Osman Sağırlı

Dünya üzerinde son yüzyıla damgasını vuran, özellikle Orta Doğu’daki çatışmaların temelini oluşturan petrol ve doğal gaz, Suriye savaşında da önemli rol oynuyor. 2011 yılında başlayan iç savaş, küresel ve bölgesel güçler arasında bir nüfuz mücadelesine dönüşmüş durumda. Savaşın arka planı ise doğal gaz ve doğal gaz bağlantılı ilişkiler etrafında gelişiyor ve bunların boyutu Suriye’yi aşarak Irak, Lübnan, İsrail, Türkiye ve hatta Kıbrıs’a kadar uzanıyor.
TÜRKİYE OLMAYINCA
 Mavi Akım ile Türkiye’ye doğal gaz satan Rusya, bunu AB’ye uzatmak için girişimler yaptı. Ardından Bulgaristan ile “Güney Akımı” anlaşmasına gitti. ABD, Bulgaristan üzerinden bu projeyi engelledi. Rusya, bu sefer Güney Akımı’ndan vazgeçip  “Türk Akımına” yöneldi. 7 Haziran seçimleri öncesi prensipte anlaşıldı, ancak netice alınamadı. Rusya “Türk Akımı”nı ilan edince, hattın Edirne sonrası için Makedonya, Bulgaristan, Arnavutluk ve Yunanistan’da karışıklıklar başladı. ABD’nin bu projeye onay vermediğinin anlaşılması çok da fazla uzun sürmedi. Putin-Çipras arasında Türk Akımı’nın devamı anlaşması da böylece yapılamadı. Rusya, Türkiye ile gaz konusunda yeni bir hamle yapamayacağını görünce İran ile anlaştı ve DAEŞ’i bahane ederek resmi bir duyuru ile Suriye’de operesyon yapma kararını açıkladı. Ve şu anda Suriye’de boru hattı civarında İran ile birlikte operasyon yapıyor.
TÜRKMEN BÖLGESİ ÇIKIŞ KAPISI
 Kuzey Irak, petrolünü ithal etmek için Türkiye’ye muhtaç. Bağdat yönetimi petrolün ihracı için Kuzey Suriye’de özerk bir Kürt oluşumun yolunun açılmasını istiyordu. Bu yüzden bölgede gerginlik çıkarıldı. Suriye’nin kuzeydoğusundaki petrol sahalarından çıkan boru hatları da Banyas’a gidiyor. Banyas, Suriye’nin denize açılan kapısı ve asıl petrol ithalat alanı Tartus ve Lazkiye arasında yer alıyor. Burası Bayır ve Bucak Türkmenlerinin yaşadığı bölge. 
Katar doğal gazı ABD-Suud desteği ile Suriye üzerinden Türkiye’ye gelecek, buradan da AB’ye gidecekti. Avrupa, Rusya’ya bağımlılıktan kurtulacaktı. Türkiye, Katar doğal gazı için Esad ile iyi dönemlerinde prensipte anlaşmıştı, Rusya ve İran engelledi ve ara bozuldu, Suriye karıştı. ABD-Türkiye-Katar-Suudi Arabistan birlikte hareket etti ve Esad karşıtı Sunni muhalifleri eğitti. Rusya’nın bugün muhalifleri vurmasının temelinde de bu yatıyor. Suriye’nin karışmaya başlamasından hemen önce Rusya’dan gizli İran-Irak-Suriye-Lübnan arasında “Şii Boru Hattı” anlaşması yapıldı. Hat ile Irak, Suriye ve Lübnan’ın enerji ihtiyacı karşılanacak ve Akdeniz’den AB’ye gaz gidecekti. Rusya’nın durumdan haberdar olması ve müdahalesi fazla zaman almadı. Elde kalan bir başka proje ise Arap Doğalgaz Boru Hattı oldu. Mısır-Lübnan-Ürdün-Suriye üzerinden Türkiye’ye ardından AB’ye gidecek olan Mısır doğal gazı bu savaşla birlikte sekteye uğradı.

AMBARGO TAKTİK ADIM
Bazı çevreler, Suriye operasyonuyla birlikte petrol fiyatlarının 150 dolara kadar yükselebileceğini, bunun da Rus ekonomisini güçlendireceğini öne sürüyordu. Ama Rusya’nın hesapları tutmadı. Petrol, 50 dolara çıktı, ABD-Suud yönetiminin petrol üretimini artırması ile tekrar düştü. 2013 yıldır petrol fiyatlarının düşmesinden büyük zarar gören Rusya, çıkış için Çin’e vermesi gereken petrolün bir kısmını, mal karşılığında İran’dan satmaya karar verdi. Karşılığında Çin’e vermek üzere petrol alacaktı. Bunu fark eden ABD ve Avrupa, İran ambargosunu kaldırarak İran’ın piyasaya daha fazla petrol satmasının önünü açtı. Şu anda brent petrolün varili 39 dolar seviyesinde. Bu da zaten ekonomik krizde olan ve gelirlerinin yüzde 58’ini petrolden sağlayan Rusya’nın bu yıl büyüme rakamlarının -4 seviyesinde olacağının ve önümüzdeki yıl ciddi bir kriz çıkabileceğinin habercisi.

2011’DE TESPİT EDİLDİ

Suriye’de bulunan rezerv iştah kabartıyor

Norveç menşeli Ansis firması ve ortağı Sagex, 2011 yılında Suriye’nin Humus kentinde inanılmaz boyutlarda doğal kaynak rezervi tespit etti. Ardından Londra merkezli ABD- Fransa ortaklığı Veritas SSGT firması, Ansis şirketini satın aldı. Veriler ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail ile paylaşıldı. Ve Suriye için düğmeye basıldı. Doğal gaz rezervlerinin % 43’ü Orta Doğu’da, % 29,1’i Rusya ve eski SSCB ülkelerinde, %8’i Asya-Pasifik ülkelerinde, %6’sı Kuzey Amerika’da. Rusya 1.7 katrilyon m3  rezervle birinci sırada. İran’ın 1.6 katrilyon, Katar’ın 900 trilyon, Türkmenistan’ın 265 trilyon, ABD’nin 275 trilyon, Nijerya’nın 180 trilyon, Cezayir’in 160 trilyon, Irak’ın 50 trilyon m3 rezerv var. Ancak, ABD merkezli Oil & Gas Journal adlı araştırma dergisinin 2012 yılı sonu verilerine göre, Suriye’nin doğal gaz rezervleri yaklaşık 240 trilyon metre küp. Aynı kaynağa göre Suriye’nin petrol yatakları gibi doğal gaz rezervlerinin büyük bir kısmı da Kürtlerin yaşadığı Kuzey Suriye’de. Rusya Kürtlerle de arayı sıcak tutmanın derdinde. Bu nedenle Suriye’deki savaşın yoğunlaştığı yerler kuzey bölgeler. Suriye’nin Akdeniz havzasındaki doğal gaz payları hesapta bile yok. Zira zaten buradaki rezevrler Suriye ile yapılan gizli anlaşma sonucu Rusların kontrülüne verilmiş durumda.
SATRANÇ OYUNU GİBİ 
 Uzun yıllardır enerjide Rusya’ya olan Avrupa, Körfez ülkelerinin özellikle Irak ve Kuzey Irak’ın 200 milyar varili aşan petrol ve 50 trilyon m3 varan doğalgaz rezervlerini denetim altına almak istiyor. Bu konuda ABD ile önemli ölçüde ittifak etmek zorundalar ve öyle de yapıyorlar. ABD’nin ve Avrupa’nın son 20 yılda Orta Doğu’da yaptığı her hamle büyük ölçüde Rusya ve İran tarafından boşa çıkarıldı. Rusya mevcut durumun devamını istiyor. ABD öncülüğünde 2003’te Irak’a yapılan askeri müdahale sonucunda Irak’ta güçlenen ABD ve Avrupa değil, İran ve Rus ittifakı oldu. Aradan geçen yıllar içerisinde İran adeta Irak’ı yönetir konuma geldi. 2008 yılına gelindiğinde İran ve Suriye’nin öncülüğünde Türkiye, Mısır, Katar ve Suudi Arabistan’ın da dahil edildiği bir süreçle Körfezden Avrupa’ya petrol ve doğal gaz taşıyacak iki önemli boru hattı projesinin ön anlaşmaları yapıldı. Bu hatlardan biri Irak-Suriye-Türkiye üzerinden Avrupa’ya; diğeri ise İran, Irak ve Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaşacaktı. Bu hatlar Mısır ve Suudi Arabistan bağlantılarıyla Arap boru hattına bağlanmış olacaktı. Türkiye bu proje çerçevesinde Gazinatep-Kilis üzerinden Suriye sınırına uzanan bir boru hattı inşa etti. Ancak, ABD’nin “Suriye’ye müdahale gerekli” şeklindeki çıkışları gündeme geldi.

