ALİ ÇELİK
Bu yıl 14'üncüsü düzenlenen İstanbul Bienali, bir aydır İstanbul'un değişik noktalarında sanatseverlerle buluşuyor. Mekânlar dağınık olduğu için etkinliği bir-iki günde gezmek imkânsız. Geçen gün, Tophane'deki eski Tütün Deposu ve Galata Rum Okulu'ndaki etkinlikleri görme imkânı bulduk. Sanatçılar, burada Ermeni meselesini ele almışlar. Fakat, sergide sözde Ermeni soykırımı propagandası yapılıyor. Rumlara da etnik temizlik imasında bulunuluyor. Sergide İngilizce "Armenian Genocide" (Ermeni Soykırımı) yazıları dikkat çekiyor.
Bienalin teması: 'Tuzlu Su'. Bu seçime sebep olarak, tuzlu suyun dünyada en sık rastlanan maddelerden biri olması gösterilmiş. Ancak Agos Gazetesi bunu "Ermeni soykırımı ve onun sonrasındaki gelişmelere gönderme" olarak yorumluyor ve yaraya tuz basıldığını ifade ediyor. Bienalin Küratörü Carolyn Christov-Bakargiev de "Türkiye'nin sarılmamış birçok yarası var. Bu, neredeyse ruhani bir sergi. Bu ruhlar tarihten, Ermenilere ve Rumlara karşı yapılan etnik temizlikten geliyor" diyor.
Sanatçı Michael Rackowitz kemik tozlarıyla alçı dökümü yapmış. Rackowitz, 1910 yılında İstanbul'dan toplanıp Sivriada'ya gönderilen köpeklerin ve Anadolu'da terk edilen Ermeni evlerinin bahçesinden çıkarılan hayvan kemiklerinin tozlarını sergiye katmış. Burada Yıldız Sarayı, Dolmabahçe Sarayı Galatasaray Lisesi gibi tarihî binalarda imzası bulunan Ermeni kartonpiyerci Garabet Cezayirliyan'ın çalışmalarına atıfta bulunulurken ustaların da soykırım kurbanı olduğu ifade ediliyor. Francis Alys ise "Ani'nin Sessizliği" ismini verdiği kısa filmiyle bienalde yer almış. Ancak Alys çalışmasında 'kuşatma', 'istila', 'yağma' gibi ifadeler kullanıyor. Girişte platforma yerleştirilmiş farklı kuş sesleri çıkaran düdüklerin yer aldığı sergi de oldukça ilginç. Film, çocukların Ani kalıntılarında düdük çalarak sessizliği boğması ile devam ediyor. Yani Türkiye, sözde soykırımı kabul eden ülkelere tepki gösterirken, her sene diasporanın yalanlarına karşı dünya genelinde etkinlikler düzenlerken İstanbul'un göbeğinde skandala ev sahipliği yaptı. İşin ilginç yanı bienalin Başbakanlık Tanıtma Fonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir, Adalar, Kartal ve Beyoğlu Belediyeleri ile Koç, Eczacıbaşı, Vodafone, DHL, Martı İstanbul Otel gibi önde gelen kuruluşlar tarafından desteklenmesi. Sponsorların etkinliğin içeriğini sergi görücüye çıkana kadar bilmediği ifade ediliyor.