Uluslararası Biyoteknoloji Kongresi başladı. 11 Eylül'e kadar sürecek organizasyonda yurt içi ve yurt dışından alanlının uzmanları paneller düzenleyecek. BIO Türkiye Organizasyonu (2021) içerisinde yer alan BIO Türkiye-Uluslararası Biyoteknoloji Kongresi ile biyomühendislik, farmasötik, hücre ve gen tedavileri ve gıda biyoteknolojisi alanında bilimsel katkıda bulunan, biyoteknolojik ilaç ve aşı üreten farklı platformları bir araya getirerek güncel bilgilerin aktarılması ve paylaşılması amaçlanıyor. Kongre, biyoteknoloji alanının multidisipliner özelliği nedeniyle ilgili tüm bilimsel disiplinlerden katkı sağlayacak içerik ve kapsamla düzenleniyor.

"Dünya genelinde toplam 222 milyonluk bir vaka sayısı bulunuyor"

Kongrenin ilk gününde gerçekleşen panellerde alanının uzmanları aşı üretimi ve aşı teknolojileri konusunda bilgiler verdi. Kongrede TÜSEB destekli Covid-19 aşı projelerinin anlatıldığı oturumda konuşma yapan Doç. Dr. Serap Derman, “Dünya genelinde toplam 222 milyonluk bir vaka sayısı ve 4,5 milyonluk bir vefat sayısına ulaşmış durumundayız. Bu süreçler hastalıklara karşı aşı ve ilaç çalışmalarının önemini bir kez daha gösterdi. Dünyada yapılan birçok aşının iki doz şeklinde yapıldığını görüyoruz. Bizim kendi aşı projemizde de iki dozlu aşılama gerçekleşiyor. Projemizin amacı, Covid-19'a karşı peptid ve rekombinant protein temelli aşı formülasyonlarının geliştirilmesi in vitro/in vivo immün yanıt oluşturma potansiyellerinin değerlendirilmesi ve viral enfeksiyona karşı koruyucu etkinliklerinin tespit edilmesidir. Mutasyon ve bu süreçte gerçekleşecek durumları takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.

"Canlı aşı kullandığımız zaman adjuvanlara gerek kalmıyor, bunlarda yan etki çok fazla görülüyor"

Biyolojik Biyoteknolojik Ürünler Aşılar, Aşı Üretim Teknolojisi ve Covid-19' adlı oturumda ise Prof. Dr. Sevda Şenel, aşı formülasyonları ve adjuvanlar (destekleyiciler) hakkında önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Şenel, "Aşı formülasyonundan bahsedersek, konvansiyonel bir aşı formülasyonu antijen içerir. Genel olarak konvansiyonel aşılarda antimikrobiyal koruyucular olabilir ancak daha önemlisi adjuvanlardır. Biz patojenleri ya canlı ya da ölü olarak kullanıyoruz. Canlı aşı kullandığımız zaman adjuvanlara gerek kalmıyor, bunlarda yan etki çok fazla görülüyor. Bu nedenle biz ya inaktive ederek kullanıyoruz ya da bu patojenlerin aktif olan kısımlarını alıyoruz" dedi.

Aşılarda preklinik çalışmalar konusunda açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Turgut Emrah Bozkurt da, "Preklinik çalışmalar için pratikte önemli bazı noktalardan bahsetmek istiyorum. İmmünojenisite çalışmalarında kullanılan hayvan türü, modelinin uygunluğu ve seçilme sebebi bilimsel olarak gerekçelendirilmelidir. Gruplarda kullanılan hayvan sayısı ve istatistiksel analiz uygun olmalıdır. Yeni bir adjuvan kullanılıyor ise adjuvana ait immünojenisite verileri sunulmalıdır. Antikor ölçümleri standardize yöntemlerle gerçekleştirilmelidir” diye konuştu.

Kongrenin ikinci gününde ise, 'İleri tıbbi tedavi ürünler ve güncel yaklaşımlar', 'Hücre ve gen tedavilerine güncel yaklaşımlar' ve 'Biyoteknolojik yöntemle gıda katkı maddelerinin üretimi' konularında uzman isimler bilgiler verecek.