BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Eğitimde ciddi öğrenci sayısı bakın ne kadarmış?

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
Muhterem Feridun Ağabey, 45 Yıllık Tecrübe: MEB ve okul yöneticilerine ve yönetimlerine, ebeveynlere-okullarda sınıf yapılandırması ve sınıf yönetimi nasıl olmalıdır?
* 2019-2020 yeni öğretim yılının açılacağı şu günlerde, MEB nezaretinde, okul yönetimini, yöneticileri hatta ebeveynleri meşgul eden çalışmalardan biridir ''yeni sınıfların oluşturulması'' ve ''sınıf yönetimi''
* Öncelikle, ''yeni sınıf yapılanması'' için, önceki yıllarda tutulan ''Öğrenci Davranışı Raporları''ndan, her bir öğrencinin ''Psikolojik Öğrenci Tipi Kimliği'' belirlenmeli. Yeni sınıflar, bu ''öğrenci tipleri''nin dengeli dağılımlarıyla yapılandırılmalıdır.
* ''Psikolojik Öğrenci Tipi Kimlikleri'' şunlardır:
1. Ciddiler, 2. Nasihat dinleyenler, 3. Tecrübeyle yol alanlar (Hiper aktifler), 4. Karıştırıcılar (Yem atanlar), 5. Tuzağa düşenler.
* Öğrenci tipi kimliklerinin, 30 kişilik bir sınıfta sayıları ve dağılım %'si (ortalama) aşağıdaki gibidir:
1. Ciddiler (6 kişi, %20) 2. Nasihat dinleyenler (6 kişi, %20) 3. Tecrübeyle yol alanlar (Hiperaktifler) (4 kişi, %12) 4. Karıştırıcılar (Yem atanlar) (4 kişi, %12) 5. Tuzağa düşenler (10 kişi, %30)
           Rıdvan Üzel-Eğitimci Yazar
 
 
Şikeli evliliklere dikkat (!)
 
"Feridun Ağabey, şikeli boşanmalara dikkat!.. Kadın resmiyette kocasından boşanıyor ama birlikte yaşıyorlar. Böylece ölen babasından maaş alıyor. Evlenmeyen kız, sigortasız çalışıyor ölen annesinden maaş alıyor. Öte yandan şikeli evlilik yetmiş beş yaşındaki emekli adam 35 yaşındaki bakıcısıyla evleniyor, evlenen bayan ömür boyu maaş alıyor. Yani evliliklerde yaş oranı, yaş miktarı dikkate alınmalı” diyen Güngören’den Latif Aksoy isimli okuyucumuz, araştırmacı kimliğinizle bu konulara dikkat etmişsiniz, tebrik ederiz. Ama bu durum aslında vatandaşını bu pespayeliklere muhtaç eden sistemin de meselesi değil mi? Demek ki insanlara asgari sosyal refah sağlanmalıdır. Bugün iki bin liranın altı açlık sınırı. Öyle ise iki bin lira bile alamayan emekli karı koca ne yapacak? Kim ister kocasından boşanmış gibi gözükmeyi? Kim ister babası yaşında adamla evlenmeyi? İnsanlar çaresizlikten ne yapacağını şaşırmış diyeceğimize bunlara şike diye yaklaşmak sanki problemi bütüncül görmemek gibi geliyor.
Bugün geldiğimiz noktada hemen her gün yüreğimizi dağlayan aile dehşet haberlerinde ailelerin sıkıntılarında ekonomik zorluğun, işsizliğin ne kadar rol oynadığı hiç araştırılıyor mu? Bunların da sorgulanması gerekmez mi? Eğer araştırılsa dağılan, cinnet geçirilen, şiddet uygulanan kaç ailenin geri planında ekonomik çözümsüzlük vardır, biliyor muyuz? Bu trajikomik tespitlerinizde size katılıyor ve asla onaylamıyoruz ama bu vakalar bize rahmetli Özal’ın “benim memurum işini bilir” sözüyle Nasrettin Hoca’nın “hırsızın hiç mi suçu yok” fıkrasını da hatırlattı...
 
 
Bu bilmeceyi kimse çözemedi
 
"Feridun Ağabey, ben emekli bir vatandaşım. Geçtiğimiz günlerde beş yaşlarında bir çocuk anne babasıyla çarşıda yürürken çocuğun elindeki oyuncak çift başlı Zülfikâr kılıcı dikkatimi çekti. Bu niye çift başlı ki diye merak ettim. Artık akıllı telefonlarımız var ya, baktım internetten, bu iki başın birisi ilmi diğeri adaleti temsil ediyormuş. Tabii takıldığım iş yerine geldim. Orada alışkanlık takvim yapraklarını her gün okurum. O gün takvimin yapraklarında Hazreti Ali anlatılıyordu. Bu gibi durumlarla sık sık karşılaşıyorum. Bunun bir manevi yönü var mı?” diyen İstanbul’dan Ümit Y. Ö.  İsimli okuyucumuz, insanın biyolojik varlığının yanında Çinlilerin 'çi' dediği bizim 'can' dediğimiz, inancımızın 'ruh' dediği ve genel anlamda “metafizik hâlimiz” denilen hâl her insanın merakını çekmiştir. Bu konuda kimi insanlar yetenek kazanmış kimi altıncı his dediği hâlinden zaman içinde bunalmaya başlamıştır. Bunlar hakkında tarih boyunca çok detaylı yorumlar yapılmakla birlikte kimse bu bilmecenin içinden çıkamamıştır...
Sizinle Ziya Paşa’nın bir beytini paylaşacağım: “Halletmediler bu lûgazın sırrını kimse,/Bin kâfile geçti hükemâdan, fuzalâdan.” Yani (Bu bilmecenin sırrını hiç kimse çözemedi,/Bu dünyadan binlerce faziletli kişi ve bilgin geçtiği hâlde.)
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
609549 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/609549.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT