Suudi Arabistan'da Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr'in idam edilmesinin ardından karşılıklı açıklamalarla artan gerilim, İran'da Suudi Arabistan'a ait diplomatik temsilciliklerin göstericiler tarafından ateşe verilmesiyle zirveye çıktı.

İran'daki Suudi Arabistan misyonlarına saldırının ardından Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) çatısı altında bir araya gelen altı ülke, Suudi Arabistan ile dayanışma amacıyla söz konusu diplomatik misyonlara yönelik saldırılara farklı düzeylerde tepki gösterdi. 

Saldırıların hemen ardından ilk olarak Suudi Arabistan, İran ile diplomatik ilişkilerini kestiğini, İranlı diplomatların ülkeyi terk etmesi için de 48 saat mühlet verildiğini açıkladı. Riyad'ın açıklamasından bir kaç saat sonra, İran'ı ülkesindeki Şii nüfusu kışkırtmakla suçlayan küçük ada ülkesi Bahreyn ve Afrika ülkesi Sudan, Tahran ile diplomatik ilişkilerini tamamen kestiklerini bildirdi ve İranlı diplomatlara topraklarını terk etmeleri için 48 saat süre tanıdı.

İran ile yüksek ticaret hacmine sahip Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise aynı gün içinde İran ile diplomatik ilişkilerini maslahatgüzar seviyesine indirdiğini duyurdu. Kuveyt ve Katar, İran'daki Suudi Arabistan diplomatik temsilciliklerine düzenlenen saldırıları protesto amacıyla dün Tahran büyükelçilerini geri çağırdıklarını bildirirken, Afrika Boynuzu ülkesi Cibuti de İran ile diplomatik ilişkilerini tamamen kestiğini ilan etti.

Suudi Arabistan'ın Tahran Büyükelçiliğini basanlardan 50 kişinin gözaltına alındığı yönünde açıklamalarda bulunan İran tarafı ise Riyad'ı "bölgede gerginlik ve çatışmaları tırmandırıcı bir politika izlemekle" suçladı.

Tahran'ı kınayanların sayısı artıyor

Suudi Arabistan'ın İran'daki diplomatik misyonlarına düzenlenen saldırıların ardından Tahran'a dünya genelinde çeşitli ülkelerden de tepki sesleri yükseldi. 

Türkiye Dışişleri Bakanlığından konuya dair yapılan açıklamada, diplomasi diline dönülmesi yönünde çağrıda bulunularak, "Suudi Arabistan'ın İran'daki diplomatik ve konsüler misyonlarına yönelik saldırılardan endişe duyulmaktadır. Türkiye, bir an önce tehdit dilinin bırakılarak diplomasi diline dönülmesini istemektedir" ifadelerine yer verildi.

Bünyesinde Şii nüfusu da barındıran Pakistan ve Körfez ülkesi Umman, da söz konusu olaylar nedeniyle itidal çağrısı yaparak, saldırılardan üzüntü duyduğunu, İran'ın gerekli önlemleri almasını talep etti.

Uluslararası oluşumlardan Birleşmiş Milletler (BM), BM Güvenlik Konseyi (BMGK), KİK ve Arap Birliğinden diplomatik merkezlere yapılan saldırılar sebebiyle Tahran'a kınamalar gelirken, Ürdün, Irak, Fas ve Yemen'in de aralarında yer aldığı Arap ülkeleri de İran'ı farklı tonlarda açıklamalarla kınadı.

Gerilimin bölge siyasetine etkisi

Suudi Arabistan-İran ekseninde derinleşen kırılmanın, iki ülkenin vekilleri üzerinden sıcak çatışma ve siyasi gerilim olarak karşılık bulduğu Yemen, Suriye ve Lübnan gibi coğrafyalarda ayrışmayı yeniden tetikleyebileceği bildiriliyor.

Suudi Arabistan'ın güneyindeki Yemen'de İran destekli Şii Ensarullah Hareketi'nin (Husiler) Eylül 2014'te başkent Sana'ya doğru ilerleyerek, yönetime müdahale etmesi ardından Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun başlattığı hava ve kara operasyonları, iki ülkeyi karşı karşıya getirmişti.

Suriye'de 5 yıldır süren iç savaşta da İran yönetimi Beşşar Esed rejimine koşulsuz destek sağlarken, Riyad gerek diplomatik gerekse askeri anlamda Suriye muhalefetinin yanında yer alıyor.

Siyasi fay hatları üzerinde yer alan Lübnan'da ise İran, ülkedeki Hizbullah örgütüne yoğun "mali, askeri ve siyasi" desteğini sürdürüyor. Suudi Arabistan'ın ise kişisel ve siyasi bağlarının yüksek olduğu eski Başbakan Refik Hariri'nin oğlu Saad Hariri ve siyasi bloğu aracılığıyla ülke siyasetine etki ediyor.