ÖMER TEMÜR

Bir fotoğraf. Çinli bir asker, Mao Zedong'un Pekin'deki Tiananmen Kapısı'ndaki portresinin önünde güvenlik kameralarının yanında nöbet tutuyor. Çin, geçmiş, gelecek ve teknoloji... Fotoğraf karesi aslında her şeyi özetliyor.
Mao'nun sosyalist bir sanayi toplumuna zorla girme teşebbüsü on milyonlarca Çinlinin hayatına mal oldu. Tarihçilerin tahminine göre yalnızca o dönem 56 milyon kişi hayatını kaybetti. Bu da Mao'yu bütün zamanların en büyük katili yapar. Bundan sonra, Büyük Proleter Kültür Devrimi (milyonlarca ölüm ve sayısız hayat paramparça oldu) ve elbette 1989’da Tiananmen Meydanı’nda gördüklerimize, demokrasi protestocularına bakan hükûmet tankları geldi. Ancak şimdi Çinli komünistler nüfusu kontrol altına almak için daha akıllıca bir yol keşfetmiş.
‘Sosyal kredi’ sistemi adını verdikleri bu metotla Çin, vatandaşlarını ‘ne kadar iyi’ ve ‘kötü’ olarak derecelendirecek. Şu an Çin'de Alibaba ve Tencent gibi teknoloji devlerinin de içinde olduğu sistem kapsamında 40 farklı proje yürütülüyor. Projede Pekin yönetimi 'kara liste' ve 'kırmızı liste' olmak üzere ulusal çapta iki liste tutuyor. Kırmızı listedeyseniz ne âlâ ama kara listedeyseniz Çin millî sınırları bir anda yarı açık cezaevinin sınırlarına dönüşebilir.

SOSYAL KREDİ SİSTEMİ NEDİR?
Basitçe söylemek gerekirse başlangıç skoru 600 olan 350 ile 950 arasındaki üç basamaklı bir sayı, bir kişinin kredi başvurusunun onaylanıp onaylanmadığını, ülke sınırları dışına çıkıp çıkamayacağını, trene ya da uçağa binip binemeyeceğini, koleje ya da otele gidip gidemeyeceğini belirliyor. Bu kapsamda bir Çin vatandaşı faturalarını düzenli ödeyip “iyi” bir şey yapıyorsa düzenli kan bağışıyla da puanlarını artırabilir. Tersini yaparsa yani köpeklerini tasmasız yürütmek gibi otoritelerin hoş karşılamadığı hareket hâlinde de puanlar düşebilir. Şu an Weibo adlı sitede Çin hükûmetini eleştiren birinin çocuğu 'elit' kabul edilen bir okula alınmıyor. Kara listedeki insanlar TikTok videolarında yayınlanıyor, WeChat adlı sitede de konumu gösteriliyor.
Ulusal Kamu Kredi Bilgilendirme Merkezine göre, geçtiğimiz sene insanların 17,5 milyon defa uçuş satın alması ve 5,5 milyon kişinin de trene binmesi engellendi. Ayrıca geçen yıl ödenmeyen vergiler sebebiyle 128 kişiye yurt dışı yasağı konuldu.

ŞİRKETLER DE CEZALANDIRILACAK
Kimilerine göre bu Çin’i daha iyi bir topluma dönüştürecek. Peki, ya insanlık Pavlov’un deneyine tabi tutuluyorsa? Kimilerinin dile getirdiği bu iddia hiç de yabana atılacak gibi görünmüyor. Çünkü sistem sadece insanları kontrol üzerine kurulmamış. Şirketlerin de bir notu olacak. Kara listedeki bir şirket devlet sözleşmelerini, banka kredilerini kaybedebilir ve hatta ülkeye ürün ithalatı yapmaktan menedilebilir. Bu şekilde geçen yıl 290 bin defa çalışanların şirketleri temsil etmeleri veya üst düzey mevkilere erişmeleri engellendi.

DİJİTAL AYAK İZİ VE YAPAY ZEKÂ HÂKİMLERİ
Sosyal kredi sisteminde dijital ayak izleri delillere, deliller ise yapay zekâ hâkimleri tarafından hükümlere dönüşüyor. Hem de çok yakında. Önümüzdeki sene bütün ülke genelinde uygulamaya konulacak sistem, yeni dünya gücünün dijital hegemonyası hakkında daha fazla ip ucu verecek. Ama görünen o ki, mahremiyetin olmadığı karanlık bir gelecek insanlığı bekliyor.

Silikon Vadisi hukuku yolda
Sadece Çin’de değil, Silikon Vadisi’nde de sosyal kredi sistemine benzer uygulamalar yapılıyor. Ev kiralama sitesi Airbnb, hem ev sahibi hem de gezgin modundayken sizi düşük puanlama ve olumsuz yorumlar sebebiyle engelleyebiliyor. Uber için de aynısı geçerli. Pek çok kullanıcı sadece müşterilerin sürücüleri puanlandığını düşünüyor ancak sürücülerin de sizi puanlaması için bir sistem var. Eğer belli bir çıtanın altına düşerseniz Uber sizi engelleyebiliyor. Dünyanın en çok tercih edilen mesajlaşma servislerinden biri olan WhatsApp'ta eğer çok sayıda kişi tarafından bloke edilmişseniz uygulama tarafından engellenebiliyorsunuz. Üstelik bu yargı sistemi ve kurallar çerçevesinde kullanıcının itiraz hakkı bile yok. Yani demek oluyor ki, fertlerin hukuki haklarının yanı sıra özgürlükleri de tehlikeye girmiş oluyor.

SON HALKA ÇİP TAKMA


Çin’in sosyal kredi sistemini konunun uzman isimlerinden ünlü stratejist Abdullah Çiftçi’ye sorduk.

Çin sosyal kredi sistemi ile neyi amaçlıyor?

21. yüzyılda 4. Sanayi Devrimi (Otonom Üretim), robotlar ve 5G ile hızla kullandığımız ev cihazları ve nesneler internete bağlanıyor. Çin şehirlerdeki kameralı yüz tanıma sistemi, uçan kuş robotlar ve yapay zekâ polisi ile vatandaşlarını kontrol ederek ödül ve cezaya dayalı bir “sosyal kredi sistemi” uygulaması geliştiriyor. Çin’deki vatandaşların yüzde 80’nin bu sistemden memnun olduğunu düşünmüyorum. Çünkü sistem her yerde uygulanmıyor ve veri eksik.

¥ Çin’in sosyal kredi uygulamasının üç ana amacı var.
Birincisi ekonomik sebepler: Ülkedeki kişi, şirket ve kurumların ekonomik hareketlerini kontrol edip “big data” meydana getirmek ve “dijital ekonomi düzenine” geçmek. Çin burada elde ettiği veriler ile ekonomi piyasasındaki hareketleri izleyerek genel ekonomik gidişatı, dalgalanmaları vs. tahmin edip tedbir almak istiyor.
İkincisi, toplumda asayiş düzenini kontrol etmek. Kanunları çiğneyen kişileri listeleyip ifşa ederek sosyal kredi sistemi kapsamındaki cezaları uygulamak suretiyle caydırmak ve diğer vatandaşları korumak.
Üçüncüsü ise “vatandaşlarına ne düşünmesi, nelere iyi, nelere kötü demesi gerektiğini, hatta yaşama şeklini dikte ederek” insana ait bütün kavramları dijital olarak yeniden tamamlama peşindeler.
İlk etapta insani gibi görünen bu uygulama aslında insan hayatının neredeyse 24 saatini kamera ile izlemek ve sistemin izin verdiği tek tip birey yetiştirmektir. Sonuçta sistemi yönetenler neyi suç saymış, neye inanmışsa vatandaşlar da sisteme biat etmek zorundadır.

BU DİJİTAL FAŞİZMDİR
¥ Sistem, insanları Pavlov’un köpeğine mi dönüştürülüyor?
Sosyal kredi sistemi insanı kurallara uymaya mecbur bırakıyor. Ya kurala uy ya da toplumdan dışlan. Yolda yürüyen vatandaşı izleyen kameralar kişinin yürüyüşüne göre kişi ye ceza verebilir. Sistem kişiye günlük hayatında ne yapması gerektiğini ve ne yapmaması gerektiğini dikte ediyor. Bu durum “dijital faşizm”dir.

¥ Sosyal kredi sisteminde son halka çip takmak mı?
Sosyal kredi sistemi, insanın, şirketlerin ve kurumların her hareketini izleyerek “tam kontrol” ve denetim altına almayı planlıyor. Çin’i 21. yüzyıl dijital dünyasının laboratuvarı olarak görüyorum. Sistemi kurgulayanlar Çin’deki kontrol projelerini diğer ülkelerde de uygulamak isteyecektir. Bunun en son aşaması her bireye “biyometrik çip” takılarak sadece sosyal, ekonomik ve düşünce faaliyetleri kontrol altına alınmış insan değil vücudu “hack’lenebilir birey” durumunu ortaya çıkarmak. Yani uzaktan vücudun fizyolojik, biyokimyasal aktivitelerini kontrol etmek. Sistemin istemediği insana hayat hakkı vermemek.

