FUAT UĞUR/TÜRKİYE GAZETESİ

Bu istifa konuşuluyor dünden beri. Aslında Ekrem Dumanlı son istifa da olmayacak gibi görünüyor. Pensilvanya yeni kurbanlar için düğmeye bastı bile.


Ekrem Dumanlı için “Yeni bir dönemin başlangıcı” diyenler de var, surda bir gedik açıldığını ve aslında Dumanlı'nın şov merakı yüzünden alındığını söyleyenler de. Zaten Nedim Şener'in de hatırlattığı üzere Gülen'in Zaman'ın tirajına kafayı takması birtakım emarelerin ortaya çıkmaya başladığını anlatıyordu kamuoyuna.


İstifa duyulur duyulmaz Paralel Yapı'nın önemli isimlerinden Emre Uslu'nun art arda attığı tweet'ler Cemaat'te bir sorun olduğuna işaret ediyordu. Uslu, Zaman'ın Yayın Yönetmeni'ni AK Parti'nin trenine vagon olmakla, öngörüsüzlükle ve muhalefet yapmamakla suçluyordu.
Ortada bir gerçek vardı. Gülen, Ekrem Dumanlı'yı istememişti.


Peki, yukarıda sayılan gerekçeler inandırıcı ve hakiki miydi?


Oysa asıl sorun Cemaat içindeki iktidar kavgasında saklıydı.


Bu iktidar kavgası daha önceleri derinden yürütülüyor, hem Cemaat tabanına sirayet etmeden sürdürülüyor, hem de kamuoyundan, medyadan saklanıyordu.


Paralel Yapı'nın iki kutbu arasındaki mücadeleyi Cevdet Türkyolu ve Mustafa Özcan temsil ediyordu ve bu kavganın en temel nedeni de “Gülen'in yerine kim gelecek?” sorusunda düğümleniyordu.


Mustafa Özcan ve Cevdet Türkyolu, Fethullah Gülen'in yanında en çok kalan iki sır küpü, en güvendiği ve neredeyse tüm sırlarının sahibi iki isim aynı zamanda.


Bu iki ismin arasındaki ilişki, Fethullah Gülen Amerika'ya gittikten sonra yavaş yavaş değişmeye başladı ve alttan alta iktidar kavgası zuhur etti. İlk vakitler disiplinli yapı bunu ortaya çıkarmıyordu.


Gülen gittikten sonra Mustafa Özcan Türkiye'de kaldı. Cevdet Türkyolu ise  Fethullah Gülen'in akrabası olmasından dolayı Gülen'in yanına; ABD'ye yerleşti. Gülen mirasçı ve kendinden sonraki isim olarak Cevdet Türkyolu'nu işaret ediyordu. Bu arada hem Türkyolu, hem de Özcan Batılı istihbarat servisleriyle sıkı bağlar içindeydi, görüşmeler yapıyorlardı.


Oysa Mustafa Özcan'ın bir avantajı vardı. Bank Asya'yla yakın ilişkileri nedeniyle Cemaat'in maddi kaynaklarını ele geçirince Paralel Yapı'nın en önemli isimlerini de kendine bağlamaya başladı. Yargı, Emniyet, TSK, MİT ve medya imamlıkları tek tek Mustafa Özcan'a biat ediyordu.
Ekrem Dumanlı da Mustafa Özcan'a bağlananlar arasındaydı.


Özcan elde ettiği bu güçle Gülen'den sonra tek adam olmayı pratikte sağlamış oluyordu ama Cevdet Türkyolu da Gülen'e güveniyordu.


17-25 Aralık operasyonlarından sonra kavga iyice kızıştı. Gülen her iki tarafı da sakinleştirmek için kendini öldürmekle tehdit ediyordu.


Öte yandan Mustafa Özcan Türkiye'de elde ettiği güç ve Paralel Yapı'ya hâkim olması nedeniyle Batı'lı istihbarat servislerinin desteğini almaya ve fiilen Cemaat'i yönetmeye başladı. 


Batı'nın amacı da her şeyiyle deşifre olan Fethullah Gülen'i by-pass edip sınır dışına yollamak ve Paralel Yapı'yı Mustafa Özcan'la yönetmekti. Tıpkı Öcalan'ın teslim edilmesindeki sebep gibi. Yani Öcalan'ı İmralı'ya sokup, Kandil'i yönetmek.


Gülen derhal Türkiye'ye yeni bir imam atadı. Bu İmam'ın kim olduğu şimdilik net bir şekilde bilinmiyor ama iki isim üzerinde konuşuluyor. İlki tanınmış bir üniversitenin rektörü, diğeri de Numan Yılmaz. Yani Gülen'in ablası Hacı Nuriye hanımın damadı.


Bu bilgilerin kaynağı ise içeriden bir isim. Kendi isteği üzerine açıklıyorum.


Adı Ümit Akdemir.  Erzurum'un Narman ilçesinde Zaman gazetesi temsilciliğine getirilmesiyle Cemaat yolculuğuna başlayan, Avrupa'ya gönderilen, ardından Nahçıvan'da açılan yeni üniversitenin yurt müdürlüğünü dört yıl süreyle yapan Aktürk, 2009 yılında Türkiye'ye döndüğünde ondan Fethullah Gülen'in akrabalarına yönelik bir vakıf kurmak ve Gülen'in hayatını yeniden yazmak için görevlendirildi. Bir yıl süreyle bu görevde çalışırken Mustafa Özcan ile tanıştı. Ancak yazdığı kitap Alvarlı Efe hazretlerini, Bediüzzaman'ı üstat Necip Fazıl'ı ön plana çıkardığı ve bazı eleştirileri olduğu için iptal edildi. 2010'un ikinci yarısında Zaman Gazetesi Doğu Anadolu Bölge Halkla İlişkiler Müdürü olarak göreve başladı. Gülen Eğitim Araştırma Vakfı'nda çalıştığı dönemde Cemaat'in tabanına yönelik konferanslar ve sunumlar yaptı. 17-25 Aralık darbesi sırasındaki itirazları ve farklı çıkışları nedeniyle tüm görevlerinden alındı.