T-129 ATAK Helikopteri alanındaki en iyi taarruz helikopterlerinden biri olarak gösteriliyor, aynı zamanda Türkiye'nin yerli savunma sanayisinin en önde gelen ürünlerinden bir tanesi. Fakat T-129 ATAK bu başarıya ulaşmak için zorlu yollardan geçti. Tüm bunlara rağmen Türk mühendisler yılmadı, çalıştı ve T-129 ATAK'ı envanterimize dahil etti. Şu anda da alanının en iyi helikopteri olarak gösteriliyor.

Peki T-129 ATAK hangi yollardan geçti? İşte merak edilen hikaye. ATAK'ın geçtiği yollar, açılan ve kapatılan ihaleler...

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), 1990'lı yıllarda özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesindeki terörle mücadelede operasyonel anlamda taarruz helikopterine ihtiyaç duyuyordu ancak o dönemler Türkiye'nin savunma sanayii alanında yerli üretiminin az olduğu ve dışa bağımlı olduğu yıllardı. Bundan dolayı Türkiye, taarruz helikopterlerinde ABD'ye bağımlıydı.

ATAK İÇİN İLK İHALE

O dönemlerde TSK envanterinde taarruz helikopteri sınıfında cobra ve super cobra kullanılıyordu ve bunlar çok başarılıydı. Bölgenin coğrafi koşullarına uyumluydular ancak Türkiye, yine de yerli helikoptere ihtiyaç duyuyordu. Böylece Türkiye, 1995 yılında ilk ATAK ihalesini açtı ve 2'si Amerikan, 2'si Avrupalı ve 1'i Rus şirketi olmak üzere 5 farklı şirketten cevap geldi.

İhalede Türkiye'nin bazı şartları vardı. Bu şartları 3 ana maddede toplamak gerekirse şöyle özetlenebilir:

- Türkiye, helikopterin 3'üncü ülkere satışını istiyordu.

- Helikopterin sınırsız teknoloji ile donatılmasını isteyen Türkiye, aynı zamanda helikopterin hem görev bilgisayarına hem de yazılımına tam ulaşım talep ediyordu.

- Son olarak da Türkiye, helikopteri istediği şekilde entegre edilebilmeliydi.

İhalenin daha başında 2 helikopter elendi, bir amerikan şirketi de ihaleden çekildi. Geriye Rus şirket ve bir Amerikalı şirket kaldı. Türkiye'nin o dönem Rusya ile iyi ilişkiler kurmaktan biraz da kaçınıyor olmasından dolayı geriye sadece King Kobra kaldı ve Türkiye firma ile anlaştı. Anlaşma sonrası çıkan sorunlar oldu ve Türkiye masadan kalktı.

İKİNCİ İHALE 2007'DE

2007 yılında ikinci ATAK ihalesi açıldı. Bu sefer Türkiye daha hazırdı. Türkiye'nin yerli yazılımı ve görev bilgisayarı vardı. İhaleye İtalya, Rusya ve Güney Afrika şirketlerinden cevap geldi. Rus şirket, daha ihalenin başında Türkiye'nin istediği helikopter ile gelmeyerek elendi. Güney Afrika'nın helikopteri daha avantajlıydı ancak şirketin o dönemde finansal sıkıntılar içerisinde olması Türkiye'yi geri çekti. Yatırım sonrası şirketin iflası o kadar emeğin boşa gitmesi demekti... Gelişmeler sonrası Türkiye, İtalyanların A129 helikopteri ile anlaştı.

Bu helikopterin kendi sınıfına göre büyük eksikleri bulunuyordu. Hepsinden önce boyut olarak çok küçüktü. Ön kısmında bulunan 20 milimetrelik makneli top helikopterin aerodinamiğini bozuyordu ve güçsüz bir motoru vardı. Devreye Türk mühendisler girdi. Helikopterin motoru değiştirildi, ön kısmında bulunan top daha güçlü ve hafifiyle değiştirildi ve tüm elektronik sistemleri ASELSAN tarafından değiştirildi. Böylece ortaya bir canavar çıktı: T-129 ATAK...

Bu gibi büyük değişimlerden sonra ATAK ne halde? İşte ATAK'ın donanımları...

500 adet 20 milimetrelik top, görev niteliğine göre 76 adet gümüsüz roket, 8 tane anti-tank füzesi, 16 adet cirit lazer gümüdlü füze, 8 tane STINGER hava - hava füzesi bulunuyor.

Uzunluğu 14,5 metre - yüksekliği 3,9 metre - genişliği 3,4 metre. 2 mürettebat ile çalışıyor, azami kalkış ağırlığı ise 5065 kilo.

Havada kalış süresi 3 saat. Azami seyir hızı ise 281 kilometre.

T-129 ATAK'ta elektronik haarp sistemleri mevcut ve aynı zamanda T-129 gece/gündüz operasyonlarında zorlu coğrafi ve çevre koşullarına karşı sıcak hava yüksek irtifa performansı gereksinimleri için optimize edilmiş. Bunun taarruz helikopterleri açısından belirleyici bir etken olduğu söylenebilir. ATAK, bu noktada sınıfı geçen bir helikopter.