SAVCI DA HÂKİM DE YAPAY ZEKÂ OLACAK
¥ Çinliler şimdi de yapay zekâ hâkimi geliştirdiler. Artık bir suç işlendiğinde yapay zekâ mı karar verecek? Yanlış karar verirse ne olacak?
21. yüzyıl dijital dünyasında polis, savcı ve hâkim “yapay zekâ” olacak. Suç sayılan eylemler yüz tanıma sistemi ile zaten kayıt altına alınıyor. Polisin, savcının, hâkimin yerini yapay zekâ alacak ve kişiye suça karşılık otomatik ceza vererek “sosyal kredi sistemine” suç kaydı yapacak. Bunun için de zaten mahkeme kaydı aranmıyor. Yapay zekânın tespit etmesi yeterli.
Çin medyasına yansıyan bir haberde 2012 yılında bir avukata mahkemedeki davranışlarından dolayı “güvenilmez” cezası veriliyor ve sosyal kredi sistemine ekleniyor. Mahkeme cezayı daha sonra kaldırıyor ama avukat dört sene sonra uçak bileti almak için sisteme giremiyor. Bu durum gibi yanlış kararların olması da muhtemel. Yüz tanıma sistemlerinin kişileri yanlış teşhis ettiğine ve haksız yere suçlandığına dair haberleri görüyoruz. Yani yapay zekânın yanlış teşhisi sonucunda suçlanan kişilerin kendini kolayca temize çıkarması mümkün de olmayacak. “Kurunun yanında yaş da yanar” atasözümüzde olduğu gibi birçok kişi yapay zekâ polis ve hâkiminin kurbanı olmaya aday.

¥ Trump ile Huawei arasında bir kavga var. Huawei’nin bu projede rolü olduğunu düşünüyor musunuz?
Sosyal kredi sistemi yeni bir “dijital devlet yönetim” sistemidir. Proje 2014 yılında başladı deseler de çok daha eskidir. Arkasında sadece Çinli yöneticiler yok, 21. yüzyıl için blockchain tabanlı “dijital dünya devleti projesi” olanlar var. Çin’deki dijital teknolojinin gelişmesini Google’ın öncülük yaptığına dair ABD’de ciddi tartışmalar gündeme geldi. ABD Başkanı Trump Google’ın Çin’deki faaliyetlerini vatan hainliği ilan eden bir Tweet atmıştı. Burada doğru soru bütün dünyada 5G altyapısında faal olan Huawei’nin görünen sahipliğinin dışında gerçekte arkasında kim var? Çin’deki para kimin? Çin’deki “know-how” Çinlilerin mi yoksa arkasında Batı kaynaklı bir akıl mı var? Trump, Çin’i patent hırsızlığı ile suçluyor. Burada sormamız gereken Çinliler mi çalıyor yoksa ABD’den birileri Çin’e “know-how”mu aktarıyor?

¥ Dijital bir sosyalizm mi geliyor? Çin bu sistem içerisinde yarın bütün dinleri bir suç unsuru olark kabul ederse İslam için büyük bir tehdit olmaz mı?
Çin’in sosyal kredi sistemi “dijital sosyalizm” değil “dijital faşimz”e daha yakın. Çin zaten bütün dinlere mesafeli ve kontrol altına almak istiyor. Doğu Türkistan, Uygur Türklerini İslam’dan ve kendi kültürlerinden uzaklaştırmak için milyonlarca kişiyi “toplama kamplarında” tuttuklarına dair ciddi haberler var. Çin, sosyal kredi sistemi ile vatandaşlarını dininden, kültüründen koparıp yapay zekâya biat edecek, kontrol edilebilir, yönetilebilir bir fert oluşturma peşinde. Gelecekte sistem herhangi bir dine inanmayı suç olarak kabul ederse buna hangi merci müdahale edecek?

İNSANLARI CANLI ROBOTLARA DÖNÜŞTÜRÜYORLAR
¥ Sosyal kredi sisteminde bundan sonra ne gibi uygulamalar görebiliriz?

Sosyal kredi sisteminin ana amacı ülkedeki şirketleri, kurumları ve vatandaşları tam kontrol etmek. Bu sebeple tam kontrolü sağlayabilecek yeni yeni uygulamalar devreye girecektir. Mesela “Komşunu kontrol et” uygulaması ile Çinlilere Uygur Türklerinin faaliyetlerini kontrol edebilmesini sağlayan kamera hizmetlerini uygulamaya koydular.
Bütün vatandaşlara biyometrik çip takılması, vücut fonksiyonlarını kontrol edecek “dijital elbiseler” giyme mecburiyeti getirilebilir. Teknoloji ile insan sosyolojisine ve psikolojisine müdahale ederek sistemin istediği bir sosyolojik değişim ve sistemin istediği gibi bir psikoloji oluşturma peşindeler. Bu da insanın özgür düşünmesine, hayatı ve insanı, hakikati sorgulamasına engel olacaktır. Yani düşünmeyen, itaat eden canlı robot diyebileceğimiz bir insan modelini ortaya çıkaracaktır.
Sosyal kredi sistemi Çin’de test edilip uygulamaya konduktan sonra Afro-Avrasya’da birçok ülkede çağdaş bir devlet yönetimi şekli diyerek pazarlanacaktır. Bütün dünya için “big data” meydana getirmek isteyenler, teknolojik gelişme vs. diyerek birçok ülkede yerli teknoloji uzmanlara bunun reklamını yaptıracaktır. Türkiye’nin konuyu yakından takip etmesi gerekir.