Yücel Kayaoğlu ANKARA 
Bu konuda parti içinde iki ayrı formül tartışılıyor. Bunlardan ilki, yeni anayasanın ilk tur oylamasının mecliste yapılması, bu oylamada çıkacak kabul oylarının 330’u bulmaması halinde teklifin askıya alınarak, sonbaharda sonucu hukuki bağlayıcılığı olmayan bir “istişare referandumu” yapılması. AK Parti kurmayları, “Bunun için bir kanun çıkarılır. Referandum yapılır. Bağlayıcı olmaz ama siyaseten bir baskı aracı olur. Halkın çoğunluğu başkanlık sistemini desteklerse mecliste bir dahaki dönem tekrar denenir. Bu sefer muhalefet milletin tercihinden kaçamaz” görüşünü dile getirdi.
YA BAŞKANLIK YA GÜÇLÜ BAŞBAKANLIK
İkinci formüle göre ise, yeni anayasanın meclis gündemine getirilmesinden önce yine sonbaharda bu kez sonucu hukuken bağlayıcı olacak şekilde “parlamenter sistem mi başkanlık sistemi mi” şeklinde bir referandum yapılması öngörülüyor. AK Parti kurmayları, bu referandumdan çıkacak sonuca göre yeni anayasanın şekillendirilmesini ve meclis gündemine getirilebileceğini düşünüyor. Bu görüşü savunan AK Partililer gerekçelerini şöyle sıralıyor: “Mevcut Meclis tablosu tek başına bir anayasa yapma imkanı vermiyor. Bu durumda, yeni anayasayı meclise getirseniz de sonuç alamazsınız. Ama muhalefet üzerinde bir baskı oluşturmak için bu konuda referanduma gidilir.  Yani mevcut sistem yürümüyor. Ya güçlü parlamenter sisteme geçilmeli ya da başkanlık sistemi olmalı. Referandumda halk hangi sistemi tercih edecekse, ona göre bir anayasa hayata yapılsın. Referandum sonucunun hukuki olarak bağlayıcı olması için de meclisten bir yasa çıkarılır.”