BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İslam’dan başka hiçbir dinde olmayan SOSYAL ADALET KURUMU ZEKÂT

Dr. C. Ahmet Akışık
Facebook
Dr. C. Ahmet Akışık 
 
İslam toplumunda dinin bir gereği olarak zengin olan kişiler, fakir ve yoksullara para ve mal yardımında bulunurlar. Bunu zekât ve fıtra/fitre ismi altında yerine getirirler. Dinin öngördüğü bu yardım, zenginin fakir akrabası başta olmak üzere içinde bulunduğu mahalle, köy ve şehrinde yaşayan fakir ve muhtaçlara yöneliktir. Her zenginin dinin kurallarını uyguladığı takdirde İslam toplumunda refahın dalga dalga bütün fakir ve düşkünlere yayılacağı çok açıktır.
Zekât, İslam’ın beş şartından biridir. Mükellef olan, yani âkıl ve bâliğ olan (ergenlik çağına eren) ve nisap miktarı para veya malı olan her Müslüman erkek ve kadının zekât vermesi farzdır.
Zekât vermek, malı Müsliman fakire temlik etmekle, eline vermekle olur. Vekâletle de zekât verilebilir.
Nisap belirlenirken, borçlar, mevcut para veya maldan çıkarılır. Geri kalanın zekâtı verilir.
Zekâta tâbi malların veya paranın, yıl içindeki azalıp çoğalması dikkate alınmaz. Nisaba malik olduktan bir yıl sonra, elde kalan mal, nisabı bulursa, zekâtı verilir. Mesela, ramazanın 5’inde 400 gr altınla zengin olan diğer aylarda 300’e, 200’e düşse, gelecek 5 Ramazan’da (96 gr altının altına düşmediği müddetçe) eldeki mevcut miktar üzerinden zekâtını verir. Bu, ticaret malı için de böyledir. 96 gr’ın altına düşerse, zengin olma ay ve günü değişmiş olur. Zakâtta kameri aylar esas alınır.
Dinimize göre, karı kocanın mal varlığı ayrıdır. Hangisi zengin ise, zekâtı o verir. Kurbanda da durum aynıdır. Şayet her ikisi de zengin ise, ikisinin de kurban kesmesi gerekir.
Kadının altın ve gümüşten başka diğer ziynet eşyaları zekâta tâbi değildir. Pırlanta, elmas, zümrüt gibi ziynet eşyalarının zekâtı verilmez.
Çalışanların alacakları maaş veya ücret, ellerine geçmeden önce nisap hesabına katılmaz, çünkü bunlar, hak edilmiş ücretse de, hak edilen mal, ele geçmeden önce mülk olmaz.
Maaşlardan kesilen ve henüz alınmamış olan yardım sandığı ve sigorta paraları, zekât hesabına katılmaz.
Hisse senetlerinin nâma/isme ve hâmiline/taşıyana yazılı olanları vardır. İsimsiz, hâmiline yazılı olanların devir kabiliyetleri bulunmaktadır. Yani döviz gibi elden ele dolaşır. İstendiği zaman satılabilir. Bu senetlerticaret malı gibi, zekâtın hesap edildiği tarihteki piyasa değeri üzerinden nisaba dâhil edilir.
Günü gelmeden zekât vermekte bir mahzur yoktur, hatta gelecek yılın zekâtını önceden vermek de caizdir.
Fakire verilen zekât, onu zengin edecek (96 gr altın veya değerindeki para) kadar olmamalıdır. Borçsuz fakire nisap miktarı veya daha çok zekât vermek, mekruhtur.
Zekât, şu başlıklar altında ele alınabilir:
 
