Delice ilçesinde 10 milyonluk bir yatırımla Türkiye’nin en büyük doğal kaynak suyu tuzlasında kurulan tesiste, dağların eteklerinden çıkan suyun sera tipi havuzlarda toplanıp güneş ışınlarıyla buharlaştırılması sonucu kimyasal işleme maruz kalmadan doğal yöntemlerle tuz üretimi yapılıyor.

Mineral zenginliğiyle öne çıkan tuz, başta ABD, Almanya, Japonya, İngiltere, Avustralya, Belçika, Kore ve Yeni Zelanda gibi ülkelere ihraç edilirken dünyaca ünlü futbol takımlarından Arsenal’a da gönderiliyor.

Yurt içinde ve yurt dışında talep gören 'Delice Tuzu' için Kırıkkale Ticaret Sanayi Odası (KTSO) tarafından Türk Patent ve Marka Kurumuna coğrafi işaret tescil belgesi başvurusunda da bulunuldu.

Kırıkkale Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğretim Görevlisi Ogün Bozkaya, ‘Delice Tuzu’nun hem Dünya Gıda Kodeksi hem de Türk Gıda Kodeksi ile tuz tebliğine göre değerlendirdiğini ve kanser tedavisinde kullanılması için çalışmaların devam edildiğini söyledi.

“Rafine tuzlarına göre sodyum elementinin de düşük”
‘Delice Tuzu’nun sodyum diyeti yapan hastalar için avantajlı olduğunu ifade eden Bozkaya, şöyle konuştu:
“Fiziksel özelliklere ve mineral içeriğine yoğunlaştık. Dolayısıyla yapmış olduğumuz çalışmalar sonucunda sodyum klorür içeriğinin bir gıda maddesi içeriği taşıdığını da gözlemledik ve miktar olarak yüzde 98 civarında olduğunu tespit ettik. Tabi bunun yanında sodyum elementinin de düşük olması diğer tuzlara göre, özellikle rafine tuzlarına göre sodyum elementinin de düşük olması miktarsal olarak. Özellikle sodyum diyeti yapan hastalar içinde avantajlı bir durum, en azından sevindirici bir haber. Bununla beraber içerisinde birçok minerale de rastladık. Bunun içerisinde kalsiyum, potasyum, magnezyum, stronsiyum elementleriydi. Bunların bilimsel literatür ışığında faydalarını da raporlandırdık.”

“Ağır metal bulunmadığını tespit etmiş olduk”
Bozkaya, bulguları hem Dünya Gıda Kodeksi hem de Türk Gıda Kodeksi ve tuz tebliğine göre değerlendirdiklerini belirterek, "Dolayısıyla çalışmalarımızı da o yönde detaylandırdık ve bulgularımız sonucunda Türk Tuz Tebliğine aykırı bir durumun olmadığını, yapısında hiç ağır metal bulunmadığını tespit etmiş olduk. Bu da çok sevindirici bir haber. Tuzun doğal olarak gelmesi neticesinde ve etrafında bir fabrika tesisinin olmaması da en azından içinde ağır metallerin olmadığını gösteriyor" ifadelerini kullandı.

“Kamuoyunda çok ses getiren mineraller var”
Tuzun sıvı halinin mineral açısından daha zengin olduğunu belirten Bozkaya, “Şununla da karşılaştık biz tuzlarla yapmış olduğumuz çalışmada hem katı halini hem de kaynaktan çıktığı halini incelemiş olduk. Su halinin mineral değeri katı haline göre bir nebze daha yüksek olduğunu da tespit etmiş olduk. Sıvı haliyle de kullanılabilir olduğunu gördük. Mineral açısından daha zengin olduğunu tespit ettik. Bununla beraber kamuoyunda çok ses getiren mineraller var örneğin; iyot, özellikle guatr hastalarının kullanırken dikkat etmesi gereken bir mineral. Tuzun yapısında da doğal olarak iyota da rastlamış olduk. Tabi bu bulguların her birinin bir limiti de var. Limitleri de değerlendirmiş olduk yani minimum ve maksimum limitlerinin de değerlendirdiğimizde tuzun yapısında ki hiçbir mineralin sağlık kriterleri açısından bir probleme neden olmadığını da gözlemlemiş olduk” şeklinde konuştu.

“Dünyaca ünlü tuzlarla eş değer”
Kanser hücreleri üzerine çalışmaların laboratuvar ortamında devam ettiğini kaydeden Bozkaya “Sonuçlandığı zaman umulur ki halkımıza sevindirici bir haber verilebilir. Şu an farklı üniversitelerde de çalışmaların olduğunu biliyoruz. En önemli nokta da coğrafi işaretleme yapılıyor. İçeriğindeki elementlerin de göz önünde bulundurduğumuz zaman dünyaca ünlü tuzlar arasında da bir yere sahip. Biz bunu kendi raporumuzda da ifade etmiş olduk. O dünyaca ünlü tuzların yayınlamış olduğu bulgularla karşılaştırdığımız da eş değer ver daha iyi olduğunu da bazı noktalarda tespit etmiş olduk” diye konuştu.