Talât Minaz, Siirt’in Kurtalan ilçesinde 1993 yılında, henüz lise öğrencisiyken 14 yaşında terör örgütü PKK tarafından kaçırıldı. Beş ay örgütün yanında kalan Minaz, bulduğu ilk fırsatta kaçarak güvenlik güçlerine teslim oldu. Kaçışın ardından vahşi örgüt PKK, Minaz ailesinin peşini bırakmadı. Talât Minaz eve geldikten sonra bu defa baba İbrahim Minaz kayboldu. Minaz’ın filmlere konu olan 27 yıllık dramı da o zaman başladı.  Eski bir PKK itirafçısının ifadesine ulaşan Talât Minaz, babasının terör örgütü tarafından şehit edilip, gömüldüğü yeri buldu. Toprak altından çıkarılan İbiahim Minaz’a ait olduğu belirtilen kemikler ve kıyafetler İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Minaz ailesi şimdi babalarına son görevlerini yapabilmek için adli tıptan umutla bir haber bekliyor. Talât Minaz, yaşadığı zorlu süreci İhlas Haber Ajansına gözleri dolarak tek tek anlattı:

ÖNCE BEN SONRA BABAM
1993 yılıydı, liseye gidiyordum. Okul çıkışı bir arkadaşımla beraber geceyi, başka bir arkadaşımızın evinde geçirmek için bir köye gittik. Bir baktık köylüler bizi PKK’ya satmış, haberimiz yoktu tabii. Oradan bizi alarak Gabar Dağına götürdüler. Sonrasında bölgemizi değiştirip Eruh tarafına geçirdiler. Bir fırsatın bulup kaçtım ve yakındaki bir karakola teslim oldum. İki ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye oldum. Çıktıktan 18 gün sonra örgüt bu sefer de babamı kaçırdı. Sonrasında bizi yıllarca bugün-yarın gelecek deyip kandırdılar.

KIZ KARDEŞİM CANINA KIYDI
Babamın olayından sonra ailem beni o bölgeden gönderdi. Önce Mersin’e oradan Marmaris’e son olarak da İzmir’e geçtim. Biz annem ve erkek kardeşimle beraber 2014 yılında valilik ve savcılıktan yine izin alarak babamı aramaya gittik, bulamayınca eve döndük. Kız kardeşim olaylardan etkilendiği için kendini camdan atarak intihar etti. Kardeşlerimin hepsinin psikolojisi bozuldu. Yıllardır o acı içimizde, çekiyoruz. Annem de aynı acıyla yaşlandı. Ölmeden babamı bulup cenaze namazını kılarak defnedelim istiyoruz. Evlat olarak görevimizi yerine getirmek istiyoruz.

CEZAEVİNDEN GELEN MEKTUPLA ULAŞTIK
Pandemi sürecinde 1995 yılındaki bir PKK itirafçısının verdiği bir ifadeye ulaşınca babamı aramaya hız verdik. Bir gün ablam aradı, ‘Cezaevinden mektup gelmiş’ dedi. Mektupta, babamın Şeyh Ömer Dağında bulunan su kanalının yakınında bir yere gömüldüğü söyleniyordu. Memlekete gidip savcılık ve valiliğe başvurdum. Dosya açıldı. Jandarma ekipleriyle beraber çıktık aramaya. Sonrasında bulduk. Babamın kemikleri ve giydiği kıyafetler gömüldüğü yerden çıkartılarak İstanbul Adli Tıp Kurumuna getirildi. İnceleniyor şuanda. Sonuç bekliyoruz.

KARDEŞİME İSİM KOYAMADIK
Babam öldükten hemen sonra doğan erkek kardeşime, babamızın geri geleceğini düşünerek yıllarca isim koyamadık, okul çağına geldiğinde mecburen isimini koyduk. O ismini koyamadığımız kardeşim 27 yaşında ve İstanbul’da büyük bir hastanede yoğun bakım hemşiresi olarak hayat kurtarıyor. Biz terörden zarar gören insanlarız. Diyarbakır’daki annelere katılacağım. Onlara destek olacağım. Çünkü onları en iyi ben anlarım. Biz bir kere ölmedik. Her gün öldük. BURSA İHA