DURSUN TOPÇU

Almanya’ya bir sanayi ülkesi denilse de bu gelişmiş Avrupa ülkesinde ilk görülecek yerlerin başında Orta Çağ’ı anlatan bir film platosunu andıran Heidelberg geliyor.
Almanya’nın ılıman iklime sahip güney bölgesinde, Ren ve Neckar Nehirlerinin arasında kalan vadide kurumuş şehir, 150 bin nüfuslu. Heidelberg, ayrıca II. Dünya Savaşı’ndan sonra, Almanya’nın yıkılmadan kalmış ender şehirlerinden biri. Bu savaşta Almanya’nın birçok şehri haritadan silinirken Heidelberg’e tek bir bomba düşmemiş. (İddia o ki, Amerikalılar bu bölgeyi kendilerine ayırmış) Nitekim savaş sonrası Amerikalıların işgal bölgesinde kalan şehir, uzun yıllar Amerikan ordusu tarafından askerî üs olarak kullanılmış. Bugün özellikle şehrin eski şehir (Altstadt) ve Heidelberg Sarayı, Unesco tarafından Dünya İnsanlık Mirası Listesi’nde bulunuyor. Her gittiğim yerde âdet edindiğim üzere yine sabahın ilk ışıklarıyla otelden ayrılıp kahvaltıya kadar şehri turladım. Heidelberg küçük bir şehir ve ulaşım ağı son derece gelişmiş. Şehrin turistik ve gezilecek yerleri merkeze yakın olduğundan yürüyerek ulaşabilirsiniz. Şehir içi ulaşımda ise tramvay, otobüs ve bisiklet kullanılıyor.

TEK GÜNLÜK GEZİ KÂFİ GELİR
Heidelberg’in ortasında bir Herkül heykeli ve çeşme bulunan Marktplatz Meydanı çevresinde çok sayıda hediyelik eşya satan dükkân ve açık havada masaları bulunan kafe ve restoranlar yer alıyor. 1700’lerde yapıldığını öğrendiğim meydanın iki önemli yapısından biri olan Büyük Dük Sarayı, 1805’ten sonra Baden Mahkemesince kullanılmış. 1920’den bu yana ise Heidelberg Bilimler Akademisi olarak faaliyet gösteriyor.
Tek günlük bir gezinin kâfi olabileceği Heidelberg’e Stuttgart ve Frankfurt’tan ikişer, Karlsruhe’den ise bir saatte varabilirsiniz. Almanya turu yapacak ve yaşlı nüfusu ile sıkıcı olarak nitelendirilen Almanya’nın çekici ve dinamik bir yüzünü görmek arzusundaysanız yönünüzü mutlaka bu 700 yıllık şehre çevirin, pişman olmazsınız...

REZERVASYON YAPTIRMAK ŞART
Şehir merkezi başta olmak üzere farklı bölgelerde bulunan 150’den fazla otel sayesinde her bütçe ve kritere uygun otel bulabilirsiniz. Özellikle sezonda, Heidelberg otelleri için mutlaka gelmeden önce rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Popüler Heidelberg otelleri çoğunlukla altı ay öncesinden yaptırılmış rezervasyonlar sebebiyle dolu olduğundan, bu dönemde uygun otel bulmak pek mümkün değil. Buna şaşırmayın, senede 4 milyon ziyaretçisi ile Heidelberg, sadece Almanya’nın değil, Avrupa’nın da en gözde yerlerinden biri. Bu arada otellerin yıldız sayısı ne olursa olsun Türk otelleri gibi zengin bir yemek çeşitliliği asla yok.


Uçaklara ilginiz varsa “Bu müzeyi mutlaka görmelisiniz” diyorum. Müzede benim gibi siz de Fransız efsanesi Concord’un gölgesinde fotoğraf çektirmekle yetinmeyin, mutlaka kokpitine kadar gidin.

