Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün Suriye'de, Irak'ta, Mısır'da, Libya'da Yemen'de veya Ukrayna'da yaşanan hadiseleri sadece bölge parantezinde değerlendiremeyiz. Artık buralar küresel çapta kriz üreten ve ihraç eden ülkeler konumuna gelmiştir" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Endonezya'daki temasları kapsamında Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ortak basın toplantısında konuştu. Konuşmasında Türkiye'nin içinde yer aldığı coğrafyanın son derece sancılı bir süreçten geçtiğini kaydederek, "Bugün Suriye'de, Irak'ta, Mısır'da, Libya'da Yemen'de veya Ukrayna'da yaşanan hadiseleri sadece bölge parantezinde değerlendiremeyiz. Çünkü buralarda olan tüm olaylar bütün dünyayı ilgilendirmektedir. Başta terör ve mülteci sorunu olmak üzere artık buralar küresel çapta kriz üreten ve ihraç eden ülkeler konumuna gelmiştir. Eğer bugün yabancı savaşçılar dediğimiz bu başlıkta Avusturya'da Suriye'ye IŞİD'e katılmak üzere gelen savaşçılar varsa, bunu siz sadece bir Suriye kapsamında ele alamazsınız veya Irak kapsamında ele alamazsınız. Endonezya'dan bir yabancı savaşçı kalkıp Suriye'ye IŞİD'e geliyorsa bunu dar kapsamda ele alamazsınız. Demek ki dayanışma içinde bunlara karşı sınırlarımızı kapatmak durumundayız. Şu anda 16 bin yabancı savaşçı ülkemize girememiştir, sınırlar onlara kapalı olmuştur. Ama bunun yanında bin 600'ü deport edilmiştir, yine bin 300'ü tespit edilmiş yakalanmış onlar da yine yurt dışına çıkarılmışlardır. Başta terör ve mülteci sorunu olmak üzere buralar küresel çapta kriz üreten ve ihraç eden ülkeler konumundadır. Sorunların çözümü yine el birliği ile müşterekler çerçevesinde, bölge dışındaki aktörlerin de katılımı ile mümkündür" dedi.


Baştan beri Endonezya ile bu konulardaki görüşmelerin yapıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "aramızda bu konuda herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Bölgesel ve küresel istikrara katkıda bulunma noktasında politikamız örtüşüyor. Bugün gerek ikili düzeyde gerek üyesi olduğumuz BM, İslam İş Birliği Teşkilatı ve G8 gibi, MİKTA gibi uluslararası kuruluşlar çerçevesinde, G20 gibi uluslararası oluşum çerçevesinde güncel gelişmeleri ele alıp birlikte neler yapabileceğimizi değerlendirdik. 15-16 Kasım'da Türkiye'de G20 ev sahipliğine yapacağız arkasından Çin yapacak. Daha sonra Almanya zirveyi gerçekleştirecek. Böylece bir Troyka oluşmuş olacak. Bunlarla birlikte bu 3'lü olarak önümüzdeki 3 dönemi sürdürmüş olacağız. Buralarda sadece ekonomiyi konuşmuyoruz. Ekonomi gündem maddemizdir ama akşamları yaptığımız akşam yemeklerinde de gündemi belirleyen siyaset neyse o siyaseti masaya yatırıyoruz, onun tartışmalarını sürdürüyoruz" dedi.


"İSTİYORUZ Kİ ASEAN İÇERİSİNDEKİ ORTAKLARDAN BİRİ OLALIM"


Asya-Pasifik bölgesinin küresel ekonomideki ağırlığı giderek artıyor. Türkiye olarak biz de bölgeyle ilişkilerimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. Endonezya ekonomik büyüklüğü ve ASEAN içindeki lider konumu ile bizim için özel bir yere sahip. Onun için ASEAN'da Türkiye olarak biz diyalog ortaklığı değil, istiyoruz ki biz de ASEAN içerisindeki ortaklardan bir tanesi olalım. Buna hazır olduğumuzu da özellikle ifade etmek istiyorum. Görüşmeler sırasında sayın Widodo'yu Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek G20 liderler zirvesinde bizzat bu vesile ile davet etmiş oldum. G20 zirvesi vesilesi ile ülkemizde ailecek ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyacağımız bir kez daha ifade etmek isterim. Türkiye ile Endonezya arasındaki ilişkiler 16. Yüzyıla dayanıyor Asya'nın farklı uçlarından yer alsak da bizler yakınız. Bizim gönül noktasında birlikteliğimiz var, yakınlığımız var. Zira kardeşlerin gönül dünyasında sınırların mesafelerin hiçbir anlamı yoktur. Bizler kadim değerlerin ortak tarihi mirasın aynı inancın bir araya getirdiği ve kardeş kıldığı iki ülkeyiz. Bu ziyaretimin iki ülke arasında bu kadim mirası bu ülfeti bir adım öteye taşımayacağına inanıyorum" açıklamasını yaptı.