Murat Öztekin

Acaba İkinci Dünya Savaşı ve Naziler olmasaydı Hollywood senaristleri ne yapardı? Hitler’in sıra dışı askerlerine karşı verilen mücadelenin işlendiği “Overlord Operasyonu”nu seyretmeden evvel gayr-i ihtiyari böyle düşündüm. Ancak yönetmenliğini Julius Avery yaptığı film, klişelerine rağmen hem eğlencesi hem de korku türünün sınırlarında dolaşan hikâyesiyle kendini seyrettiriyor. Filmde tarihe yapılan bir ilaveyle kurşun işlemeyen “Nazi-Zombiler” meydana getiriliyor. Ortaya korku yönü de olan tarihî bir eser çıkıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Jovan Adepo, Wyatt Russell, Pilou Asbæk ve Mathilde Ollivier gibi isimler bulunuyor. 

HEDEF: HİTLER’İN KİLİSESİ

Oldukça çarpıcı bir hava harekâtı sahnesiyle açılan filmin hikâyesi şöyle: Amerikan Hava Kuvvetlerindeki 101. Bölüğün İkinci Dünya Savaşı’nın akışını değiştirebilecek çok mühim bir vazifesi vardır. Hitler, Fransa’yı işgal etmiş, bir kasabadaki kilisenin üzerine radar kırıcı kurmuştur. Amerikan ordusunun çıkarma yapabilmesi için bu kilisenin havaya uçurulması lazımdır. Bu yüzden Avrupa’ya havadan indirme yapan bölük, büyük kayıplarla kasabaya ayak basmayı başarır. 

NEFRETİN YARDIMI…

Boyce, Ford, Tibbet ve Chase adlı dört askere hasta teyzesi ve küçük kardeşiyle yaşayan Chloe adlı kadın yardım eder. O da ebeveynlerini öldüren Nazilere kin duymaktadır zira... Amerikalı askerler Chloe’un evinde saklanırken etraf Nazi kuvvetleriyle doludur. Bu esnada bir kamyonetin kasasında kilisenin korunaklı kısmına giren Boyce, kurulan gizli laboratuvarda enteresan deneylerin yapıldığını görür. Naziler, öldürülen askerlerini zombiye dönüştürmeyi başarmışlardır. Hâl böyle olunca havaya uçurma operasyonu farklı bir şekle bürünür. Chloe’un da katılacağı korku dolu bir operasyon başlar… 

 

Nefes almaya vakit yok!

Aslında çok bildiğimiz bir isim olmayan yönetmen Avery, “Overlord Operasyonu”nda aksiyon, korku ve gerilimi harmanlayarak dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Film, tarihî bir havada başlayıp giderek korku türüne geçiş yapıyor. (Bu noktada özellikle ses dizaynı ustaca kullanılıyor.) Askerlerin uçaktan atlamaya çalıştıkları bir açılış sahnesi var ki, daha başında sizi esere bağlıyor. Filmin arka planında sizi düşünmeye sevk edecek bir tartışma var: Oldukça yufka yürekli bir asker olan Boyce ile soğukkanlı Ford üzerinden ahlak ve savaşın şartları çarpıştırılıyor. Kazanan yine realite oluyor tabii... 

“Overlord Operasyonu” elbette mükemmel bir eser değil. Birçok klişeden kurtulamayan filmde, seyircinin mantığını bulandıracak bazı mecburi adımlar atılıyor. Senaryo noktasında da birtakım sıkıntılar göze çarpıyor. Oyunculuklar açısından çok fazla sivrilen bir isim yok ama iyi bir ekip işi çıkarılıyor. Netice nedir diye sorulacak olursa: Size soluklanacak bir an bırakmayan “Overlord Operasyonu” eğlenceli, aksiyon seviyesi yüksek, başarılı bir eser. Ama bunun ötesinde değil…