TECHNIK MUSEUM SINSHELM
Tarihî ve tabii güzelliklerin yanında teknolojiye meraklıysanız Heidelberg’e bir saat mesafede yer alan Technik Museum Sinsheim, dünyanın en eşsiz teknolojilerini içerisinde barındırıyor. Müzeyi ziyaret edenler zamanda yolculuk yapma ve teknoloji tarihinin kilometre taşlarını keşfetme fırsatı buluyor. Müzede, yüzlerce uçağın yanında, süpersonik jetlere, zarif vintage araçlara, Formula 1 efsanelerine, güçlü tarım makinelerine, yarış bisikletlerine, büyük buharlı lokomotiflere ve geniş nostaljik askerî araçlara hayran kalacaksınız.


DOKUZ YIL SAVAŞI'NI YAŞAYAN KALE

Yazıda da söz ettiğim meşhur Huptstrasse Caddesi’ni yürüdünüz, hediyelik eşya satan Marktplatz Meydanı’ndan da geçtiğiniz, bu yol sizi Heidelberg Kalesi’ne çıkarıyor. Königstuhl Tepesi’nde bulunan Rönesans döneminde yapılmış bu heybetli kaleye olan dik yolu yürümek istemeyenler araçla gidebilir ya da meydandan fünikülere binip kaleye ulaşabilirler.
Rehberimizin anlattığına göre Heidelberg Kalesi'nin ilk ana hatlarının inşası 1200 yılları öncesine gidiyor. Sonraki yıllarda kale gün ve gün genişletilmiş. 1537 yılında kaleye yıldırım düşmüş ve büyük bir kısmı yıkılmış. Kalenin bugünkü son şeklinin verildiği genişletme çalışmaları 1650 yılına kadar sürmüş. 1764 yılında düşen bir başka yıldırım kalenin tamir ve inşa edilen bir çok kısmını yeniden büyük ölçüde tahrip etmiş.
Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, İngiltere, Hollanda gibi ülkeleri içerisinde bulunduran August Birliği ile XIV. Louis’nin başında bulunduğu Fransa arasında 1688-1697 yılları arasında geçen Dokuz Yıl Savaşı olmak üzere birçok savaşı gören kale, bir o kadar da büyük yangın atlatmış.

KARL THEODOR KÖPRÜSÜ
Heidelberg, Neckar Nehri tarafından ikiye ayrılmış. Üzerinde 200 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğindeki Eski Köprü ise burada bulunan ahşap köprünün yerine, yine bu bölgeden çıkan kumtaşı ile 1788’de yapılmış.


EN UZUN YAYA CADDESİ

Hauptstrasse, şehrin kalbinin attığı en meşhur cadde. Bir buçuk kilometre uzunluğuyla Avrupa’nın yayalar için ayrılmış en uzun caddesi unvanına sahip. Caddede yürümek çok keyifli. Kafe ve restoranlar, mağazalar, otel ve kitapçılar, oyuncakçılar, hediyelik eşya satan dükkânlar bu sokakta sıralanıyor. Sarmaşık ve çiçeklerle süslü binalarının uzandığı romantik sokaklarda sadece alışveriş değil, uzun yürüyüş de yapılır. Bu arada cadde üzerinde Türk lokantası da var. Alman restoranlarından tedirgin olanlar karnını burada rahatlıkla doyurabilir. 


FİLOZOFLAR YOLU

Karl Theodor Köprüsü’nden karşıya geçer geçmez dar bir sokaktan tepeye doğru yürümeye başladığınızda kendinizi bir zamanlar buralarda yaşamış Alman düşünürlerin zaman geçirdiği ormanlık alanda buluyorsunuz.


ÜNİVERSİTE ŞEHRİ

Heidelberg aynı zamanda bir üniversite şehri. 1386’da kurulan Heidelberg Üniversitesi Almanya’nın en eskilerinden. 21 bin öğrencili üniversitenin kütüphanesinde 3 milyon kitap bulunuyor. Fizyoloji ve tıptan kimya ve fizik alanına kadar dünyaca bilinen en ünlü 55 bilim adamı bu üniversiteden çıkmış. Hauptstrasse’de gezerken dilimizi konuşup şakalaşan gençlerden öğrendiğime göre üniversitede çok sayıda Türk öğrenci eğitim görüyor.


Karl Theodor Köprüsü girişindeki kulelerin solunda, elinde ayna tutan kafasının içinde boşluk bulunan maymun heykeliyle fotoğraf çektirmeyi atlamayın.