Talip Karakaş İSTANBUL 
Herkes hikâyeyi biliyordur ama ben yine de tekrar edeyim. Bir dönem arabesk devlet tarafından yasaklamıştı. TRT’de bu tür şarkıların çalınmasına izin verilmiyordu. Ama halkın ilgisi fazla olunca devlet bir çözüm geliştirdi; acısız arabesk... Aslında 1969 yılından beri piyasada yer alan Hakkı Bulut, asıl patlamayı o zaman yaptı. “Kıskanıyorum”, “Kul hatasız olmaz”, “Son mektup”, “Ben buyum” gibi unutulmaz birçok esere imza attı. Uzun uzun anlatmaya gerek yok sanırım, gelin gerisini kendisinden dinleyelim. 
 Adana’da mısınız, burada mı?
 Ceyhan’da evlerim var. Kaynanam, kardeşlerim, birçok yakınım orada. İki kızım da orada öğretmen. Diğer iki kızım benim yanımda. Biri ingilizce öğretmeni şu an, dersanede ders veriyor. Biri bankacı. Genelde İstanbul’dayım. Ama sık sık gelip gidiyorum Adana’ya. Şubatta Avrupa turnesi var. 1 ay sürecek. Organizasyonu Yunus Bülbül yapıyor. Ekmeğini taştan çıkaran bir adam. Bu aralar benim için Avrupa’da turneler ayarlıyor. Bana bir kazandırıyorsa kendisi 5 kazanıyor. Müthiş biri. Ticaret erbabı.
 Bir dönem oğlunuzla yaşadığınız sorunlar vardı. Ne oldu, çözüldü mü?
 Televizyoncular, reyting için cebine harçlık koyup ‘Baban hakkında böyle böyle söyle’ diyorlarmış. Her gün bir iftira duymaktan patlamıştım artık. Millet de yanlış biliyor; “Çocuğu sürünüyor, kendisi zevk-ü sefa içinde” diye. Üstelik oğlum sürünmüyordu. Ticarethanesi vardı. Şimdi pek sık görüşmüyoruz. Geliyor ara sıra annesine, kardeşlerine... Kızı var, onu okutuyorum. Güzel sanatlarda eğitim görüyor.
 Televizyonlarda pek göremiyoruz sizi. TRT Müzik’ten falan teklif gelmiyor mu?
 Birçok kişi aynı soruyu soruyor. “Bütün sanatçılar yapıyor. sen niye yapmıyorsun” diye. Yahu kardeşim, ben işi bilmeyen adamım. Sponsor bulmayı beceremiyorum. Bu kadar şöhretten sonra gidip millete yalvaramam. ‘Şuraya bir 100 bin ver’ diyecek adam değilim. 
TRT’de yapmak için de yalakalık lazım. Yaratılışımda yok. Kendime yapmıyorum ki başkalarına yapayım. Herkesin bir kişiliği var. Hayatımda yalan söylemem, kimseye eğilmedim, kimseye kötülük yapmadım. 
Sizin dönemden isimler yavaş yavaş çekiliyor kenara...
 Ferdi Tayfur felç geçirdi, şarkı söyleyemez bundan sonra. İbrahim (Tatlıses) zaten duyamıyormuş, canlı müziğe konsantre olamıyormuş. Allah rahmet eylesin, Müslüm (Gürses) gitti. Orhan (Gencebay) da müzikten koptu. Tek baba ben kaldım.
 Son yıllarda sanatçılar siyasetle iç içe... Sizi hiç görmüyoruz bu tartışmalarda...
 Sanatın dışında bir şeyle işim yok benim. Tabii ki bir siyasi görüşüm var ama bunun herkesçe bilinmesine gerek yok. Yavuz Bingöl’ü görmediniz mi, ne hale geldi. Linç ettiler. Orhan Gencebay da aynı. Küfürler gırla. Ben o küfürlerin birini işitsem 10 gün kendime gelemem. Dayanamam, bana göre değil. Dinleyicinin olumsuz bir yorumunu gördüğüm zaman bile o gece rahat uyuyamıyorum.

 SİTEM DOLU SÖZLER...

Vefasızlık diz boyu

Şu sıralar birçok sinema filminde şarkılarınıza yer veriliyor...
 Evet. Onun dışında birkaç filmde oynadım. Zamanında 12 film çevirdim. 1969 yılından beri profesyonel sanatçıyım. Şu an 61. albümümü hazırlıyorum. Nasip olursa 100’e tamamlayacağım. Ama maddi yönden biraz sıkıntılıyım. Sıradan şarkıcılar gibi “Hadi stüdyoya girelim, iki saz bir orgla okuyalım” demiyorum. 10 tane keman götürüyoruz. 3-4 defa çalıyorlar. Oluyor 80 keman. Büyük para... İşin iyi olmaması bana zevk vermiyor. Allah’tan besteler benim, ben yönetiyorum. Bütün söz ve müzikler bana ait. 
 Sizce sanat dünyasında vefa sadece bir semt adı mı? 
Çok vefasız bir dünya. Bugün yüzüne gülenler yarın arkandan her türlü işi çeviriyor. Misal; Zerrin Özer hastalanmış. Tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş. Bir şey diyeceğim ama neyse... Şarkımla ödül alıyor, ben hariç herkese teşekkür ediyor. Böyle bir şey olabilir mi? 

DÜNYA REKORU BENDE 

“62. kaset için stüdyodayım. 100’e tamamlayacağım inşallah. Bütün şarkılarımı kendim yazdım, kendim besteledim. Hem bu özelliği hem de albüm sayısı bakımından dünya rekoru bende.”