşlı hastalarda gördüğümüz omurilik daralması durumunda hasta tam olarak bel ağrısı ile bize gelmez. Ancak yürümekte zorlandığını söyler” dedi.

KAMBURLUK ARTTI
Çocuklarda toplumun “Deprem Dede” hastalığı olarak bildiği skolyoz yani omurganın eğrilmesi probleminin giderek arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu “Günümüzde çocukların egzersiz yapmaması, gününü tabletle geçirmesi ve bu yüzden sürekli olarak eğik olarak oturması, ağır sırt çantaları taşımaları sebebiyle skolyoz görülme sıklığı arttı. Çocuklar genellikle ileri safhada hekime geliyorlar. Çünkü çocuklar bol giyiyorlar, kız çocukların saçları omuzlarını örtüyor. Bunun sonucunda omurga eğikliği tamamen tesadüfen teşhis ediliyor.

OMUZ DENGESİ ÖNEMLİ
Anneleri çocukların iskelet yapısını onları telaşlandırmadan bir iki ayda bir kontrol etmeleri konusunda uyaran Prof. Dr. Şehirlioğlu, “Çocuğun dik durmasını isteyerek iki kürek kemiği arasında yükseklik farkı olup olmadığına bakın. Karşıdan bakıldığında iki omuz dengesinin yerinde olup olmadığına dikkat edin. Kız çocuklarında erkek çocuklara oranla dört kat daha fazla görüldüğü için kızlara biraz daha özen göstermek gerekir” diye konuştu.