BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İman ve ibadet esaslarının delilini bilmek

Gönül Pınarı
Osman Ünlü
Facebook
"Her Müslümanın, kelime-i tevhidin manasına hiç şüphe etmeden, yalnız inanması yetişir."
 
Sual: Her Müslümanın, İslâmiyetin bildirdiği iman ve ibadet esaslarının delillerini, araştırarak bilmesi ve böylece inanması mı gerekir?
Cevap: Konu ile alakalı olarak İmam-ı Muhammed Gazâlî hazretleri Kimyâ-i se'âdet kitabında buyuruyor ki:
“Müslüman olan bir kimseye, ilk önce Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah kelimesinin manasını bilmek ve inanmak farzdır. Bu kelimeye Kelime-i tevhid denir. Her Müslümanın, kelime-i tevhidin manasına hiç şüphe etmeden, yalnız inanması yetişir. Bunları, delil ile ispat etmesi ve akla uydurması farz değildir. Resûlullah efendimiz, Araplara, delil ile bilmelerini ve bu delilleri de söylemelerini, şüphelerini araştırıp, bunların çözülmesini emir buyurmadı. Yalnız inanmalarını, şüphe etmemelerini emir eyledi. Herkesin böyle kısaca iman etmesi yetişir. Fakat, her şehirde birkaç din âliminin bulunması farz-ı kifâyedir. Bunların, delilleri bilmesi, şüpheleri gidermesi, sualleri çözmeleri vaciptir. Bunlar, müminlerin çobanı gibidir. Bir taraftan, onlara itikat, yani iman bilgisi öğretir. İtikatlarını korur. Bir taraftan da din düşmanlarının iftiralarına cevap verirler.
Kelime-i tevhidin manasını, Kur'ân-ı kerim bildirmekte, Resûlullah efendimiz de bu bildirilenleri açıklamaktadır. Eshâb-ı kiramın hepsi, bu açıklamaları öğrendi ve kendilerinden sonra gelenlere bildirdiler. Eshâb-ı kiramın bildirdiklerini hiç değiştirmeden, olduğu gibi, kitaplara geçirerek bizlere ulaştıran yüksek din âlimlerine Ehl-i sünnet âlimi denir. Herkesin, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmesi, bu inançta birleşmeleri lazımdır. Saadetin tohumu, bu itikattır ve bu itikatta birleşmektir.”
           ***
Sual: Namazını kıldıktan sonra, abdestinin olmadığını anlayan bir kimse, vakit çıkmadan abdest alıp bu namazı kılsa, kaza mı etmiş olur?
Cevap: Herhangi bir sebepten dolayı bozulan bir namazı vakti içinde tekrar kılmaya İade etmek denir. Vaktinde kılınamayan ve vaktinden sonra kılınan namaza ise, o namazı Kaza etmek denir. Farzı, kaza etmek farzdır. Vacibi kaza etmek ve fasit olan, bozulan sünnet ve nafile namazları iade etmek vaciptir. Vaktinde kılınmayan sünneti kaza etmek emir olunmadı. Bir kimse, bu sünneti kaza ederse, kıldığı namaz, nafile olur ve sünnet sevabına kavuşmaz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
606576 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/osman-unlu/606576.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT