BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İslam dünyasını kuşatan küresel tehlike Oryantalizm/Müsteşriklik nedir?

Dr. C. Ahmet Akışık
Facebook

Oryantalizmin diğer bir adıyla Şarkiyatçılığın kökenleri yaklaşık geçen bin yılın derinliklerine kadar uzanır. Ancak 18. yüzyılın sonlarında bir teşkilat olarak ortaya çıktı. İlk defa 1779’da İngiltere’de, 1799’da da Fransa’da kullanılmaya başladı. Orientalism kelimesi Fransız Dil Akademisi’nin sözlüğüne 1838’de girdi.

Oryantalizmin bu kadar erken başlamasında rol oynayan faktör, Müslüman ve Hıristiyanlar arasında meydana gelen tartışmalardı. Öte yandan özellikle Haçlı Savaşları da Avrupalıları, İslâm’ın kural ve gelenekleriyle ilgilenmeye sevk etti. Bu sebeple oryantalizm tarihinin ilk adımı, Orta Çağ Hıristiyan Batı dünyasıyla, Müslüman Doğu arasındaki dinî ve ideolojik çatışmanın tarihi olarak kabul edilmektedir.

Bilindiği gibi İslâmiyetin gelişine kadar, dünyada Hıristiyanlığın rakibi yoktu. İslâmiyet Ortadoğu sahnesine çıktığında hem Hıristiyanlar, hem de Yahudiler, tehdit edildiklerini hissetmeye başladılar.

Kendilerinin sahip oldukları statüye bu Yeni dinin/İslam’ın sahip olmasını istemiyorlardı. İslâm’ın Doğu’da ve Batı’da hızlı bir şekilde yayılması, Yahudi ve Hıristiyan din adamlarının dikkatlerini bu dine yönelterek onları birtakım araştırmalara sevk etti. Ancak İslâm’a ve İslâm ilimlerine olan bu ilgileri, İslâmiyet’i benimsemek için değil, Yehudi ve Hıristiyan toplumlarını ondan korumak içindi.

Yahudi ve Hıristiyan din adamları anlaşarak bir sistem kurdular. Bu sistemin kökeninde Misyonerlik bulunmaktadır. Buna göre İslam Toplumu çeşitli yönleriyle yakından izlenecekti. Başta Kur’an olmak üzere Tefsir, Hadis, Kelam, Fıkıh, Siyer, Tasavvuf, Dil, Folkler gibi alanlar araştırılacak, kendilerine göre zayıf ve ihtilaflı gördükleri konular belirlenerek, Müslümanların ve Müslüman araştırmacıların önlerine konulacaktı.

Belli başlı Oryantalistler/Müsteşrikler

Önde gelen oryantalistler, I. Goldziher (1850-1921), Prof. Joseph Schacht (1902-1969), Alfred Guillaume (1888-1965), A. Sprenger (1813-1893), Prof. H. A. R. Gibb (1895-1971) ve L . Caetani (1869-1926)’dir.

İnkârda aşırı giden bu Müsteşriklerin dışında Hadrian Reland (ö.1718), J. J. Reiske (1716-1774) ve Rudi Paret (1901-1983) gibi ılımlı olanları da vardır.

Oryantalistlerin genel karakteristikleri şunlardır:

  • İslam’ın son din olduğuna inanmazlar.
  • Kur’an’ı ilahi kitap olarak kabul etmezler.
  •   Hazret-i Muhammed’i sahtekar, maharetli ve zeki bir kişi olarak görürler. Kur’an’ı, Tevrat ve İncil’den aldığı bilgilerle oluşturduğuna inanırlar. Onun için genelde Müsteşrikler, Hazret-i Muhammed’in ümmi olmadığını iddia ederler. Ülkemizdeki bazı İlâhiyatçı Prof.lar da bu kanaattedirler.

Oryantalistlerde Strateji

Bunlar şöyle sıralanabilir:

  •  Önce Müslümanların temel kaynak olarak kabul ettikleri Hadisler hedef alınacaktır.
  •  Raviler ve Hadis metinleri üzerinde çalışılacak, ravilerin sahtekar, hadislerin bir çoğunun asılsız ve uydurma olduğu söylenecektir. Onun için bazı Müsteşrikler “bir hadis dahi sahih değildir” derken, Goldziher sahih hadis adedinin 18 olduğunu söylemiştir. Yaşar Nuri de ancak bir tane (Kim bana yalan isnad ederse… hadisi vardır) demiştir.
  •  Tefsir kitapları, İsrailiyyat ve hurafelerle doludur, denilerek, Müctehid Müfessirlere itimat sarsılacaktır. Ayetlerdeki kavram ve kelimelerin, şer’i, ıstılahi değil, lügavî manalarının verilmesi sağlanacaktır. Böylece Mealcilik teşvik edilecek, “dininizi meallerden öğrenin” denilecektir.
  •  Mezhepler ve Mezhep imamları, İslâm’ı anlama ve yaşamada en büyük engel olarak gösterilecektir. Akaid ve Fıkıh alimlerinden gerekirse hiç bahsedilmeyecek, bahsedildiğinde de Müslümanlara kemend vuran, Müslümanların geri kalmasına sebep olan kişiler olarak tanıtılacaktır.
  •  Şia, Mutezile, Havariç, Müşebbihe, Mücessime gibi eski; Kadiyanilik, Selefiyye, Vahhabilik ve Neo-Haşhaşilik gibi yeni fırka ve oluşumlar, her yönden desteklenecektir. Ehl-i Sünnet itikadında olanlarla şeriate uygun tarikat erbabı çeşitli gerekçelerle engellenecektir.
  •  Sünni tarikatlar, yerilecek, bid’î/itikaden sapık tarikatlar övülecektir.
  •  Eğitim – öğretimde Ehl-i sünnet dışı ve karşıtı akımlar esas alınacak ve bu akımların temsilcileri, Müctehid, Müceddit ve âlim olarak takdim edilecektir. Üniversitelerde tez konuları daha ziyade bid’at fırkalarının eserlerinden seçilecektir. Bu tezlerde hedef, Sünni itikad üzerinde bir tartışma zemini oluşturarak Müslümanların kalplerinde şüphe uyandırmak olacaktır.
  •  İslam Toplumlarında Oryantalistlerin sunduğu küresel Modernist İslam anlayışını benimseyen kişiler, Üniversitelerde ve Devlet kurumlarında etkili ve yetkili yerlere getirilecektir.

Neo-Haşhaşilik/FETÖ ve Oryantalizm Bağlantısı

Neo-Haşhaşiler, Oryantalist zihniyetin temsilcileriyle birlikte din alanında Türkiye çapında kripto bir yapılanmaya gitmişlerdir. Bu, Diyanetin merkezinde, Diyanet Vakfında, İmam Hatip Okullarında, Yüksek İslam Enstitülerinde ve İlahiyat Fakültelerinde bir teşkilatlanmayı ifade etmektedir. Poliste, Askeriyede ve Devletin diğer kurumlarında ileri derecedeki Haşhaşileri/Gülen örgüt elemanlarını tespit etmek bile çok güç olmaktadır. Fakat Diyanette ve İlahiyat camiası ile Üniversitelerde bunların keşfi ve işlerine son verilmesi hayli zaman alacağa benzemektedir.

Neo-Haşhaşilik ve Oryantalizm beraberliğinde şunlar örnek verilebilir:

Fikir ve zihniyet olarak:

  •  Ali Bulaç. Zaman Gazetesi yazarı. Oryantalist mukallidi Mevdudi’nin temsilcisi. (Pakistan)
  •  Suat Yıldırım. Gülen’nin en yakın bilim destekçisi. Aynı zamanda Oryantalistlerin başdanışmanı M. Hamidullah’ın (Salih Tuğ ile birlikte) temsilcisi. (Paris)
  •  Hayrettin Karaman. Oryantalist mukallidi R. Rıza’nın temsilcisi. (Mısır)
  •  A. Bardakoğlu. Hocası Hayrettin Karaman’ın temsilcisi. (İstanbul)
  •  Mehmet Görmez. Oryantalist mukallidi M. Carullah’ın temsilcisi. (Rusya)
  •  Mustafa İslamoğlu. Sünni alim münkiri. Oryantalist âşığı. Hadis inkarcısı. Ali Şeraiti’nin temsilcisi. (İran)
  •  Ömer Özsoy. Doktora tezi “Sünnetullah Bir Kur'an İfadesinin Kavramlaşması” Kur’an’da Tarihsellik konusunda. Azılı Oryantalist Goldziher’in temsilcisi.
  •  Hüseyin Atay. Doktora tezi Kaderi inkâr konusunda. Azılı Oryantalist Goldziher ve Muhammed Tanci’nin temsilcisi.
  •  Salih Akdemir. Doktora tezi Bakara, 182. ayetindeki şahidlikle ilgilidir. Bu ayette geçen “bir erkek ve iki kadın”la ilgili şahitlik eleştirilmektedir. Oryantalistlerin temsilcisi. (Paris)
  •  M. Hayri Kırbaşoğlu. Kur’an’da Tarihselliği savunan Oryantalist mukallidi Fazlurrahman’ın temsilcisi. (Pakistan)

Burada şunu açıkça ifade etmek gerekir ki:

Neo-Haşhaşi/FETÖ ideoloji ile Oryantalist ideoloji köken itibariyle aynıdır. Bunu anlamak ve kavramak çok önemlidir. Mutlaka cemaatin içine girmek veya Pensilvanya’ya gitmek yahut bylock kullanmak şart değildir.

Her ikisinin (FETÖ ve Oryantalist ideolojinin) hedefinde Sünni Müslümanlık vardır.

Her ikisi de Sünni Müslümanlık dışı mezhep, konu ve kişiler üzerinde çalışma yapar. Bunları kaynak, belge ve delil olarak kullanır.

Her ikisi de ideolojiktir. İlmi değildir.

İlmi çalışmada, önce dini ölçü, sonra akıl ve mantık kullanılır.

Fakat ilmi yöntemi, R. Rıza, Afgani ve M. Carullah gibilerin kitaplarında görmek mümkün değildir. Çünkü bu yazarlarda ideolojik yaklaşım hakimdir.

Bunlara göre, önce akıl ve mantık, sonra dini ölçü gelir.

Onun için bazı Oryantalist bağımlısı ilahiyatçılar, akıl ve mantıklarına ters düşen bütün hadisleri tereddüt etmeden inkar edebilmektedirler.

***************

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
604411 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/dr-c-ahmet-akisik/604411.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT