Murat Öztekin - Bir araştırmaya göre Türkiye’deki insanlar günde yaklaşık yedi saatini internette geçiriyor. Bırakın gençleri dijital dünyayla tanışan altmış yaşındaki dedeler bile zaman mefhumunu kaybedebiliyor. Âdeta bir mayın tarlası gibi olan sanal ortamlarda çocuklar ne yapacak? 
Hemen her ebeveynin kafasını kurcalayan bu suale cevap olacak bir kitap neşredildi. Eğitim yazarımız Salih Uyan’ın Timaş Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan “Dijital Dünyada e-Beveyn Olmak” adlı eseri, endişeli anne babalara kayda değer tavsiyeler sunuyor. Biz de Uyan ile eserini ve dijital dünyada yol almayı konuştuk…

EN TEHLİKELİ VİRÜS ZİHİNDE AKLANAN KÖTÜLÜK

¥ Dijital dünyayı bir tarafında kitapçıların, diğer tarafında ise karanlık mekânların olduğu kalabalık bir caddeye benzetiyorsunuz. Ebeveynler de şaşkın ördekler gibi… Niçin böyle endişeli bir hâle büründük? 
İnternette iyiyle kötü birbirine karışmış durumda. Eş zamanlı olarak ve yoğun bir şekilde iyi ve kötüye maruz kalan zihinler, bir müddet sonra faydalıyı ve zararlıyı ayırt edememeye başlıyor. Eğlence maskesi giymiş ahlaksızlık zamanla zihinlerde kötülüğü aklıyor. Günümüzde en tehlikeli virüs de zihinde aklanmış kötülüktür. İnternet ve sosyal medyanın şu an verdiği en büyük zarar da işte bu. Anormalleri normalleştirmek. 

¥ Kaybolan çocuğa evinin adresi sorulunca, e-posta adresi veren bir nesil var artık. Ebeveynler haklı değiller mi anksiyetelerinde?
Hem de çok haklılar. Ama endişeyle beklemek durumu kötüleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Daha önce gazetede yazdığım bir hatıra var. Eşimin dedesi muziplik olsun diye tavuğun altına, ördek yumurtası koymuş. Yavru yumurtadan çıkınca hemen koşup dereye atlamış. Tavuk diğer yavrularını bırakmış, bütün gün endişeyle derede büyük bir keyifle yüzen ördek yavrusunu seyretmeye başlamış. Günümüz anne babalarının da durumu buna çok benziyor. Ya yüzmeyi öğrenecekler ya da derenin kenarında endişeyle beklemeye devam edecekler. 

¥ Ama birçok çocuk, dijital dünyaya anne babasından daha aşina. Ebeveynler işe nasıl başlamalı?
İnsan aşina olmadığı konulara tepki gösterme eğilimindedir. Birçok anne babanın yaptığı da bu. Teknolojiye çocukları kadar hâkim olamadıkları için, öfke duymayı tercih ediyorlar. Ama bu çok yanlış bir davranış! Frene basmasını bilmeyenin, arabayı ne kadar hızlı üretmişler diye şikâyet etmesi kadar yanlış! Çocuklara göz kulak olabilmek için, önce çocukların gözünden bakmayı öğrenmemiz ve onların dijital kimlikleriyle tanışmamız gerekiyor. 

12 yaşından önce telefon alınmaz
“Teknolojik cihazları, iyi emellerimize alet ediyoruz. Tableti ödül ve ceza sisteminin tam merkezine yerleştirirseniz, çocuğun gözünde değerini artırmaktan başka bir işe yaramaz.”

¥ Türk halkı olarak biraz fazla serbest değil miyiz bu mevzularda.
Dengesiziz desek daha doğru olur. Çünkü önce çocuğu mutlu etmek adına her şeyi serbest bırakıyoruz. Sonra birden bilincimiz yerine geliyor ve her şeyi yasaklıyoruz. Çocukluğu boyunca yemek yerken önüne tablet açılan bir çocuğun, ileriki yıllarda tablet bağımlısı olması kadar normal bir şey olamaz. Bir de ödül ve ceza sistemini yanlış uyguluyoruz. Yani tableti iyi emellerimize alet ediyoruz. Çocuk dersten iyi not alıyor, tabletle oynama süresini artırıyoruz. Yemeğini yemiyor, akıllı telefonunu elinden alıyoruz. Tableti ödül ve ceza sisteminin tam merkezine yerleştirirseniz, çocuğun gözünde değerini artırmaktan başka bir işe yaramaz. 

¥ Her şeyin bir yaşı var, teknolojinin de öyle diyorsunuz. Sizin yaş kategorizasyonunuz nasıl?
Bir kere bütün uzmanlara göre 0-2 yaş dönemindeki çocukları hiçbir teknolojik cihazla tanıştırılmamalı. Bebeği sakinleştirmek için en yakın ekranın önüne oturtmak, çocuğun ağlamasını kesmek için ağzını kapatmaya benzer. Akıllı cihaz almak için de genelde 12-16 yaş arası uygun görülüyor. Ama 12 yaşından önce akıllı telefon alınmaz. Eğer ebeveynler çocuklarına onuncu yaş gününde Iphone 10 alıyorsa, 15. yaş gününde ne alacaklarını da düşünmeleri gerekir. 

¥ Peki, her gün bir yenisi çıkan sosyal medya platformlarına nasıl bakmak gerekiyor? 
Çok dikkatli bakmak gerekiyor çünkü çocuklarımız oradalar. Arkadaşlıklarını, sevinçlerini, hüzünlerini küçücük bir ekranın içine sığdırmaya çalışıyorlar. Ama yaşları ve duygusal gelişimleri henüz bir sosyal medya hesabı olmak için erkense, bir sürü tehlikeye maruz kalıyorlar. En büyük tehlike de siber zorbalık. Biz salonda televizyon karşısında otururken, çocuklarımız odalarında binlerce kişiden dayak yiyor olabilirler. Kan ve gürültü olmadığı için farkına varamayız. Çocuklarımızdaki iç kanamayı fark edebilmek için de onların iç dünyalarına girmemiz gerekiyor. Bir kere 14 yaşından önce sosyal medya hesabı olan çocuklar mutlaka şifrelerini ailesiyle paylaşmalı. 

TAKİP MESAFESİNİ İYİ AYARLAYIN
¥ “Teknolojik cihazları çocuğa yasaklamak çare değil” diye söyleniyor hep. Nerede durmalı ebeveynler? 
Bir kere şunu iyi bilmek lazım: İnternet yasaklanamayacak kadar çekici, denetimsiz bırakamayacak kadar tehlikeli bir dünya. Yapılması gereken şey takip mesafesini iyi ayarlamak. Eğer mesafeyi çok geniş tutarsanız, araya girenler olacaktır. Çok yakın olunca da kaza riski var. Mesafeyi ayarlayabilmenin en iyi yolu da kuralları oluşturmaktır. Evlerde yaşanan problem çoğu zaman kuralların net olarak bilinmemesinden kaynaklanıyor. 

Kızmayın sizi taklit ediyorlar
¥ Kitabınızın adında “e-Beveyn” tabiri geçiyor. Nasıl “e-Beveyn” olunur?
Teknoloji kullanımıyla ilgili yazılan akademik çalışmalar hep aynı şeyi haykırıyor bize: “Çocuklarınızı ekranlardan koparın ve gerçek hayatın içine dâhil edin.” Çünkü Z kuşağını tehlikelerden korumak için harekete geçmek ve uzmanların da görüşlerini alarak bir şeyler yapmak lazım. Bu da ancak diyalog kurarak olur. Diyalog kurmak için de en iyi usul aktif meditasyon. Bu kavram, ebeveynlerin çocuklarıyla internet hakkında konuşmaları, çocukları internete girerken yanlarında veya yakınlarında oturmaları ve onları interneti keşfetmeleri konusunda cesaretlendirmeleri manasına gelmekte. Çocuğu tablet veya cep telefonuyla baş başa bırakmakla, kalabalık ve tehlikelerle dolu bir caddede yalnız bırakmak arasında hiçbir fark yok. Çocuklarımızın ruh dünyası bitkisel hayata geçiş yapmadan önce tedbir almak gerekiyor. Hayata güzel bir başlangıç yapmalarını sağlamak için teknolojik aletlerin fişlerini arada bir de olsa çekmeli. Çünkü bitkisel hayata girdikten sonra çekilen fişler başlangıç değil, son oluyor.

¥ Peki, ebeveynlerin internet ve cep telefonu kullanımı sağlıklı mı?
Maalesef değil. Kitapta bir cümle kullandım. Dedim ki, “Lütfen çocuklarınıza kızmayın. Onlar hayatta en çok sevdiği iki kişiyi, yani sizi taklit ediyorlar!” Çocukların hatıralarında elinden cep telefonu düşmeyen bir baba figürü varsa, yapılabilecek çok bir şey yok. Şu anda batı dünyasında birçok aile “dijital gün batımı” diye tarif edilen bir uygulama yapıyorlar. Yatmadan iki saat önce bütün aile bireyleri teknolojik cihazlarını kapatıyor, kimisi kitap okuyor, kimisi oyun oynuyor. Biz de böyle bir alışkanlık geliştirebilirsek, çocuklarımızın geleceği için en hayırlı şeyi yapmış oluruz. Akşamları dizi seyrederek geçirilen vakitler pişmanlıktır. Çünkü hayatımızın en önemli dizisi çocuklarımız ve bu dizi genelde altı sezon sürüyor. Eğer ilk birkaç sezonu kaçırınca, sonraki bölümlerde olayı anlamakta zorlanıyoruz. Daha konuyu toparlayamadan da sezon finali geliyor. Altı yaşına kadar karakter oluşumu tamamlandığı için, bundan sonra atılan adımlar fayda etmiyor.