Öncelikle ve önemlilikle belirtmek isterim ki bu söz bir kararlılık ifadesidir.

Cumhurbaşkanımız bu lafı ilk defa söylüyor da değildir.

Daha önce çeşitli kereler bu lafı ettiğine herkes şahittir.

Kuşkusuz paralel yapıyla mücadele süreci başladığında parti içinde birilerinin farklı bir anlayışa sahip olduğu sır değil.

Hatta birilerinin uzun süre Cumhurbaşkanımızı bu mücadelesinde bir başına bıraktığı da…

Bunu ben söylüyor değilim.

Cumhurbaşkanımızın kendisi bunu katıldığı televizyon programlarında kırgınlık ve sitem karışımı bir eleştiriyle dile getirmekten kaçınmamıştır.

Cumhurbaşkanımızı yakinen tanıyanlar bilirler ki Cumhurbaşkanımız asla sözünü esirgemez.

***

Paralel yapının tasfiyesi sürecinde Cumhurbaşkanımızın varlığı nirengi bir önem arz etmiştir.

Kendi adıma rahatlıkla söylemek isterim ki şayet Cumhurbaşkanımız olmamış olsaydı paralel yapıyla mücadele asla başarıya ulaşamazdı.

Şu veya bu mülahazayla bir tür uzlaşma ve dolayısıyla son kertede paralel yapıya yenik düşme hali yaşanabilirdi.

Cumhurbaşkanımızın bu kararlı duruşunun aynısına Başbakanımız Davutoğlu da sahip.

Genel Başkan olarak seçildiği ilk günden itibaren paralel yapıyla mücadele konusundaki kararlılığını her platformda dile getirmekten kaçınmadığına hepimiz şahidiz.

Erdoğan’a gönül vermiş milyonlar paralel yapıyla mücadele konusunda kendi liderlerinin arkasında hep kararlılıkla durdular.

AK Parti kitlesinde bu açıdan hiçbir sorun yok.

Ama hala birilerinin bu kararlı mücadeleyi bir biçimde sulandırma veya “kurunun yanında yaş da yanmasın!” kabilinden sözde hassasiyet gösterileri altında başka şeyler yapmak istediği de biliniyor.

AK Parti’nin yedi düvele karşı adeta mücadele ettiği 7 Haziran süreci ve sonrasında sahaya inmekten dahi imtina eden birilerinin nedense paralel yapıya yönelik operasyonlar söz konusu olduğunda, özellikle de paralel yapının iş adamlarına/finansörlerine yönelik hamleler olduğunda nasıl da devreye girme gereği hissettiklerine Türkiye toplumu bizzat tanıklık etmiştir.

***

Çok şükür 1 Kasım’da bazı kesimlerin beklediği siyasi sonuç gerçekleşmedi.

Emin olunuz ki o kesimlerin beklediği siyasi sonuç ortaya çıksaydı, yani Fehmi Koru’ların dile getirdiği ve olmasını arzuladığı yüzde 40'ın altına düşme durumu olsaydı hem paralel yapıya korunaklı bir alan açılmış olacaktı, hem de AK Parti’nin içine başka hamleler yapılmış olacaktı.

7 Haziran seçimlerinden hemen sonra, “Bu iş Erdoğan’la artık olmaz!” diyen lobiler, 1 Kasım’da benzer bir sonuç ortaya çıkmış olsaydı bu kez “Bu iş Davutoğlu’yla da olmaz!” diyerek sahne alacaklardı.

AK Parti hareketinin lideri de genel başkanı da hamdolsun bu tuzağın farkındadırlar.

Önce lideri yalnızlaştırma, sonra genel başkanı tasfiye etme oyunu 1 Kasım’la beraber bozuldu.

***

Cumhurbaşkanımızın “Bir başıma da kalsam!” diye başladığı cümle büyük bir özgüvenin ifadesidir.

Bir o kadar da kararlılığın…

Çünkü Erdoğan biliyor ki arkasında milyonlar var.

Kendisine inanan ve güvenen milyonlar var…

Şimdi o eski tuzağın sahipleri Erdoğan’ın daha önce de sarf ettiği bu söz üzerinden partide bir ikilik mi var algısı oluşturmak için farklı bir mecra açmak için gayret gösteriyorlar.

“Cumhurbaşkanı böyle dediğine göre acaba partisi bu konuda kendisini yalnız mı bırakıyor?” algısını oluşturacak her türlü yorum, o malum odakların algı operasyonu için kullanıldıkları o eski hileli tuzaklarına geçirdikleri kılıftan ibarettir.

Herkes bilsin ki genel başkanımız ve başbakanımız paralel yapıyla mücadele konusunda son derece kararlıdır.

Eğer bu kararlılık olmamış olsaydı paralel yapıyı çökerten operasyonlardan hiçbiri gerçekleşmezdi.

Hepimiz/tüm Ak Partililer sadece bu konuda değil her konuda kendi liderimizin arkasında büyük bir aşkla ve yüreklilikle duruyoruz.

***

Cumhurbaşkanımız asla yalnız değildir.

Zinhar bir başına değildir.

O’nu seven milyonlarca AK ve pak yürekli insanlar var…

Ölümüne arkasında duracak kadar kendisini seven bu AK yiğitler asla liderlerinden vazgeçmezler.

Bu sevgi ve bağlılık o birilerinin sandığı gibi bir perestlik ilişkisi asla değildir.

Ama o birileri bu gerçeği anlayamazlar.

***

Ne gezi sürecinde, ne 17/27 Aralık sürecinde, ne de 7 Haziran sürecinde Cumhurbaşkanımızı/liderimizi yalnız bırakanlardan olmadık hamdolsun.

O’nun davası bizim davamızdır.

O’nun mücadelesi bizim mücadelemizdir.

O’nun hukuku bizim hukukumuzdur.

O’nun gösterdiği doğrultuda hareket etmeyi hareketimiz için de, şahsımız için de büyük bir onur addederiz.

Varsın kim nasıl anlıyorsa anlasın.

Kaynak: Star