ZİYNETİ KOCABIYIK

Mutluluk ne demek? Bir duygu mu? Bir karakter özelliği mi? Herkes tarafından kabul gören tek bir anlamı var mı? Sadece mutsuz olmamak, mutlu olmaya yetiyor mu?
Doktor Eczacı Metin Uyar da “mutluluğu” kafaya takmış; bütün bu soruların cevaplarını araştırmış. Dünyanın farklı ülkelerinden sayısız yayın, makale, araştırma sonucu ve kitap okumuş. Doktora tezi için 740 beyaz yaka ve mavi yakalı çalışanla görüşerek onların mutluluk hâlleri ile sağlık riskleri arasındaki ilişkiyi incelemiş. Mutluluk hâline etki eden biyolojik, psikolojik ve toplumsal unsurları araştırmış. Dünyanın farklı ülkelerinde yaptığı gözlemlerle elde ettiği 100’ün üzerindeki mutluluk tavsiyesini de geçtiğimiz günlerde yayınlanan ilk kitabı “Mutluluk Doktoru” kitabında toplamış…
Kitabın yazarı Metin Uyar ne şimdilerin moda mesleği “yaşam koçu”, ne insanlara mutluluk öğretmeye çalışan “organik yaşam gurusu” ne de psikolog… Kim mi? Genç bir eczacı, başarılı bir gazeteci, genç ve başarılı bir akademisyen…  1990 doğumlu. 2013 yılında Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden ‘yüksek onur derecesi’ ile mezun olmuş. Yirmi iki yaşında günlük bir gazetede köşe yazarlığı yapmaya başlamış. Yirmi dört yaşında Medipol Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamış. Yirmi sekiz yaşında İstanbul Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde Ana Bilim Dalı Başkanı olmuş… Bu arada gazetedeki köşesinde iyilik hâli ve sağlık üzerindeki yazılarını yazmaya devam etmiş. Uyar’la bütün dünya milletlerinin mutluluk anlayışını araştıran yüzlerce çalışmanın sonucu olan mutluluk tavsiyelerinden damıtılmış, “reçetesi içinde saklı” bir sohbet yaptık…

İLHAM KAYNAĞIM ANNEM
¥ Mutlu olmayı öğreten onlarca kitap varken sana “Ben de bir tane yazayım” dedirten hikâyen oldukça ilginç. Anlatır mısın nasıl ortaya çıktı ‘mutluluk doktoru’ fikri?
Aslında doktora tezimden esinlendim. Tezimin çıkış noktası da annem ve babamın hayata bakışı arasındaki farklılıklardı. Babam aşırı pozitif, her olayın olumlu tarafını görebilen bir insan. Tabii bu durum kötü bir olay yaşadığında ondan bir ders çıkarmadığı anlamına gelmiyor. Çıkarması gereken dersi çıkarıyor, yapması gerekeni yapıyor ve mutlu yaşama tekrar dönüyor.  Annemse öncelikle olayların “ama”, “keşke” tarafına odaklanan ya da yüzde bir meydana gelebilecek olumsuz bir durum varsa, o ihtimali daha ön planda tutabilen bir kişi. Ancak kitapta da yazdığım gibi mutlu olmayı seçmek ya da seçmemek yaklaşık olarak yüzde 40 oranında bizim kontrolümüzde. Annem de öyle yaptı. Mutluluk bakış açısını seçti. Ne mi oldu? Bambaşka bir insan oldu. Eskiden olan fibromiyalji ağrıları neredeyse tamamen kesildi. Daha sık hastalanırdı; olaylara pozitif bakmak muhtemelen bağışıklık sistemini olumlu etkiledi. Artık kolay kolay hastalanmıyor. Annemdeki değişimi görmek beni çok etkiledi ve mutluluğun öğrenilebilir bir şey olduğuna karar vererek araştırmaya başladım.

MUTLULUK SON DURAK DEĞİL
¥ Gerçekten öğrenilebilir mi? Bir formülü var mı?
Ne kadar mutlu olacağımızı belirleyen güç büyük ölçüde bizim elimizde. Mutlu olmaya kendimizden başlamak gerek. Mutlulukla aramıza koyduğumuz engelleri gözden geçirelim. ‘Onunla evlenirsem mutlu olacağım’, ‘Bir taşınayım yeni hayatım çok mutlu başlayacak’. Çoğu kişi tarafından mutluluk, ulaşılması gereken bir varış noktası olarak görülüyor. Oysa mutluluk son durak değil. Tam tersine amaçlarımıza ulaşmak için takıntı yapıp çırpındıkça mutluluktan uzaklaşıyoruz. Aslında mutluluk formülü için hem çok basit hem de çok zor diyebiliriz.  

ELİNİZDEKİNİN KIYMETİNİ BİLİN
¥ Mutluluk algısı kişiden kişiye göre değişir mi?

