Burhan Can TERZİ

FETÖ’nün ordu içerisindeki operasyonları sebebiyle mesleğinden olan hakkında medyada iftira kampanyaları yapılan Eski Deniz Harp Okulları Komutan Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, son darbe teşebbüsünü gazetemize değerlendirdi. Ertürk, yıllar önce Türk Silahlı Kuvvetleri’nde karşılaştığı Gülen yapılanmasının taktiklerini ve bununla mücadele ettikten sonra başına gelenleri anlattı. 

TSK’daki cemaat yapıl anması nasıl meydana geldi?

Darbeden ve cemaat yapılanmasından bahsedebilmek için soğuk savaş yıllarına gitmek gerekiyor. Emperyalistler, Sovyetler Birliği’ni silahlanma yarışına sokarak, kaynaklarını verimsiz alanlarda sarf ettirmek ve böylece kuşatmak istiyorlardı. Kuşatırken de İslam dinini kendi çıkarlarına göre kullanıp, radikal hareketlerle Sovyetler’in boğazını sıkmaya çalışıyorlardı. Bu topraklardaki bütün kökten dinci hareketler bir şekilde Amerika Birleşik Devletleri tarafından desteklenmiştir, Sovyetlere karşı yeşil kuşağı oluşturabilmek için. İşte Fethullah Gülen cemaat akımı bu iklimde meydana gelmiştir. Gülen cemaatinin güçlenmesinde 71 ve 80 çok önemli kilometre taşlarıdır. Ben 70’li yıllarda askeri lisede talebeydim. Bizim okuldan ayrılan Armağan Yavaşoğlu diye bir arkadaşım vardı. İTÜ’ye girmişti. Hiç unutmuyorum 1976’da bana dedi ki: “Türker, bizim okulda bir grup var, Sızıntı dergisini dağıtıyorlar. Bunlar 35-40 yıl sonra iktidara biz geleceğiz diyorlar.” Fethullah Gülen ve cemaatinin ismini ilk defa duymuştum. Daha 70’li yıllarda bunun yapılanmasına başladılar. Ve okyanus ötesinden destek alıyorlar. Bugün hiç şüphe yoktur ki darbeyi cemaat yapmıştır. AK Parti iktidarı ve
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bunu yaşayarak gördü.  

İlk defa 197 6’da cemaati duydum dediniz, somut olarak ordu içinde ilk nasıl karş ılaştınız?

Somut olarak ilk defa güçlü bir şekilde 1996’da karşılaştım. O dönem gemi komutanıydım, 6 cemaatçiyi yakaladım ve tasfiye ettim. Hepsi astsubaydı. Eğer tasfiye edilmeseler 15 Temmuz’da da görev alacaklardı. Ve o zamanki sorgularında şöyle dediler: “Bir gün bize emir gelecekti, bu gemiler buradan kalkmayacaktı.” Yani 1996’da planlarını yapmışlardı ve 15 Temmuz’da da ele geçirdiler. Emir verdiler, donanma gemileri ele geçirildi, donanma komutanını esir aldılar ve istedikleri zaman seyre çıktılar. 1996’nın ardından 2000-2003 arası Londra’da askerî ataşe olarak görevde olduğum süreçte de  bu yapıyla karşılaştım. Cemaatçilere karşı mücadele edip, ataşeliğe almadım. Daha sonra 2008-2010 arası Deniz Harp Okulu Komutanı olduğum sırada karşılaştım. O dönem deliler gibi bana saldırdılar. Öğrencilerimin ahlaksız olduğunu iddia ettiler. Ben öğrencilerimi korudukça daha fazla üzerime geldiler. Bir yöntemleri de şuydu: Mesela silahlı kuvvetler içinde bir komutanlığı ele geçiremiyorlarsa o komutanlığa deli gibi saldırırlar, komutanın başını bir şekilde hukuki olarak belaya sokarlar veya onu bıktırarak istifa ettirirler. Eğer bir komutanlığa sıkça saldırılıyorsa ve bir anda saldırılar kesilmişse bilin ki orası artık cemaat tarafından ele geçirilmiş demektir. 

Emekliye ayrıldıkta n sonra da Gülen cemaatinin peşini bırakmadınız değil mi?