Boşuna sessiz değil

İSRAİL’E GOLAN  PİYANGOSU VURDU

Bölge bu kadar karışıkken İsrail niye hiç göz önünde değil? Tel Aviv yönetimi, Golan Tepeleri’nin altında bulduğu petrolü çıkarmakla meşgul. Sondaj çalışmalarına başlayan İsrail, hem Rusya-İran ile hem Batı ile yakın temas halinde. İsrail, Hayfa’da rafineri kurup Suriye-Lazkiye üzerinden tüm boru hatlarını kontrol peşinde. İsrail’in, doğal gazını Avrupa’ya taşımak için Türkiye ile işbirliği yapmasından başka yolu yok. Zira çıkarılan gazın Avrupa’ya taşınması için ortada iki seçenek var. Biri Girit civarından yeni bir boru hattı. Ama bölgenin yoğun depremler yaşaması bunu imkansız kılıyor. Diğeri ise         Türkiye üzerinden sevkiyat.

KOBANİ BİLEREK BOŞALTILDI

PKK İKİLİ OYNUYOR

Orta Doğu’da yeni aktör olarak sahneye çıkan Kürtlere doğan fırsat, PKK/YPG eliyle harcanıyor. K.Irak’ta hem petrol hem doğalgaz var. Mesut Barzani bunları Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşımak istiyor. Türkiye’nin “enerji üssü” hamlesi olma yönünde anlaşmalar dahi yapıldı. Ancak İran ve Rusya Barzani-Türkiye anlaşmasını önlemek için PKK’yı harekete geçirdi. Örgüt hem Irak hattını hem Türk Akımı’nı engellemek için son dönemdeki faaliyetlerini artırdı. KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık da 5 Ocak 2015’te Alman Die Welt Gazetesine verdiği röportajda “Avrupa biz olmadan Rus gazına bağımlılıktan nasıl kurtulacak? Petrol ve doğalgazın Akdeniz’e ulaşması Rojava’dan geçiyor. Bu yol garanti altına alınırsa, Avrupa rahat bir nefes alabilir” dedi. Kobani olayları olarak ortaya çıkan ve Türkiye’ye 200 bine yakın mültecinin gelmesine sebep olan gelişmelerin perda arkası ise oldukça ilginç. E-Stratejist Abdullah Çiftçi’ye göre, bu kriz sırasında 80 bin nüfuslu Kobani’den 200 bin Müslüman Kürt Rojova bölgesinden Türkiye’ye gönderildi. Bu da bölgenin boşaltılıp enerji koridoru açılması anlamına geliyordu. Rusya’nın YPG/PKK’ye silah yardımında bulunmasının arkasında bu yatıyor.

RAKAMLARIN DİLİ

31 milyon varil

Dünyanın günlük petrol tüketimi 90 milyon varil. Bunun 31 milyon varili Orta Doğu ülkelerince karşılanıyor. 

Rusya birinci

Günlük petrol üretimi sıralamasında Rusya 10.6 milyon varille birinci, Suudi Arabistan 9.5 milyon varille ikinci, ABD 7.6 milyon varille üçüncü sırada.

2035 hesabı

Senaryolarda 2035 yılına kadar petrolde en az %17, doğal gazda %48 talep artışı olacağı öngörülüyor. Bu artışın %45’inin Irak’tan sağlanacağı hesap ediliyor.