BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bizi ölümle tehdit etmesin mi?

Ünal Bolat
Facebook
Öğrendim ki kocamı kendi ailesi de istemiyordu. “Git artık bizi bırak” diyorduk!..
 
Evlenmeden önce bildiğim hâlde, ailem söylemiş olsa bile önemsemediğim şey karşıma acı bir gerçek olarak çıktı… Kocam işsizin tekiydi… Düğün için harcadığı para da, bir akrabasından elde ettiği üç beş kuruştan ibaretti. Hazıra dağlar dayanmaz dedikleri gibi evde ekmek almaya paramız kalmamıştı.
Kendisiyle konuştuğumda “üzerime gelme benim!” diyor konuyu kapatıyordu… Ve sabahleyin evden çıkıp akşama kadar gelmeyen bir kimse vardı karşımda… Aslında o benimle evlendikten sonra tekrar bekârlıktaki sokak hayatına dönmüştü.
Baktım olacak gibi değil yine anneme sığındım. “Anne biz açız” dedim ağlamaya bile utanarak… Annem benim söz dinlememekle ne kadar hata ettiğimi bilse de o benim annemdi.
“Bari bir iş bulana kadar bizim evde kalın” dedi.
Nasıl sevindim bilemezsiniz. Kocama durumu söylediğimde gurur meselesi yapmadı… “Bana uyar” dedi ve annemin evine taşındık. Taşındık derken bir valiz alıp geldik… Taşındığımız ev zaten onların şehrin kenarından kalan metruk evden biraz bakımlı bir gecekonduydu…
Valizim elimde işsiz serseri kocam yanımda çıkıp geldiğimde annem iyice yıkılmıştı. Hoş, ben mutlu muydum? Sanki deprem olmuş da altında kalmış gibi zavallı annemden yardım bekleyen gönlü yaralı birisiydim. Birbirimize belli etmemeye çalışıyorduk ama gizli gizli annem ağlıyor ben ağlıyordum.
Bir gençlik duygusunun kurbanı olmuştum. Cahilliğim ve aile büyüklerinin sözlerine önem vermeyişimin cezasını çekiyordum.
Bu sürede öğrendim ki kocamı kendi annesi babası da istemiyordu. “Git artık bizi bırak” diyorduk.
O ise gitmiyor, gitmek istemiyordu… Kendisine yüz vermemeye başladım… Bu defa “sevmiyor musun beni?” demeye getirdi… Böyle bir insanı kim sever dediğimde o korkunç yüzüyle karşılaştım… Bizi ölümle tehdit etmeye başlamıştı… Sanki hayatımı ona borçluydum. Ailem evimiz onun tapulu malıydı sanki.
Bu sıkıntımızdan haberi olan dayım bu evliliğe izin verdiği için kendisine kızıyordu. Hoş, sanki izin vermese ben onu dinleyecektim...
Bir gün yüreğindeki vicdan azabıyla dayım eve geldi. Akşamüstüydü… Ona nasihat etmek istedi. Nasihat değil bu aslında bir uyarıydı ona:
“İşin yok gücün yok, bu iki kadıncağızı rahat bırak!”
Bu aşağılama ve reddediş, aslında bizimle günlerdir konuşa konuşa öfkeden bunalmış olan eşimin hırsını dayımdan almaya yönlenmesine sebep oldu. Eyvah!.. DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
607525 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/607525.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT