10 Ekim günü Ankara tren garı önünde iki canlı bombanın sebep olduğu patlamada, Barış Mitingi düzenlemek için toplanan vatandaşlardan 97'si hayatını kaybetmişti. Patlama anının yeni görüntülerinde olay sonrası insanların yaralı halde bölgeden uzaklaşma çabaları yer alıyor. Öte yandan patlamada yerde kalan insanları kurtarma çalışmaları ve izdiham halinde kaçışmaları da patlamanın ne deli etkisi olduğunu da ortaya koyuyor.

O GÖRÜNTÜLER İÇİN TIKLAYINIZ

Ankara'da 97 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin yaralanmasına sebep olan patlamalar sırasında olay yerinde bulunan İnegöllü vatandaşlar, dehşet anlarını anlattı. Patlamalar sırasında hayatını kaybeden Ramazan Çalışkan ile aynı grupta yer alan İnegöl heyetinden Ferhat Gül, "Orada o kadar arkadaşımızı kaybettik. Giderken halay çektiğimiz arkadaşlarımız gelirken yoktu. Gayet neşeli bir şekilde gittiğimiz yerden maalesef hüzünlü bir şekilde döndük. O an herkes bir taraflara kaçıştı. O şekilde planlamışlar. Asıl amacına ulaşan ikinci patlamaydı. Bunu planlayarak yapmışlar zaten. İnsanları kendine doğru çekti ikinci bomba" dedi. Yunus Polat ise "Simit alıp ileriye doğru gittim. Patlama yerinden 30-40 metre uzaklaşmıştım. Arka tarafta ilk bomba patlayınca biz yere kapaklandık. Bayağı güçlüydü. O tarafa doğru koşacaktık ne oluyor diye, bu arada daha büyük ve daha güçlü olan ikinci bomba patladı. Türkiye'de bu oyunlar 1970'li yıllarda da oynandı, şimdi de kademe kademe yine oynanıyor. Oynayan güçler aynı. İsimlerin değişmesi, IŞİD çıkması falan bunların bir anlamı yok" ifadelerini kullandı. 
Dudu Şen de, "İki gündür kendimize gelemedik. Sendikalar olarak bizlerde başka bir yerden ses verelim diyerek arkadaşlarımızla ortak karara uyduk. Bursa'dan 15 araç ile gittik. Molalarda gençler halay çektiler. Herkes barış sloganları atıyordu. Elimizde, tüfek, silah, taş yoktu. Biz polisimiz, askerimiz, gerillamız ölmesin diye oraya gidiyorduk. Bütün Türkiye genelinden gelen arkadaşlarla barışı haykıracaktık. Daha yeni otobüslerden indik, herkes kahvaltı yapıyordu. Ölen Ramazan arkadaşımıza bayraklarımızı verdik. Sonra gençler halay çekiyordu, 5 dakika sürmedi, Ramazan arkadaşımıza teslim ettiğimiz bayrakları üzerine örtmek zorunda kaldık. Garın içerisinde camlar üzerimize geldi. Nurettin, 'Abla çabuk gel, Ramazan ölüyor' diye aradı" dedi. 
Seher Günay ise şunları söyledi: 
"Benim bulunduğum nokta ilk patlamaya çok yakın bir yerdi. Herkes sağ tarafa kaçtı ve ikinci patlama da orada gerçekleşti. Bu planlanmış bir durumdu ve gerçekten istediklerini başardılar. Çünkü, insanlar arkaya doğru değil, diğer tarafa doğru koştular. Patlama anında tepeden inen parçalar, bilyeler hepsini görebiliyorsunuz. Arkamdan bir el kapattı sonra beni arkaya doğru çekmeye başladı. Biz arkaya koşmaya başladık. Yaklaşık iki dakika sonra ayağa kalktığımda, etrafta et parçaları olduğunu gördük."