Nuri ELİBOL ANKARA

AK Parti Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, gazetelerin Ankara temsilcileriyle buluştu; gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Ankara'daki kanlı saldırının faillerinin IŞİD, PKK ve Suriye rejimi bağlantılı yapılar olabileceğini belirten Çelik, özetle şunları söyledi: “Resmen bir katliam. Üzerlerinde 5'er kilo bomba taşıyorlar. Bir tanesi bombanın patladığı yerde duruyor, diğeri insanların kaçacağı yere yerleşmiş ki daha fazla can kaybı olsun. Cumaya kadar Başbakanımız seçim çalışmalarına ara verdi. Krizi, bizzat yönetiyor. Ulusal yas çerçevesinde gereken saygı gösterilecek.
 TERÖRE HİZMET EDER:  Olay olur olmaz, ayaklanma, yürüyüş tertip etme çabası başladı. Terörün amacı zaten hayatı durdurmaktır. Bu amacı iyi görüp boşa çıkarmalıyız. Siyasi dinamikleri şekillendirmek, toplumsal hareketlilik oluşturmak, etrafımızdaki gelişmelerle ilgili gözümüzü kapatmak istiyorlar. Burada bizim yapmamız gereken normal işleyişi devam ettirmektir. 
 EŞİT ŞÜPHELİLER : Suruç sitili bir saldırıya benziyor. Erken adres göstermek şu aşamada zor olur. Arkasındaki bağlantıyı yapanların ötesinde o zincirin çözülmesi lazım. Şu ana kadar birtakım somut bulgular üzerinden gidiliyor. DAİŞ, PKK, Suriye odaklı oluşumlar... Hepsi eşit düzeyde şüpheli.. Terör örgütlerinin iz bırakmamak için birbirlerinin yöntemlerini kullandıklarını görüyoruz. İdeolojileri zıt olsa da birbirlerini kullanarak eylem yapabiliyorlar. 
 TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ:  Seçime 3 hafta kala, kararsız seçmenlerin kararlarının şekillenmesi, yüzer gezer oyların sabitlenmesi açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir olay. Saldırının hem birtakım travmalar oluşturma hem toplumun bir kesimini belli bir yere savurma hedefini gözettiğini düşünüyoruz. Seçimin iptali saldırganların amacına hizmet eder. Bu terör eyleminin bir diğer hedefi, Türkiye'yi içe kapatmak, dış politika reflekslerinde belli bir noktaya itmeye çalışmak olabilir. 
 AVRUPA'DA OLSA:  Siyasilerin çıkıp hükümeti, sayın başbakanı, cumhurbaşkanımızı hedef gösteren tutum içinde olması, toplum böylesine acı içindeyken bütün siyasi dinamikleri alt üst eder. Avrupa'da da büyük terör eylemleri oluyor. O ülkeyi hangi parti yönetiyor olursa olsun açık şekilde herkes o hükümetin yanında yer alır, teröre karşı açık tutum sergiler.
 HDP'YE ÇAĞRI:  Maalesef HDP'nin üslubu terör eylemini yapanların ulaşmak istediği hedeflere zemin ve lojistik sağlar. Daha sorumlu davranmalarını bekleriz. Hepimizin ortak vatanı burası. Birisi çıkıp da daha ilk gün acıyı paylaşmak yerine başbakanının eline kelepçe takmaktan bahsederse bunu siyasi tarihimizin en büyük sorumsuzluğu olarak görürüz. HDP'nin söylemlerinin yüzde 99'u sayın Cumhurbaşkanı'nı tahrip edici ve yıkıcı bir söylem. Sayın cumhurbaşkanına yönelik eleştirilerin “Erdoğan'sız Türkiye” olarak kodlandığını görüyorum. Geçmişte Özal'a, Menderes'e de yapıldı. Ucu dışarıda, işbirlikçileri de içeride olan ve “Erdoğan'ın biz Türkiye” hayal edenler var. 'Erdoğan'sız Türkiye' demek ekonomisi, demokrasisi zayıf, yönetilemeyen, dış politika tercihlerine müdahale edilebilen bir Türkiye demek.
 BAHÇELİ TABANLA ÇATIŞIYOR:  Koalisyon görüşmeleri sonrası Bahçeli'nin geleneksel MHP çizgisinden koptu. Terör meselesinde 'hayır' demesiyle de ülkücülerin anladığı MHP ile sayın Bahçeli'nin kişisel olarak çatıştığını değerlendiriyorum. Destek beyanında bulunmaması artık o çizgiyle kavga ettiğini gösteriyor.