CANAN ERASLAN

Evet, TEOG sınavları çocuklar için. Ama aileler, daha çok da anneler, bu zorlu maratonda en az çocuk kadar stresli olacak. Bununla baş etmek, başarıya giden yolu kolay geçmek için hedefe inançla ilerlemek gerek...

''SBS Anneleri” diye bir dizi vardı hatırlar mısınız?

7-8 yıl önceydi. Milli Eğitim Bakanlığı, ani bir kararla liseye geçiş sınavlarını 3 yıla yayma kararı aldı. 6, 7 ve 8'inci sınıfların yıl sonlarında birer sınav. Herkes şoke oldu ama karar karardı; yapılacaktı... 

10-11 yaşındaki çocuklar birdenbire kendisini sınav maratonunun içinde bulmuştu. Anneler “Yavrum, geleceğin için çalışmalısın” dediğinde çocuk “Ne gelecek?” diye sordu doğal olarak. Durum böyle olunca anneler başladı çalışmaya, yarışmaya... Dershaneler, testler, ek dersler derken, çocuğunun yerine koşuşturan annelerin yarışı haline geldi sınav. Vakit bulup da kabul gününe gidebilenler, “Bakın, eşim tek taş almış” yerine “Çocuğum 450 net yapmış” diyerek yarışmaya başlamıştı. Anneler çocukla birlikte dershaneye gidip, onlarla çıkmaya başladı. Bazıları hızını alamayıp ders çalışmaya bile başladı çocuğuna faydası olsun diye... Sonuçta da önce 'SBS Annesi' diye bir tanım çıktı ortaya; ardından da bu durumun dizisi. İyi de tuttu aslında... 

Evet, şimdi SBS gitti, TEOG geldi. Yani Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş... Çocuklar 6'ncı sınıfa geldiğinde bu sınava gireceğini biliyor artık. Sınavlar birkaç kez tekrarlanıyor, ortalaması alınıyor ama yine aynı stres, aynı yarış... Bu yarıştan kaçış mümkün olmadığına göre; en iyi dereceyle çıkış en önemli amaç elbette. Bunun için, konu hakkında motivasyon eğitimi veren Eğitimci Koray Varol'u dinledim. Eğitimlerini sanal ortamda izledim. Eğitim sonucunda yazdığı notları okudum. “Odaklanma” eğitimine katılan çocukların, “Nasıl çalışmaya başladım, nasıl başardım, ben bile kendime inanamadım” diyen cümlelerini dinledim memnuniyetle... Bu noktada diyorum ki; eski bir SBS annesi olarak, Koray Varol'un bu görüşleri çok önemli geldi bana... İlki 25-26 Kasım 2015 tarihlerinde yapılacak sınav öncesinde, bu tavsiyeleri kendi tecrübemden notlar katarak paylaşmak isterim.

Diyor ki Varol Hoca, “Bir kayığı hareket ettirmek için iki kürek gerek. Bunlardan birisi inanç, birisi çalışmak. Birisi eksik olduğunda, diğerini ne kadar güçlü çekerseniz çekin, kendi etrafınızda dönersiniz. İlerlemek için ikisini birden çekmek gerek. Başaracağınıza inanırsanız daha güçlü çekersiniz ve hızla ilerlersiniz..:”

ÇOCUK BAŞARIYI İSTEMELİ

Diyeceksiniz ki, 10-11 yaşındaki çocuk başarıyı ne bilsin?

Evet kesinlikle haklısınız. Ona önce hedef, sonra bu hedefe ulaşmak için yol göstermelisiniz. O yolda da yanında, arkasında olmalısınız ki, kendisini güçlü hissedip devam etsin. Bu eğitimlerden birine girip istediği okulu kazanan bir öğrenci şöyle diyordu: “Ne istediğimi bilmiyordum. Önce ne istediğimi gördüm, sonra bunu nasıl yapacağımı öğrendim, istediğim okuldayım. Bence başarılıyım.”

Kıyaslama varsa başarısızlık garanti
Kim bilir kaç kere duymuşsunuzdur bu tavsiyeyi: Her çocuk başkadır, kıyaslamayın...?Evet, çok sık yapılan hatalardan biri. Ebeveynler, kıyasladığında çocuğun hırslanacağını zanneder ama tam tersi, kabuğuna çekilebilir. Evet, “net” sayısı düşük olabilir; çözemediği sorular da çok olabilir. Ancak “Niye yapamadın?” yerine en doğrusu “Nasıl yapabiliriz?” olmalı.
Takıntı yapmadan dersleri takip gerek
Dersleri takip derken, çalışırken sürekli yanında olmak kast edilmiyor elbette. Ancak okulda hangi konuda oldukları ve anlayamadığı konuları bilirseniz, çocuk kendisini yalnız hissetmez. Ayrıca başarısız da olsa, değerinden hiçbir şey eksilmeyeceğini bilmeli çocuk. “Önemli olan benim. Puanım değil” diyebilmeli.
Başaramıyorsanız siz de destek alın
Söylemek kolay, ama uygulamak zor diyorsanız, yardım almalısınız. Odaklanma konulu eğitimlerden birisine katılabilirsiniz örneğin. Hatta çocuğunuzla birlikte. Hedefi aynı zamanda tespit edip ona uygun davranmak daha kolay olacak...