BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güleşten başka güzel tanımam

Güleşten başka güzel tanımam

Yusuf, üzgün bir şekilde başaltı güreşlerini seyrediyordu. Ustasının başaltında güreşmeğe niçin müsaade etmediğini bir türlü anlamamıştı. Bu sırada, başaltı güreşleri bitmişti. Yusuf, gördüğü kadarıyla çok rahat yeneceği birinin başaltı ödülü olan danayı almasıyla iyice üzüldü.



Yusuf, üzgün bir şekilde başaltı güreşlerini seyrediyordu. Ustasının başaltında güreşmeğe niçin müsaade etmediğini bir türlü anlamamıştı. Bu sırada, başaltı güreşleri bitmişti. Yusuf, gördüğü kadarıyla çok rahat yeneceği birinin başaltı ödülü olan danayı almasıyla iyice üzüldü. Bu sırada, cazgır başpelvanlaa azır olsun, diye bağırdı. Ustası, kendinden uzak bir yerde oturan Yusuf’a gülümseyerek baktı ve seslendi: -Te be Yusuf! Yusuf, dalgındı duymamıştı. Ustası sesini biraz daha yükseltti: -Te be Yusuf! Saa derim! Nerelere dalıp gittin üle? Yoksam İstanbul’a mı? Yusuf, bu sefer duymuştu, telaşlandı, hemen ustasının yanına geldi: -Buyur ustam. Yusuf’un bu telaşına ustası gülümsedi. Yusuf, çabuk kızıyor, çok çabuk alınıyordu ama herşeye rağmen saygıda kusur etmiyordu. Yusuf’a takıldı: -Düğünde gürdüün angi güzeli düşünüyerdin üle. Dalıp gitmişsin! Çok derinnere düşmeseydin balay. Yusuf, kızardı: -Ustam, been düşündüüm tek güzel, tek sevdaalım güleştir. Seen basettiin güzellee been gönnüme giremez. İsmail Pehlivan güldü: -Te be Yusuf! Üle iddalı kunuşma. Başa gelmeyince bilinmez. Baasettiim güzellee üle güzelleedir ki, gönül ne seni dinnee ne de başkasını. Onnaa gönnüne düşünce, gönül Yusuf pelvanın fermanını bile dinnemez. Soona been gibi yanaa durusun. -Ustam, pelvan ulan gönnüne de söz geçirmeli dii mi? -A benim gül Yusufum. Gönül bu, diil pelvanın, sultanın bile fermanını dinnemez. Yusuf, ustasının sözlerine rağmen pehlivan kişinin gönlüne söz geçireceğine, kendisinin güreşten başka güzel tanımayacağına inanıyordu. Ama ustasına muhalefet etmedi: -Haklısın ustam, bizimkisi yeni yetme cüreti. İsmail Pehlivan, Yusuf’un, sözlerinden pek tatmin olmadığını anlamıştı, ama içinden, “Zamanı gelince seni de gürürüz” diyerek ses çıkarmadı. Konuyu değiştirdi: -Adi Yusuf! Soyun bakam! Yusuf, şaşırmıştı: -Ben mi ustam? -Tabi ki sen! Sen güleşçi diil misin! Yoksa başta güleşmee korkiyer misin? Yusuf, iyice şaşırmıştı, duyduklarına inanamıyordu: -Başa mı?Ustam! Maytap geçmiyersin diil mi? İsmail Pehlivan güldü: -Te be Yusuf, epten şaşkın ürdeklere döndün bre! Adi çabuk soyun. Artık başa güleşme vaktin geldi. Güürem bakam nice başpelvan olmuşsun. Yusuf’un, sevinçten eli ayağına dolaşmıştı, hemen ustasının ellerine sarıldı, doyasıya öptü: -Saol ustam. Allah irazı olsun. Akını nası üderim. -Te be! Emen gevşeme, çabuk, kispetini giin bakam. Bak irakipleen meydana çıkıyeri. Yusuf, büyük bir heyecan içinde, aceleyle hemen kispetini giymeğe koştu. İşte beklediği gün gelmişti. O, kendisini başaltında güreştirmedi diye kızarken hocası, ona başta güreşme izni veriyordu. Bir taraftan da, ustasına karşı mahçup olmamak, başta başarılı olmak için dua ediyordu. > DEVAMI VAR
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT