Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İSEDAK toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, "Bugün giderek İslam coğrafyası bir ilim, irfan ve medeniyet coğrafyasından bir zulüm ve mazlumiyet coğrafyasına dönüşüyorsa bunun en büyük sebebi kardeşlik ahlakı ve hukukunun ihlalidir, yok sayılmasıdır. Çocukların açlıktan, susuzluktan, yokluktan en basit ihtiyaçları karşılanamadığı için öldüğü bir dünyada hiç kimsenin huzur bulamayacağı, hiç kimsenin kendini güvende hissedemeyeceği açıktır" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Maalesef, televizyon ekranlarına yansıyan açlık, kıtlık ve sefalet görüntülerini önemli bir kısmı teşkilat üyesi ülkelerde vuku buluyor. Mesela, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerde her bin çocuktan 54'ü daha 5 yaşına varmadan hayata gözlerini yumuyor" dedi.

Bu yılki İSEDAK toplantısının bölgesel ve küresel meseleler bağlamında son derece kritik bir dönemde gerçekleştiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Müslümanlar olarak beka mücadelesi verdiğimiz ağır bir imtihandan geçiyoruz. Komşumuz Suriye'de yaşanan iç savaş beşinci yılına girmek üzere. Muhasebemizi Rabbimize karşı yapmamız gerekir. Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmemiz gerekmektedir" şeklinde konuştu.

"Barış dini İslam'ı kendi kirli emelleri için araç olarak kullanan bir avuç cinayet şebekesi, her gün masum insanları, en başta da Müslümanları katlediyor" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Adına DAEŞ, El-Kaide, Boko Haram, Eş-Şebab denilen bu karanlık yapılar, İslam dünyasının başkaları tarafından tanzimine figüranlık yapıyor. Dikkat edin, bu terör örgütlerinin en öncelikli hedefi kendileriyle aynı görüşü paylaşmayan diğer Müslümanlardır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece hayatta kalma, yaşama tutunma yani var olma mücadelesi veren milyonlarca Suriyeli ve Iraklının yüzlerine kapanan kapıların sorunu derinleştireceğini kaydederek, "Güvenlik ve huzurun yolu, mültecilere tekme atmaktan, içi insanlarla dolu botları şişlemek suretiyle batırmaktan, çığlıklarına kulak tıkamaktan değil, onları kucaklamaktan, onlara sahip çıkmaktan geçiyor. Dikenli tel örgülerin, yüksek duvarların arkasına saklanarak, sorundan uzak kalınamayacağını artık herkesin görmesi gerekiyor. Aynı şekilde İslamafobik, yabancı düşmanı ve ırkçı tepkilerin sorunu daha derinleştirdiğini kabul etmeliyiz" şeklinde konuştu.

"Düşen uçağın parçaları 2 vatandaşımızı yaraladı"

"Dün sabah saatlerinde hava sahamızı ihlal eden, milliyeti belirsiz iki uçak Yayladağı Hatay bölgesinde, sınır ihlali yapmamaları konusunda, 5 dakika içinde 10 kez ikaz edilmiştir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Askeri makamlarımızın yaptıkları ikazlar üzerine bu uçaklardan biri tekrar Suriye'ye dönerken, diğeri sınır ihlalini sürdürmeye ısrarla devam etmiştir. Bunun üzerine bölgede devriye görevi yapan F16'larımız Türk hava sahası içinde sınır ihlali yapan uçağa ateş açmışlardır. İsabet alarak Suriye tarafına düşen uçağın bazı parçaları da sınırlarımız içine isabet etmiş, bu sebeple 2 vatandaşımız yaralanmıştır."

"Lazkiye ve kuzeyinde DAİŞ terör örgütü yoktur"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Düşen, daha sonradan Rus yapımı olduğu bilinen uçağın Rusya Federasyonu'na ait olduğu bu ülke makamlarının açıklamalarından sonra anlaşılmıştır. Olayın hemen arkasından Türkiye olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve NATO bünyesinde gerekli bilgilendirmeleri süratle yaptık. Şu söyleniyor; Orada DAİŞ'e karşı bulundukları ifade ediliyor. Bir defa Bayırbucak Türkmenlerinin olduğu Lazkiye ve kuzeyi bu bölgede, DAİŞ terör örgütü yoktur. Kimse kimseyi aldatmasın" dedi.

"Türkiye gerilimin, krizin ve husumetin safında değildir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çok uzun süredir böyle bir hadisenin yaşanmaması için büyük çaba harcıyor, ilgili tüm ülkeler nezdinde gerekli uyarılarımızı yapıyoruz. Nitekim çeşitli tarihlerde ve çeşitli kanallarla komşumuza da bu konudaki hassasiyetimiz iletilmiştir" ifadelerini kullanarak, "Düne kadar böyle bir olayın vuku bulmamasının sebebi Türkiye'nin, sabrını zorlayarak ortaya koyduğu soğukkanlı, iyi niyetli tavırdır. Türkiye, gerilimin, krizin ve husumetin safında değildir. Her zaman barışın, diyaloğun ve diplomasinin tarafında yer almıştır. Bundan sonra biz bu tavrımızı koruyacağız. Hiç kimse bizden sınır güvenliğimizin sürekli ihlal edilmesine, egemenlik haklarımızın yok sayılmasına, hak ve hukukumuzun çiğnenmesine sessiz ve tepkisiz kalmamızı beklememelidir" şeklinde konuştu.

"Bu hadiseyi tırmandırma gibi bir düşüncemiz kesinlikle yok"

"Bu hadiseyi tırmandırmak gibi bir düşüncemiz kesinlikle bulunmamaktadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Sadece kendi güvenliğimizi ve kardeşlerimizin hukukunu savunuyoruz. Bir haftadır, Lazkiye kuzeyinde Bayırbucak Türkmenlerinin olduğu bölgede sınırlarımıza doğru göç başlamıştır. Biz, bu bombalardan kaçan, oradaki soydaşlarımızı, oralardaki akrabalarımızı, bir taraftan Hatay ve o bölgedeki kamplara almaya başladık. Bir diğer taraftan Suriye tarafındaki kamplarda barındırmaya ve Kızılayımızla onlara her türlü desteği vermeye devam ediyoruz. Bir diğer tarafta da tabi aileler, bakıyorsunuz eşleri, beyleri hepsi, bu topraklarının korunması mücadelesini sürdürüyor."

Erdoğan, "Rejimin (Esed rejimi) bölgede yaşayan kardeşlerimize yönelik saldırıları karşısında sınırın her iki yanında da insani yardım faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Ülkemize yönelik yeni bir göç dalgasının önüne geçmek için gerekli tedbirleri almakta kararlıyız. Suriye halkının huzuru ve güveni için üzerimize düşenleri yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.