CANAN ERASLAN

Ebeveynler, kendi yaşayamadıklarını çocuğunda görme eğiliminde çoğunlukla. Fakat o anne ve babanın istekleri, hedefleri, hayal ve beklentileri çocuğun olmak ve yapmak istedikleriyle taban tabana zıt olabilir. En doğru davranış, her çocuğun bir birey olduğunu kabul edip, yetenek ve hedeflerine doğru gitmesine yardımcı olmak... Ancak böylece aile içi çatışmalar önlenebiliyor, anne-baba ile çocuğu arasında ‘kuşak çatışması’ yaşanmıyor. Bu konuda Reiki Master, Duygu ve Dönüşüm Koçu Seyhan Kuralı “Çocuğum her şeyi bilsin, her alanda başarılı olsun” şeklindeki davranışın çocuğun gelişimini olumsuz etkileyip travmalara bile sebep olabileceğini söylüyor. Bu önyargı ile çocuğa bir sürü gereksiz yükleme yapılıyor, çocuk belki de bu yüzden kabiliyetli olduğu alana yönelmek yerine istemediği, sevmediği bir alanda vaktini ve enerjisini tüketiyor. Enerji tüketmekle kalmıyor, bazen bu zorlandığı alanlarda meslek edinerek hayatını sevmediği bir işte geçirmek zorunda bile kalıyor. Bilirsiniz, Konfüçyus “Bir saat mutlu olmak istiyorsan şekerleme yap. Bir gün mutlu olmak istiyorsan balık tut. Bir hafta mutlu olmak istiyorsan tatile çık. Bir ay mutlu olmak istiyorsan evlen. Bir yıl mutlu olmak istiyorsan servete kon. Bir ömür boyu mutlu olmak istiyorsan, sevdiğin işi yap” demiş. Çocuğumuza sevmediğimiz şeyleri yaptırıp, kendi istediğimiz mesleğe yönlendirerek aslında mutsuz olmasına yol açabiliriz. Bunun için çocuğu neye, ne zaman, nasıl ve niçin yönlendirdiğinizin farkına varmak gerek. Ancak böyle yaparsak daha ayakları yere basan çocuklar yetiştirebiliriz. Seyhan Kuralı şunları söylüyor: Bırakın üzerini kirletsin, düştüğünde ağlasın, deneyerek öğrensin... Siz istediğiniz mesleği yapamıyorsanız belki o yapacak ama “Ben olamadım, sen pilot olacaksın” diye tutturmayın. Belki o onunla mutlu olmayacak. Unutmayın, onun mutsuz olmasıyla yaşayacağınız üzüntü, pilot olmadığında duyduğunuz üzüntüden kat kat fazla olacak.

BİR YAŞINDA KENDİ YEMEĞİNİ YESİN
İnsanlar hayvanlardan farklı olarak iki yaşına kadar ebeveyni tarafından beslenip kollanarak hayatta kalabilir. Çocuğumuzun bir yaşından sonra kendisinin yemek yemesine izin vererek onu bağımsız olmaya hazırlayabiliriz. Dökecek, kıyafetini, ortalığı kirletecek ama öğrenecek. Ne kadar yemesi konusunda da zorlamayın. midesi sıkılmış yumruğu kadardır. İstediği kadar yesin ama seçenekler de sunun.

KIYAFETLERİNİ SEÇEBİLMELİ
Vakti geldiğinde kendi kıyafetlerini seçmesi konusunda serbest bırakın. Aksi takdirde kendi kararlarını verirken mutlaka bir onaya ihtiyaç duyacaktır. Mesela ‘dişini fırçala’ demek yerine siz fırçalayarak örnek olun ve dişini fırçalamazsa dişlerinin nasıl zarar göreceğini anlatın. Mesela diş çekimini, diş dolgusunu gösterin. Temiz dişlilerin öz güvenli olduklarını da anlatın.

AĞLAMA YERİNE GEÇECEK DEMELİ
Diyelim ki çocuk düştü. “Yok bir şey, ağlama” demek yerine “Canın yandı biliyorum. Ben de düştüğümde acıyor ama geçecek” diye sakinleştirmek gerek. Duygusunu yaşasın, az sonra geçeceğini de öğrensin. Unutmayın beş yaşın da kendine göre tecrübesi bu. Bir de otur, kalk, çalış, yat, uyu, uslu dur gibi komutlar ne zaman ne yapacağını öğrenmesini engelliyor, hep komut bekleyen bir insana dönüşüyor.