CANAN ERASLAN - Okullar yarın açılıyor. Çocuğun geleceğinin şekillenmesinde aile kadar önemli olan okul için yapılan hazırlıklar, asla alışverişten ibaret değil. Çocuk doğduğunda başlayan, her gün, her ay, her yıl gelişen bir süreç. Bu süreci doğru yönetmek de sağlıklı ve başarılı bireyler yetiştirmek için birer büyük adım elbette. Bu süreç ve okul başlangıcıyla ilgili son günlerde peş peşe tavsiyeler, yorumlar okuyoruz ama Uzman Psikolog Ayşenur Yılmaz, ailelerin çocuk yetiştirmeyi bir proje olarak ele alması gerektiğini tavsiye ediyor. Yılmaz’a göre aşırı özgürlük, çocuğa öz güven kazandırmaz; aksine zayıf birey hâline gelmesini tetikler. Çocuğun yapabileceği şeyleri, “Dur sen yapamazsın” diye önlemek, 5 yaşına gelen bir çocuğun yemeğini yedirmek, üzerini giydirmekle ona kötülük edildiğini söyleyen Ayşenur Yılmaz, şu tavsiyelerde bulunuyor: Okul öncesi dönemde çocuğunuz varsa, ona yaşına ve gelişim seviyesine uygun sorumluluklar verin. Yaşadığınız semt uygunsa bakkala gönderin. Ev işlerinde sorumluluk alma konusunda cesaretlendirin. Okulu sizden ayrılacağı bir dönem olarak göstermeyin, eğlenceli, gerekli yönlerini anlatın. Bunu anlatırken de tek gündem buymuş gibi davranmayın, doğal akışına bırakın. Sorularına endişesiz ifadeyle cevap verin. Arkadaşlık kurması için uygun ortamlar sağlayın. Mesela parka gidin, yaşıtları olan ailelerle daha sık görüşün. Okul başladığında ise ödevini yapma, ders çalışma zamanlarına birlikte kural belirleyin ama kurallar bütün aile için olsun. Daha önce sizin sayfanızda, “Siz televizyon seyrederken o ders çalışamaz” konusunu okumuştum. Çok doğru. Onun ders çalışma saatleri, sizin de kitap okuma zamanınız olabilir. Yıllar içerisinde, çocuk büyüdükçe zaten kurallarını kendisi belirleyecektir.”

ASLA ‘bırakıp giderim’ demeyin
Çocuklar için en büyük korkulardan biri, anne ve babasını kaybetmektir. Çocuğun bu korkusu kesinlikle bir yaptırım aracı olarak kullanılmamalı. Annelerin sıklıkla kullandığı “Yaramazlık yaparsan seni bırakıp giderim” tehdidi, çocuk için bir travmadır. Çocuk, annesi kendisini bırakır diye okula gitmek istemez, sokağa çıkmayı reddeder, içine kapanır, korkusu yüzünden sosyal davranışları bozulan bir çocuk hâline gelir. Okul öncesi ve sonrasında kısa süreli ayrılma-birleşme süreci yaşanması ise ‘şiddetle’ tavsiye ediliyor.

Artık yemeğini yedirmeyin
Ders çalışmak, yemek yemek, giyinmek, çocukların ana sınıfına gidinceye kadar öğrenmesi gereken davranışlar olarak sıralanıyor. Pedagoglar ise günümüzde annelerin aşırı koruyucu davranışları yüzünden yemeğini yiyemeyen, kıyafetini giymeyi işkence sayan, ayakkabısını bağlayamayan çocuk sayısının çokluğuna dikkat çekiyor ve “Aileler yeterli beyin ve kas gelişimi için giyinmesine, yemeğini kendi başına yemesine, uyumasına, arkadaş ilişkisi kurmasına fırsat vermeli, önayak olmalı” diyor.