Altın, Gümüş ve Kâğıt Para’nın Zekâtı
 
Zekât nisabı, Hanefi’de 200 dirhem (672 gr) gümüş, 20 miskal (96 gr) altın veya bu değerde para yahut ticaret eşyasıdır. Zekât veya kurban nisabına mâlik olana zengin denir.
Zengin olma tarihinin üstünden bir sene geçince zekât vermek farz olur.
Diğer üç Mezhepte nisap, 69 gr altındır.
Diyanet’e göre nisap, 80,18 gr altındır. Diyanet İşleri, 1982’ye kadar nisapta 96 gr değerini kullanmış, sonra değişikliğe gitmiştir.
Zekât, altın esas alınarak verilmektedir.
21.05.2019 tarihinde “altın ayarları”na göre nisap/zenginlik:
Hanefi’de24 ayar/külçe altın: 24.000 TL, 22 ayar: 22.000 TL, 18 ayar: 17.000 TL, 14 ayar: 13.000 TL.
Şafiî, Malikî ve Hanbelî’de24 ayar/külçe altın: 17.000 TL, 22 ayar: 16.000 TL, 18 ayar: 12.000 TL, 14 ayar: 10.000 TL.
Diyanet’e göre24 ayar/külçe altın: 20.000 TL, 22 ayar: 18.000 TL, 18 ayar: 14.000 TL, 14 ayar: 11.000 TL.
Zekât verirken, (külçe altını olmayanlar) zenginlikte orta değer (18 ayar) esas alınabilir. Kağıt para ve dövizi olanlar, yukarıdaki altın değerlerini ölçü almak suretiyle zenginliklerini belirleyebilirler.
200 dirhem (672 gr) gümüş ile 20 miskal (96 gr) altının aynı değerde olmadığı zamanlarda nisap/zenginlik, altın üzerinden hesap edilir. Şu anda hesaplamalar, altına göre yapılmaktadır.
Osmanlılarda altını veya gümüşü olanlar, 40’ta birini altın veya gümüş olarak veriyorlardı. Mesela 400 gr altını olan 10 gr altını (bizzat altın olarak) ve 400 gr gümüş tepsisi/vazosu olan, 10 gr gümüşü (bizzat gümüş olarak) zekât veriyorlardı. Elinde bakır veya kâğıt parası olanlar dahi zekâtlarını (Mesela, 200 bin lirası olan, 5 bin lira karşılığındaki altını) altın olarak fakire veriyorlardı.
Ülkemizde ve İslam dünyasında Osmanlıdaki bu uygulamayı devam ettirmek isteyenler, hiç şüphe yok ki, zekâtlarını Fıkh’a göre vermiş olurlar.
 
Alacakların Zekâtı
 
Kaybolmuş, gasbedilmiş, saklanılan yeri unutulmuş mal ve inkâr olunan alacaklar, nisaba katılmaz ve ele geçerlerse, önceki yılların zekâtları verilmez.
Senetli veya iki şahitli yahut itiraf olunan alacaklar, iflas edende ve fakirde de olsa nisaba katılır. Ele geçince, geçmiş yılların zekâtı verilir.
 
Ticaret Malı Zekâtı
 
Canlı, cansız her mal, ticaret yapmak için, yani satmak için satın alındıkları zaman, ticaret eşyası olurlar.
Zekât, kârdan değil, mevcut paranın ve eldeki ticaret malının tamamından verilir.
Hanefi’de altın ve gümüş, her ne şekilde bulundurulursa bulundurulsun, ticaret eşyasıdır.
 
İhtiyaç Eşyası
 
Evin, arabanın zekâtı olmaz, fakat araba, ev ve arsa alıp satan, yani işi, mesleği bu olan, bunların zekâtını verir.
Ticaret için olmayan evler, arsalar, vasıtalar, demirbaş eşyalar, zekât nisabına katılmaz.
 
Kimlere Zekât Verilir
 
Zekat, dine göre fakir olana, yani “nisap miktarı malı olmayan”a verilir.
Din ilmi tahsil eden ve din ilmi öğretenlere, zenginlik durumuna bakılmaksızın zekât vermek caizdir.
Fakir olmak şartıyla geline, kardeş, hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya, damada, kayınvalideye, kayınpedere, kayınbiradere ve üvey çocuğa verilir.
Eğer salih iseler, yakın akrabaya vermek, daha çok sevaptır. Salih akraba yoksa, başka salihler tercih edilebilir.
Kadın, dinen fakir olan kocasına Şafii’ye ve Hanefi’de İmameyn’e göre zekât verebilir.  
 
Kimlere Zekât Verilmez
 
Ana babaya, dedeye, büyükanneye, evlâda, toruna, hanıma ve kâfire verilmez. Kur’ân-ı kerime göre ehl-i kitap olan Yahudi ve Hristiyanlar da kâfir sınıfındandırlar.
Tüzel kişiliğe “zekât” verilmez.
Kurum, kuruluş ve dernekler, tüzel kişiliğe sahiptirler.
Ayrıca camiye, Kur’ân kursuna, yurda, yola, köprüye, çeşmeye vb. de fıtra ve zekât verilmez.
 
Toprak Mahsülleri Zekâtı
 
Toprak mahsullerinin zekâtına uşur denir. Fakir veya borçlu olanın da uşur vermesi gerekir.
İmam-ı a'zam’a göre mahsul topraktan alındığı zaman, az olsun, çok olsun onda birini veya kıymeti kadar altın veya gümüşü Müslüman fakirlere vermek farzdır.
İmameyn’e göre, uşur vermek için mahsulün bir yıl dayanıklı olması ve miktarının 1250 litreden (yaklaşık bir tondan) çok olması gerekir. Mesela yarım ton buğdayı çıkan fakir, İmameyn’in kavline göre uşur vermezse günaha girmez. Fakat zenginin yüz kg buğdayı olsa onda birini vermesi gerekir.
Uşur veren fakir, başkalarının verdiği uşru alabilir. Fakat zenginin zekât alması haramdır.
Evin yanındaki bahçede yetiştirilen meyve ve sebzelerin uşrunu vermek gerekmez. Çünkü bu meyve ve sebze, ev halkının ihtiyacı için ekilmiştir. Hatta bir kısmı satılsa da yine uşrunu vermek gerekmez. Ancak ev bahçesinde  sırf  ticaret  niyetiyle yetiştirilen ürünün uşru verilir.
Ev, tarlaya, bahçeye yapılmışsa (Karadeniz bölgesinde olduğu gibi), bunun uşru verilir.   
Uşrun nisabı yoktur. Mahsul az olsa da, uşru verilir. Uşur, onda bir olarak verilir. Yapılan masraflar düşülmez. Hayvan gücüyle, dolap ve motorla sulanıyorsa veya paralı sulama yapılıyorsa, yirmide bir verilir.  
 
Hayvanların Zekâtı
 
Sâime, yılın yarıdan fazlasında kırda, çayırda parasız otlayan eti veya sütü için yetiştirilen erkek veya dişi hayvanlardır. Bunların zekâtı verilir.
Yalnız yünü için, yük taşımak için veya binmek için olursa, sâime sınıfına girmez, zekâtı verilmez.
Hayvan zekâtı hesaplanırken borçlar varsa, düşülür.
(Hayvan zekâtı ile ayrıntılı bilgi için bkz: http://islamilimleri.com/AnaSayfa/04/000.htm)
 
Vekâlet ve Banka Yoluyla Zekât
 
Diyanet ve Diyanet Vakfı, uzun yıllar Müftülükler ve camiler vasıtasıyla zarflar dağıtarak, Bankalarda hesaplar açarak, Müslüman halkın fıtra/fitre ve zekâtlarını topladı ve toplamaktadır. Aynısı Mısır’da da uygulanmaktadır. Bu şekilde fıtra ve zekât toplamanın Fıkh’a, daha doğrusu Sünni Fıkh’a uygun olmadığı çok açıktır.
Çünkü fıtra ve zekât (dine göre) fakir olanın hakkıdır ve temlik yoluyla fakire/bizzat fakirin eline verilir.
Diyanet’e, Diyanet Vakfı’na, Türk Hava Kurumu’na, Kızılay’a, Çocuk Esirgeme Kurumu’na, herhangi bir vakfa ve derneğe, Kur’ân kursu ve cami derneğine zekât verilmez.
Kurum, kuruluş ve dernekler, tüzel kişiliğe sahiptirler.
Tüzel kişiliğe “zekat” verilmez.
Ayrıca camiye, yola, köprüye, çeşmeye vb. de fıtra ve zekât verilmez.
 
Vekâletle Çözüm
 
Fıtra, Oruç fidyesi ve Zekât, bizzat fakire verilemiyorsa, o zaman “Vekâlet” yolu kullanılır.
Vekâlet, Fıkıh’a göre şahsa verilir. Kurum ve dernek gibi tüzel kişiliği olan bir yere vekâlet verilmez.
Ancak kurum, kuruluş ve derneklerde çalışanlardan biri veya birkaçı, Dine/Fıkh’a göre fakir olan şahıslardan bizzat vekâlet almak suretiyle fakir veya fakirler adına fıtra ve zekât alabilirler. Aldıkları bu fıtra ve zekâtları, istedikleri yere hediye edebilirler.
Vekâletin anlamı şudur: Fakir kişi kurum ve dernekte görevli olan kişiye, gönüllü olarak “Benim adıma fıtra, oruç fidyesi ve zekât almaya ve istediğine vermeye seni umumi vekil tayin ettim” derse,
Fakir vekili olan kişi, fıtra veya zekâtı “fakir vekili olarak, bu fıtra veya zekâtı aldım” der. Aldıklarını (Fıkıh’ta açıklanan şart ve kurallara göre) kurum veya derneğe verebilir veya bizzat fakirlere dağıtır.
Böylece kurum ve dernekler, Fıkh’a uygun fıtra ve zekât toplamış olurlar.
Fakir, vekil tayin ederken, “Benim adıma fıtra ve zekât almaya ve istediğine vermeye seni umumi vekil tayin ettim” der.
Zarflar hazırlanırken şuna dikkat etmelidir:
Zarfların üzerinde fakir vekillerinin isimleri mutlaka yazılmış olmalıdır.
 
Zekat, Fidye ve Fıtra Toplama/Zarf örneği:
 
3.000 TL Zekâtımı (Fidyemi veya Fıtramı) almaya ve dilediğine vermeye, Talip Alparslan, İbrahim Çalışkan ve Enes Altın’ın her birini ayrı ayrı umumi vekil tayin ettim. Ahmet Akışık
 
Zekâtını veya oruç fidyesini yahut fıtrasını verecek olan mutlaka yukarıdaki cümleleri okumalıdır.
Şayet online ile gönderiyorsa, okuduktan sonra baş tarafındaki yere işaret koymalıdır.
Bankaya hesap açtıran kurum veya dernek, ilgili memura, bu zarfı teslim edip zekâtını veya oruç fidyesini yahut fıtrasını verecek olan kişiye zafın üzerindeki “bu ibareyi (vekil tayin etme cümlesini)” okutmalıdır.
Kurum veya dernek, zekât veya oruç fidyesi yahut fıtra alacak olan Fakir Vekillerinin isimlerini basın veya internet yoluyla ilân ederse,
Zekâtını veya oruç fidyesini yahut fıtrasını verecek olan, ilândaki bu ibareyi (vekil tayin etme cümlesini) okuyarak, işaretleyerek, online olarak evinden veya iş yerinden de zekâtını banka kanalıyla gönderebilir.
(Zekâtla ilgili geniş bilgi için bkz: http://islamilimleri.com/AnaSayfa/04/000.htm)
 
*********
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
608132 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/dr-c-ahmet-akisik/608132.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT