MAHMUT ÖZAY

Türkiye’de senelik ortalama 26 milyon ton gıda israf ediliyor. Bir kamyonun 10 ton çöp taşıdığını hesap edersek, bu da yılda 2,5 milyon kamyondan fazla gıdanın çöpe atıldığını gösteriyor. İşte bu çarpıcı tablodaki rakamların minimize edilmesi için dünyanın en iyi 10 şefi arasında yer alan Ebru Baybara Demir “Topraktan Toprağa” projesini hayata geçirdi. Hal ile pazar yerlerinden toplanan atık sebze ve meyveler, bir dizi işlemden geçirilerek kompost gübreye dönüştürülüyor.

Şu ana kadar 17 belediye ile devam edilen projede 8 ayda 300 ton millî servet çöp olmadan kurtarıldı. Ayrıştırılan atıklar, komposta dönüştürüldükten sonra çiftçilere bedelsiz olarak dağıtılıyor. Biz de bu işlemleri yerinde görmek için Adana Yüreğir’de bir pazarda, projenin mimarı Ebru Baybara Demir’le buluştuk. Elimize tırmığı aldık hem pazar atıklarını topladık hem de Ebru Baybara Demir’le “Topraktan Toprağa” projesini konuştuk.

İşte Demir’in sorularımıza verdiği cevaplar: 

BELEDİYELER BİR KURUŞ VERMİYOR

"Pazar yerlerinden toplanan çiğ sebze ve meyve artıkları komposta dönüştürülerek tarım topraklarının iyileştirilmesi için çalışıyoruz. Belediyeler bizi davet ediyor, neresi olursa gidiyoruz. Anlaşma yaptığımız noktalarda gidip eğitim veriyoruz. Ardından bu pazarda yaptığımız gibi pazarlara inip yerinde gösteriyoruz. ‘Nasıl toplanılır, ayrıştırılır ve götürülür’ sorusuna cevap veriyoruz. Toprağın içini topraktan gelenle beslediğimiz zaman, içindeki bakteriler onu mikroorganizmaya çeviriyor. Bu mikroorganizma da toprağın verimini, besin değerini artırıyor. İlk başladığımızda ‘Bu iş çok zor, nasıl yapılacağız’ muhabbeti oldu. Zamanla ortaya çıkan güzel tablo fikirlerin yavaş yavaş değişmesine ön ayak oldu. Belediyelerden bir kuruş para da istemiyoruz. Yaptığımız çalışmada boş arazi, sıcaklıkölçer, 45 dakika çalışacak kepçe ve bir çevre mühendisi gerekli. Bazı noktalarda ise ağaç kırma makineleri... Bunların yaklaşık maliyeti 200 bin TL. Bunu da yardım için kuyrukta bekleyen sponsor firmalarla çözüyoruz.  

300 BİN GÖNÜLLÜMÜZ VAR

Bize önerilen mühendisle sürekli temas hâlindeyiz. Onu WhatsApp grubuna dâhil ediyoruz. Günde üç defa yapılmış kompostun sıcaklık ölçümlerini ve fotoğraflarını istiyoruz. Koku, sineklenme ve herhangi bir şikâyet olduğunda bize ulaşıyorlar. Hiçbir danışmanlık ücreti almıyoruz. İnanılmaz bir gönüllü desteği de var. Akşam işlerini bırakıp pazara koşup yerdeki atıkları toplamak için belediyelere yardım ediyorlar. Şu ana kadar 1.300 gönüllümüz var. Bu konuyu gerçekten sahiplenerek yapıyorlar. 17 belediye ile çalışıyoruz ve bize davet gönderen sırada 43 yer var. Mart ayından bu yana 300 ton komposlaştırıldı. Millî servet çöp olmadan kurtarıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün belirlediği çiftçilere ücretsiz şekilde dağıtılmak için kompostlar bekliyor."

PARTİLER KENARA BIRAKILDI,BAŞKANLAR MASADA BULUŞTU

Partiler üstü model hayata geçiren Adana’da bütün başkanlar projenin eksiksiz yapılması için bir masa etrafında buluştu. Ebru Baybara Demir “Gittiğimiz ilerde particiliğin bir kenara bırakılması bizi çok mutlu ediyor” dedi. Adana özelinde ise Demir şunları söyledi: Adana’nın bir diğer önemli sıkıntısı narenciyede Akdeniz meyve sineği. Seyhan Nehri kenarına atılan özelikle tarımsal atıklar Akdeniz meyve sineğinin popülasyonunu artırmış durumda... Toplanan atıklardan elde edilen kompost; tarımsal sulamayı azaltacak, toprağın kalitesini yükseltecek, topraktaki mikroorganizma ve organik maddeyi arttıracak. Gübre maliyetini azaltacak. Akdeniz meyve sineğinin üremesine sebep olan tarımsal atıklar toplanarak geri dönüştürülecek ve sinekle yapılacak biyolojik mücadele ilaçsız olarak sürdürülecek. 


"ÇORBACI ABLA GELDİ" DİYE BAĞIRIYORLAR

Ebru Baybara Demir “Muhteşem bir destek var. Bazı başkanlar pazarcıların atıklarını yere atmadan kasalara doldurması için farklı yöntemler deniyor. Pazar kirasını istemeyen başkanlar bile var. Diyarbakır’ın bir ilçesinde atıkların düzenli toplanması için her sabah pazarcılara çorba dağıtıyoruz. İsmim o bölgede ‘Çorbacı Abla’ olmuş” dedi.

Ayşe Gülnev Osmanoğlu: Sürgünün hüznünü ruhumda taşıyorum Ayşe Gülnev Osmanoğlu: Sürgünün hüznünü ruhumda taşıyorum Büyük dedelerinden Sultan V. Murad’ın hayatını romanlaştıran Ayşe Osmanoğlu “Türkiye’de mümkün mertebe daha fazla zaman geçirmeye çalışsam da hep bir yere ait olmadığım hissine kapılırım. Ruhumda, uzun yıllar sürgünde kalmanın bir neticesi olarak, babamdan bana geçtiğine inandığım bir hüzün var” diyor.

Reyhan Karaca: 'Sevdik Sevdalandık' bana dikilmiş bir elbise Reyhan Karaca: 'Sevdik Sevdalandık' bana dikilmiş bir elbise Bugünlerde yeni albümü ile sevenleriyle buluşan ünlü şarkıcı Reyhan Karaca, "'Sevdik Sevdalandık' klibinin altına küçük arkadaşlarımızdan mesajlar geliyor. Ben anlıyorum ki şarkı babadan oğula, anneden kızına geçiyor. Çok mutluyum. Kolay kolay yeri doldurulamayacak bir şarkı" dedi.