Elbette. Aynı olayı yaşayan bir insan çok mutlu olurken bir başkası çok mutsuz olabiliyor. Farz edelim iki kişiye çok büyük bir para miras kaldı. Biri ‘Bu para sayesinde sevdiğim dostlarımla çok güzel tecrübeler biriktirebileceğim, ihtiyacı olanlara yardımcı olabileceğim, bu benim için çok güzel bir fırsat’ diyebilir. Diğeri ise ‘Herkes benimle param için arkadaş olacak, ya bu paramı çaldırırsam ya bu parayı kaybedersem’ diye sürekli kaygı duyabilir… Dolayısıyla bence mutluluk olumlu ve olumsuz olayları nasıl değerlendirdiğinizle ilişkili. Kendimize şu soruları sormalıyız: Menfi bir olayı gerçekten çok abartıyor olabilir miyiz? Abarttığımız kadar kötü bir noktada mıyız? Bu sadece bizim başımıza mı geliyor? Yaşadığımız bu olayın ya da genel yaşantımızın hiç mi pozitif tarafı yok? Müspet olduğunu düşündüğümüz durumlara da şöyle bakmamız gerek: Ben bu durumun hakkını verebiliyor muyum?
Dün mesela öğrencilerle biraz sohbet ettim. “Hepinizin hayatında kesinlikle iyi ki var dediğimiz insanlar, iyi ki buradayım dediğiniz birtakım şartlar, sahip olduğunuz nesneler vardır. Peki bunları gerçekten kendinize hatırlatıp hakkını verebiliyor musunuz? Bunların farkında olduğunuzu kendi zihninize hatırlatıyor musunuz? Olay bu bence…

¥ Bu, şükür mekanizmasını getiriyor insanın aklına.
Aynen öyle. Çoğu zaman eksiklikler o kadar büyüyor ki, gözümüzde var olanı görecek alan bırakmıyor. Elimizdekinin kıymetini kaybedene kadar anlayamıyoruz. Bilim adamları sabır, minnet ve şükür duygularının mutluluğu artırıcı, depresyonu azaltıcı etkisi olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca barışmak da önemli. Küs olduğunuz bir arkadaşla barışmak o kişiyi affetmiş olmayı gerektirmez. Kin tutmayı bırakmak sizi özgür kılar.

¥ Senin en mutlu olduğun anlar, yerler neler? Mesela seyahati çok sevdiğini biliyorum.
Ben üretince çok mutlu olan bir insanım. Ürettiklerim insanlara değdiğinde çok mutlu oluyorum. Kitapta hepimizin mental detoksa ihtiyacı olduğunu söylüyorum. Çünkü günümüzde çok ciddi uyaranlarla karşı karşıya kalıyoruz. WhatsApp mesajları, telefonlar… Ben normal hayatında gece gündüz fark etmez çok çalışan bir insanım. Ama tatile gittiğimde sadece ben, yanımdaki kişi yaşadığım an ve en fazla Instagram var. Dolayısıyla gerçekten o anda zihnimi uçak moduna alıyorum, o an o tecrübeyi yaşıyorum. Zaten mutluluğun tanımlarından biri de anda kalabilmek. Dolayısıyla tatiller beni çok mutlu ediyor. Çünkü güzel tecrübeler biriktiriyorum. O anı anda kalarak yaşayabiliyorum, uyaranlara çok daha az maruz kalıyorum.   

GÜNÜMÜZ İNSANI YALNIZ VE MUTSUZ
¥ Günümüzde en önemli mutsuzluk kaynakları neler?

Sosyal desteklerin azalması ve insanların yalnızlaşması. Eskiden daha geniş aileler, komşuluk ilişkileri vardı. Başına bir şey gelirse seni koruyacağına inandığın insanlar vardı. Başına bir şey gelse yandaki komşunun kapısını çalıp bir şey isteyebilir misin? Bu bir soru işareti. Bu sosyal destek mekanizmalarının azalmış olması günümüzde insanları çok mutsuz ediyor. Mutluluk için güçlü bir sosyal sermayemizin olması lazım. Dünya üzerinde “Blue Zone” denilen uzun yaşayan kişilerin bulunduğu ve sağlık göstergelerinin çok iyi olduğu yerlerde yapılan araştırmalar, insanların çok güçlü sosyal ilişkilerinin olduğunu, üretken olduğunu ve ürettiğini paylaştığını, toplulukta birinin başına bir şey geldiğinde maddi ya da manevi çok yardımcı olduğunu görüyoruz. Bence bugün biz bunları kaybettik.

MUTLULUK GÜNLÜĞÜ TUTUN
Hayatınızda sizi mutlu eden güzel şeyleri yazın. Yani bir mutluluk günlüğü tutun. O yazdıklarınız bu hissi tekrar size hatırlatsın. Tatiller bu anlamda da çok mutlu ediyor. Çünkü ben instagramı bir mutluluk günlüğü gibi kullanıyorum. Tatile çıktığımda orada çektiğim bir fotoğrafın kalıcı olarak bulunması, sonra sıkıldığım, bunaldığım bir anda instagramımı açıp, orada bir arkadaşımla gördüğüm fotoğrafım beni o ana geri götürüyor. Hikâyede gördüğüm kahve beni o kahve deneyimine geri götürüyor. Gördükçe de mutlu oluyorum.

BEKLENTİLERİNİZ GERÇEKÇİ OLSUN
¥ Birçok kaynakta farklı mutluluk tarifleri yapılıyor. Sence mutluluk ne?
Mutluluk aslında kişinin genel olarak kendi hayatına dair pozitif bir algıya sahip olması. Bunun çok çeşitli parametreleri var. Bir tanesi kişinin beklenti düzeyi. Kendinize ait gerçekçi bir farkındalığınız yoksa yani hatalarınızı ve sevaplarınızı objektif olarak göremiyorsanız,  beklentilerinizi de gerçekçi oluşturamıyorsunuz. Sahip olabileceklerinden çok daha fazlasını hedefleyen kişi, bu hedefi ararken başına çok güzel bir şey de gelse farkında olmuyor. Başına gelen ya da sahip oldukları beklentilerinin altında kaldığı için kendini mutsuz hissediyor. Çünkü günün sonunda mutluluk, bir his aslında.