Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Akkaya, çocukların yalan söylemeyi ebeveynlerinden öğrendiğini belirterek, "Annemiz babamız söylediği masum yalanlarla farkında olmadan bizi de yalanla tanıştırmış oluyor. En masum yalan bile çocuğun beyninde 'yalan' diye bir olguyu şekillendirmeye yeter" dedi.

Akkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insan davranışlarının bireylerin ailesinde ve yakın çevresinde olgunlaştığını söyledi.

Olumlu çevrelerde yetişen çocukların hayat boyu bu doğrultuda davranışlar sergileme ihtimalinin yüksek olduğunu vurgulayan Akkaya, çocukların özellikle anne ve babalarını çok iyi takip ettiğini anlattı.

Yetişkinlerin zaman içinde çocuklara rol model olduğunu, kişiliğin de buna göre şekillendiğini dile getiren Akkaya, şöyle devam etti:

"Anne babanın iyi kötü özellikleri ne varsa onları düşünemeden kapabiliyoruz. Yaşayarak bazı iyi yönlerini veya kötü yönlerini benimseyebiliyoruz. Yalanı dahi anne babamızdan öğreniyoruz. En ufak yaşlarda öğrenmeye başlıyoruz. Annemiz babamız bize ne zaman yalan söylemeye başlıyorsa biz de yalanı o zaman öğreniyoruz, yalanla o an tanışmış oluyoruz. Bu da kişiliğimize yansıyor. Yalan söylemek, beyin tarafından idare edilen bir süreç değildir. Yani görme, konuşma gibi beynin belli bir olgunluğa gelmesiyle olabilecek bir durum değil. Yalanın, zaman içinde kaslarımızı hareket ettirebilme, konuşabilme gibi gelişen bir süreci yoktur. Görme bile beynin belli bir olgunluğa gelmesiyle mümkün olabilir ama yalan için beyinde özel bir merkez yoktur. Büyük ölçüde öğrenilen bir şeydir. Annemiz babamız söylediği masum yalanlarla farkında olmadan bizi de yalanla tanıştırmış oluyor. En masum yalan bile çocuğun beyninde 'yalan' diye bir olguyu şekillendirmeye yeter."