BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Etrafında papatyaların, gelinciklerin, çiğdemlerin olduğu, kahverengi ve oyuk bir kayaya oturmuştu Burçin’i bırakıp. Nehir kenarında dikilen Burçin, arkadaşlarının yanına giderken, yolunu değiştirerek Cihat’ın yanına gelmişti...



Birden eğilip paçalarını sıvadıktan sonra, çoraplarını ve ayakkabılarını çıkarmış, iki uzun dal alarak, buradan karşıya köprü gibi olan ağaçlarla dolu setin üzerinde, dallarla kendini dengeleyerek karşıya değin yürümeye başlamıştı. Soluklar kesilmiş, nefesler tutulmuştu. Birden sendelemişti Cihat ve Burçin “Ay!..” diye bağırmıştı. İşte o an yüzme bilmediğini hatırlamıştı Cihat. Bir-iki kez daha sendeleyerek karşıya geçmişti, karşıda kalan Burçin ve arkadaşları sevinç çığlıklarıyla alkışlıyorlardı. Yine elindeki dalın yardımıyla topu kurtarmış, eline almış ve bir vole patlatarak topu karşı kıyıya ulaştırmıştı. Burçin’in arkadaşları hemen topa koşup, oynamaya başlarken, Cihat yine bir-kaç sendelemeyle geriye dönmeye çabalamaktaydı ve karşıda sadece Burçin onu bekliyordu. Üç-beş adım kalmışken Cihat yine sendelemiş, Burçin’in feryadı arasında elindeki dalları nehire fırlatarak ve hızla suyun içinde son bir gayretle koşarak, zor belâ kıyıya kendini atmış ve boylu boyunca çimenlerin üzerine uzanmıştı. Güneş ağaçların arasından sızıp Cihat’ın yüzüne yansımıştı ve Burçin güneşin aydınlattığı bu genç erkek yüzüne bakıyordu. Gözlerini açtığında Burçin’i karşısında görünce şaşırmıştı Cihat. Kalkarken elini tutarak yardım etmişti Burçin, teşekkür etmiş, çok cesursunuz demişti. “Birlikte oynayalım mı?..” Oynayanlara bakmıştı Cihat. Kendisi ölüm-kalım savaşı verirken, onların top gelir gelmez şımarıkça oynamalarına içerlemişti. “Siz oynayın, ben biraz oturacağım.” Etrafında papatyaların, gelinciklerin, çiğdemlerin olduğu, kahverengi ve oyuk bir kayaya oturmuştu Burçin’i bırakıp. Nehir kenarında dikilen Burçin, arkadaşlarının yanına giderken, yolunu değiştirerek Cihat’ın yanına gelmişti, “Oturabilir miyim?..” Hedefine ulaşan Cihat, hedefine ulaştığına inanamıyordu. Paçalarını indirip, çoraplarını ve ayakkabılarını giyerken, “Elbette...” demişti, “Tabiî oturabilirsin.” İlk konuşmaları böyle başlamıştı, saatlerce sürmüştü, birbirlerini tanımışlardı. Güneş ikisinin de yüzlerini, saçlarını aydınlatarak, elbiselerinin üzerinde yaprakların gölgelerini hareketlendirmekteydi. Bir kız gelmişti yanlarına, Burçin’in arkadaşlarındandı, “Cihat çok çalışkandır” demişti Burçin’e. “Öğretmenimiz bize hep ondan söz eder. İleride iyi bir edebiyatçı olacağını söyler. Geleceğin edebiyatçısıyla tanışmayı hep istemişimdir öğretmenimiz öyle söylediğinden beri. Benim adım Nurten, 3-E sınıfındanım.” Akşam güneşi üzerlerine çökmüştü, yemyeşil ağaçlar, morarmaya yüz tutan bulutlar, nehrin tatlı çağıltıları, dört sınıf dolusu öğrencilerin cıvıltısı ve Nurten’in o sözleri Cihat’ı sersemletmişti. Burçin edebiyata tutkunmuş, çok severmiş kitap okumasını. Nurten’in sınıfında öyle konuşan öğretmen o duygularından Cihat’a hiç bahsetmemişti oysa. Cihat bunu düşünür ve bunun sebebini araştırırken Burçin gülümseyerek konuşmuştu tatlı sesiyle. “İleride sizi edebiyatçı olarak görmek isterim. Kitaplarınız çıkar da imzalarsın bizlere de.” > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93362
    % 0.73
  • 6.5274
    % -6.74
  • 7.4295
    % -6.83
  • 8.1596
    % -6.97
  • 251.235
    % -4.72
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT