CANAN ERASLAN

Hemen herkes bilir. Kadınlar alışverişi daha çok sever. İnternetten alışverişte erkekler kadınları çoktan geçmiş durumda ama, mağaza mağaza gezmek, ‘indirim’ görünce koşmak, farklı bir model ayakkabı gördüğünde ‘bunu almalıyım’ diye hır yapmak çoğunlukla kadın davranışı. En azından şimdilik. Çünkü çevremde “Şu mağazada müthiş indirim var, mutlaka görmelisin” diyen, dolaplar dolusu kıyafeti olduğu hâlde “Giyecek hiçbir şeyim kalmadı” veya “Oooh, alışveriş yaptım, bütün sinirim gitti” diyen bir erkek görmedim henüz.
Fakat etrafımızda kaç çift ayakkabısı olduğunu bilmeyen...
Dolabında aynı etekten olduğunu bile bilmeyip bir başkasını alan...
Fiyat düşsün ya da düşmesin ‘indirim’ lafını görünce koşan...
Can sıkıntısını market rafları arasında ya da mağaza vitrinlerinde gideren...
Hangi ceket nerede, kaç liraydı, kaça düşmüş bilen...
“Çalışıyorum, elbette alacağım, her gün aynı şeyi mi giyeyim” diyen... En az bir ya da birkaç kadın tanıyoruz değil mi? Peki bir de kendimize baksak?  Hastalık derecesine geldi mi, tehlike başladı mı bilsek de ona göre tedbir alsak...
***
Psikiyatri literatüründe alışveriş hastalığı denen bir şey var. Adına da ‘Oniomania’ denilmiş. Ta 1900’lü yılların başında tanımlanmış bir bozukluk. Kontrolsüz, aşırı miktarda alımı tetikleyen bir duygu bozukluğu olarak tanımlanıyor. Bu duygu bozukluğuna kapılanlar almadan rahatlayamıyor, almazlarsa saldırganlaşıyor, kırıp döküyor; hem eşyaları hem de insanları. Hastalık seviyesinde birçok vakanın bulunduğu Amerika’da toplumun yaklaşık yüzde 6’ya varan önemli çoğunluğu alışveriş hastası. Bunların yüzde 80-90’ını da kadınlar oluşturuyor. Bir de akıllı alışveriş uzmanları vardır. İhtiyaç duydukları şey pahalıysa almaz. Alabilecekleri fiyata düştüğünde satın alır.
Peki, bir bakalım mı; sizinki hangi seviyede? Çılgınlık boyutuna ulaşmış mı, ‘akıllı’ alışveriş boyutunda mı?

NİÇİN BU HÂLE GELDİK?
Bütün bağımlılıklarda olduğu gibi alışveriş çılgınlığı ya da bağımlılığının da sebepleri var elbet. Reklamlar, çevredeki alışveriş çılgınları, indirim kampanyaları, kampanyalara koşan insan görüntüleri elbette tetikleyen unsurlar. En önemlisi de alışveriş sonrası yaşanan rahatlama duygusu ve haz. İnsanlar mesut alışveriş yaparken sıkıntı yok gibi görünür ancak arttıkça huzursuzluk artar, kredi kartları dolup taşar, borçlanma başlar, eşler isyan etmeye başlar ve bu su dalgası gibi büyür.

GENELDE NE ALIRLAR?
Alışveriş merkezli davranış bozukluğu olanlardan kadın ve erkekler farklı davranış sergiler. Kadınlar daha çok giysi, parfüm, ayakkabı, mücevhere yönelirken, erkekler elektronik, otomobil parçası ve hatta otomobil alır.
En önemlisi, hiç ihtiyacı olmayan şeyleri alabilir. Dolabı etiketleri sökülmeyen elbiselerle doludur. Bunların bazılarını hediye eder. Aldıklarından kolay vazgeçemeyenler de var.

BÖYLEYSENİZ HASTALIK SEVİYESİ
¥ Birey, alışveriş yapmadan önce gerginlik hisseder ve bu gerginlik her geçen an artar.
¥ Alışveriş isteği karşılanmadığında karşı koymayı başaramaz.
¥ Ne kadar çok alırsa o kadar çok rahatlama hissi duyar.
¥ Alışveriş sonrasında kendini ayıplayabilir, suçluluk hissedebilir.
¥ Alışveriş isteğinin hastalık derecesine geldiği söylendiğinde kırar, döker.
¥ Dolapları giymek bir yana, etiketini sökmediği eşyalarla doludur.
¥ Birçok eşyadan kesinlikle vazgeçemez.
¥ İlaç, sigara ve alkol bağımlısı gibi olurlar. Rahatlamak için her geçen gün daha fazla alışveriş yaparlar.
¥ Kendisini eleştirenlere karşı sert tepkiler verir, ailesiyle ilişkisi bozulur ve hatta boşanır.
¥ Bir süre sonra aldıklarını saklamaya başlar, fiyatı hakkında yalanlar söyler.
¥ Aynı zamanda yeme bozukluğu, ilişkilerde bozulma gibi yan etkileri de görülür.

DİKKATLİ OLMALI
Hani ramazanda açken hiç yemeyeceğimiz şeyleri canımız ister, fazladan alır ve birçoğunu da atarız ya... Vitrin dolaşmak da aynı şey. Sinirliyken vitrinlere bakarken “Ne var canım, kendim için bir şey alıyorum, ne olacak’ deme ihtimaliniz çok yüksek. İndirim gördüğünüzde de gerçekten o fiyata düşmüş mü, bir bakın. Daha önce de yazdık.
Genellikle fiyatları yükseltip tenzilat yaptık diyorlar.

KENDİ KENDİNİZE KURTULUN
¥ Stres ya da üzüntü yaşadığınızda bununla baş etmek için alışverişe koşuyor ya da internette gördüğünüz giysileri sepete atıyorsanız, bence durun.
¥ Başta saatlerce bakar, sonra çılgınca almaya başlarsınız. Fazla vakit ayırmaya başladığınızı gördüğünüzde kendinizi sınırlayın.
¥ Sinirli ya da gerginseniz tamam, dışarı çıkın ama AVM’ye, mağazaya değil. Güzel bir kafeye gidip bir kahve için.
¥ İnternette vakit geçirirken illaki mağazaları dolaşmayın. Mutlu eden yazılar okuyun, hatta yazmayı deneyin.
¥ Dışarı çıkarken kartınızı almayın.
¥ Ne almak için çıktıysanız, onu alın.
¥ Bir şey beğendiniz ama tereddüttesiniz. Mağazada kalmayın, çıkın. Biraz sonra almama ihtimaliniz yüksek.
¥ Almaya yöneldiyseniz düşünün, evde aynısı veya benzerinden yok mu?
¥ Mağaza elemanlarının “Çok yakıştı” ya da “Bir daha bu fiyata bulamazsınız” sözlerine inanmayın. Onlar herkese aynı şeyi söyler. Onların işi satmak zaten; mecburen diyecekler.

GEÇER Mİ NE YAPMALI?
Kişiler genellikle alışveriş sonrası pişmanlık yaşadığında bundan kurtulmak için istek duyabilir. İşte tedavi için bu zamanlarda ikna edilebilirler. Psikiyatristler terapi, destekleyici terapi, grup terapisi ve bunların yanı sıra ilaç tedavisi ile durumu kontrol altına alabilir.

AÇ İNSANLARI DÜŞÜNÜN
İhtiyacınız olmayan, hatta hiç giymeyeceğiniz bir şey alacağınızda, dünyada yüz milyonlarca aç insan olduğunu düşünün ve bir fırına, bakkala, simitçiye girin, ihtiyacı olanlara verilmek üzere ‘askıya ekmek, simit’ bırakın. Yardım kuruluşlarına bağışlayın. Bir bluz parasıyla kaç kişinin ihtiyacını karşılayabileceğini, 3 paket cips alırken dünyadaki milyonlarca kişinin onun tadına bakma fırsatına bile sahip olamayacağını düşünüp bırakın.