Türk Sinemasının unutulmazları arasında yer alan “Kavanozdaki Adam” dizisi, “Yalnız Değilsiniz”,”Kelebekler Sonsuza Uçar”, “Reis Bey” gibi filmleriyle hafızalara kazınan yönetmen Mesut Uçakan,  sinemadaki iddiasını öldüreceği endişesi ile uzun yıllar dizi sektöründen uzak durduğunu, sektörün geliştiğini gözlemleyince de yeniden diziye yöneldiğini söyledi. Uçakan, TRT 1’de yayınlanmaya başlayacak  yönetmenliğini  üstlendiği  “Sevda Kuşun Kanadında” dizisinin 1960-1970’li yıllarda, Millî Türk Talebe Birliği (MTTB) etrafında toplanan, çoğunluğu imam hatip kökenli gençleri ele aldığını kaydederek “Dizide dönemin solcularını, sağcılarını ve kavgaya girmeyen Müslüman gençleri ele alıyoruz. Hepsine önce insan olarak bakıyor, uluslararası emperyalizme yenildikleri tarafları anlatmanın yanı sıra, doğru durdukları tarafları, yanlış yönlerini de adaletli bir şekilde ekrana yansıtmaya çalışıyoruz. O dönem yedi düvel bize saldırıyordu, belki bunun bu kadar ayırdında değildik. Şu anda çok somut bir şekilde o yedi düvel karşımızda dikiliyor. Kısacası bizim hesabımız yedi düvelle” dedi.
Kavga yerine, dava peşinde koşanLARI anlatacağız
“Dizide anlatacağımız gençlerin o dönem statükoya karşı başkaldırıları vardı” diyen Uçakan, şu bilgileri verdi: “O döneme bakanlar iyi bilirler, anarşik bir ortamdı. Bu dindar gençler anarşiye kaymamaya özen gösteren, millî bir dava peşinde koşan ve mesleğinde mükemmel olma çabası içerisinde olan bir zihniyeti sergiliyordu. Yoğunlukla imam hatip kökenli olan bu gençler, yine bir gençlik örgütü olan MTTB etrafında kümelenmişlerdi. MTTB, Necip Fazıl Kısakürek’in sinerjisiyle doluydu. Ayrıca, Mehmet Zahit Kotku gibi kanaat önderlerinin, Sezai Karakoç, Cemil Meriç, Kadir Mısıroğlu, Nurettin Topçu, Şule Yüksel Şenler, Nuri Pakdil gibi pek çok fikir ve sanat adamlarının da güç kattığı bir mekândı. Anadolu‘nun dört bir tarafında da şubeler açmıştı.”
Filmografisindeki pek çok yapımın Türk sinemasında bir ilk olduğuna dikkati çeken Uçakan, “başörtüsü dramı”, “faili meçhul cinayetler”, “yargıyı yargılamak”, “Cumhuriyet tarihin eleştirisi” gibi konuların ilk kez kendi filmlerinde gündeme geldiğini hatırlattı.
Sessiz devrim yaptılar
Yönetmen Uçakan, “1968 döneminin hep sol jargondan anlatıldığını gördük.” düşüncesini paylaşarak, şöyle konuştu: “Oysa, asıl anlatılması gereken bu imam hatip neslinin, MTTB gençliğinin serüveniydi. O dönemde, sağ-sol birbirlerini öldürürken, bu gençler kendilerini önce mükemmel birer insan olarak, birer bilge olarak geliştirmeyi, mesleklerinde estetik ve teknik olarak çok iyi olmayı hedeflemek suretiyle bir medeniyete talip oldular. Ama anarşiye kaymadan, haklarını demokratik yöntemlerle aramayı tercih ederek… O zamanlar tahrikçiler bu gençleri pasiflikle suçluyorlardı, bugün bu duruşun ne sonuçlara yol açtığını görüyoruz. Bugünün iktidarı onlar. Verdikleri mücadele ortada. Toplumda ciddi manada sessiz bir devrime yol açtılar.”
Uçakan, dizinin konusu itibariyle televizyon tarihinde bir ilk olacağının altını çizerek, ilk olmanın getirdiği eksiklikleri ve yanlışlıkları cesaretle göğüsleyerek dönemi ekrana taşımaya çalışacaklarını vurguladı. 
Toplum, millÎ heyecanımızı taşıyan dizilere ilgi gösteriyor
Uçakan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sinemaya desteği çerçevesinde çalışmalar yapıldığına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Bana göre daha büyük fonlar oluşturulmalı, özellikle yakın ve uzak tarihimizin büyük sinema filmleri çekilmeli. Bilhassa TRT’nin büyük bir cesaretle, pek çok riski de göğüsleyerek başlatmış olduğu bir takım hareketlerden sitayişle söz etmek lazım. Mesela ‘Diriliş’ dizisi toplumu kasıp kavurdu. Bu da millî heyecanımızı taşıyan dizilerin toplumda da çok büyük ilgi göreceğini bir kere daha gösterdi bize. Tıpkı rahmetli Yücel Çakmaklı’nın 1970’deki ‘Birleşen Yollar’ına, benim ‘Yalnız Değilsiniz’e, Mehmet Tanrısever’in ‘Minyeli Abdullah’ına gösterilen ilgi gibi.”
“Mevcut dönemde, toplumdaki kozmopolitleşme sürecinin, yozlaşmanın son dönemde yaşanan siyasi olaylarla farklı bir döneme doğru evrilmeye başladığını söyleyebiliriz.” şeklinde konuşan Uçakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim çıktığımız dönemde fikri kargaşadan, geri kalmışlıktan nasıl çıkacağız diye sancı çeken, ideolojik çatışmalar, fikri tartışmalar ve doğum sancıları çeken bir nesil vardı. Genelde solcuların ve ülkücülerin sesi çıksa da azınlıkta da olsa, İslam ahlakını ve adaletini mihenge oturtan dindar bir çevre oluşması dikkat çekiyordu. Bizler o çevreden çıkarak filmler çektik büyük ilgi gördü. Daha sonra toplum bilhassa 28 Şubat’tan sonra kozmopolitleşti, dünyevileşti ve biz sektörden uzak kaldık. Ama şimdi, ülkeye çekilen operasyonların milleti dini ve milli duygulara daha fazla sürüklediğini milletin yine milli duygularla dolmaya başladığını görüyoruz. Bu tür dizilere artık çok büyük ihtiyaç var.”