Pensilvanya’ya kadar hesap sormaya gittim. Hem Fethullah Gülen’in çiftliğinin önünde eylem yaptık, hem de Gülen’in Türkiye ve dünya barışı için ne kadar büyük tehdit olduğunu anlattık. Ben bu konuşmaları yaptıktan sonra Fethullah Gülen’e “Buraya bir amiral geliyor, senin tehdit olduğunu söylüyor. Sen ne diyorsun” demişler. Gülen de, “O Türkiye’nin bilinen bir komünistidir” diye cevap vermiş. Benim sosyalizme bir düşmanlığım yok ama sosyalist bir dünya görüşünü temsil etmiyorum. ABD’de bir insanın komünist olarak algılanmasının itibar kaybı oluşturacağını bildiği için bana öyle suçlama yapıyor. Ben Türkiye’ye geldikten sonra da Pensilvanya’daki eylemimden fotoğraflar yayınlandı. Orada eylem yapanlar arasında Amerikan vatandaşları da olduğu için Amerikan bayrakları da vardı. Bu fotoğrafı gazetelerinden birine basıp, “Türker Ertürk Amerikancı ve kapitalist” diye yazdılar. Bakın oportünistliği görüyor musunuz, ABD’de komünist, Türkiye’de Amerikancı diye suçlama yapıyorlar. 

15 Temmuz’da darbe girişimin tertipleyenlerin planı neydi?

Bu emperyalizmin ve cemaatin bir planıydı. Esasında erken bir darbe girişimiydi cemaat için. Çünkü cemaatin darbe yapacak kıvama gelmesine, 6-7 yıl vardı. Düğmeye erken basılmasının sebebi okyanus ötesindeki akıl dışı yüksek iradeydi. Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması ve Suriye politikasında rota değişikliği yapacağını hissettirmesi üzerine bu oldu. Onlar üç seçenek düşündüler. Bir: Darbe başarılı olursa. Bu planda Gülen’in Humeyni gibi Türkiye’ye gelmesi hedeflenmişti. İki: Darbe yarım başarılı olursa. Türkiye iç savaşa sürüklenecek ve ülke istikrarsızlaşacaktı. Üç: Başarısız olursa. Bu seçenek işte içinde bulunduğumuz durum. Onu da şöyle planlamışlardı. Bir şekilde cadı avının başlayacağı, Tayyip Erdoğan’ın diktatörlüğe doğru gidip, iç savaşı tetikleyeceği… Her üç plan için de emperyalizm “Kazan, kazan, kazan” düşünmüştü. Burada yapılması gereken şudur:  Bir an önce, Türkiye’deki bu istikrarsız durum geçiştirilmeli ve TSK’nın yok olan itibarı onarılmalı eski gücüne kavuşturulmalıdır. Demokrasi ve hukuktan asla uzaklaşılmamalıdır. İktidar tüm Türkiye, tüm toplum kesimlerini kucaklayıcı girişimleri yapmalı, asla otoriterleşmenin önünü açacak girişimler yapmamalıdır.

Bundan sonraki süreçte ikinci bir darbe g irişi mi olur mu? Türkiye nasıl bir yol izlemeli?

Kısa dönemde ikinci darbe girişimi olabileceğini sanmıyorum ama suikastlara karşı dikkatli olunmalı. TSK’nın itibarı bir an önce toparlanmalı, içindeki cemaatçiler bir an önce ayıklanmalı ve yargılanmalıdır. MİT daha iyi organize olmalıdır. Özellikle TSK’ya sızmaya çalışacak bu tür yapıları bir şekilde tespit etmelidir. Dış basın 6 aydır darbe olacak diyordu. Şimdi de iç savaş çıkacak diyorlar. Zaten emperyalistlerin amacı bu. Türkiye’de iç savaş çıkaracak iklimi engellemek lazım. Bunun ateşine odun taşımamak lazım.

TÜRKER ERTÜRK KİMDİR?

1957 Trabzon doğumlu olan Türker Ertürk 2000-2003 yılları arasında da Londra’da askerî ataşelik yapmıştır. 2006’da amiralliğe terfi ettirilen Ertürk, 2006-2008 arası Karadeniz Bölge Komutanlığı görevinde bulunmuştur. 2008’de Deniz Harp Okulu Komutanı olan Ertürk, 2010’da istifa etmiş ve emekliye ayrılmıştır.