ZİYNETİ KOCABIYIK
Pes etmemek Prof. Dr. Polat'ın karakterinin en önemli özelliği…  Polat: "Ortaokul son sınıfta resim dersinden zayıf almıştım.  Bu durumu sindiremedim. Bütün yaz resim yaptım. Lisede resim bölümünü seçtim ve son sınıfta sergi açtım..."
Bugün size bir başarı hikâyesi anlatmak istiyorum. "Olmuyor" kelimesinin anlamını bilmeyen, çalışma ve başarma azmi ile "olmaz"ı, "olur" yapan bir o kadar da tevekkül ve şükür sahibi birinin hikâyesi. Türkiye'de henüz yılda 10-15 organ naklinin yapılabildiği dönemde, Erzurum Atatürk Üniversitesi'nden kalkıp, Amerika'ya giden, organ naklini öğrenip Ankara'nın doğusunda ilk organ naklini gerçekleştiren Prof. Dr. Yalçın Polat'tan söz ediyorum. Yoğun olarak karaciğer ve böbrek nakilleri yapan Prof. Dr. Polat'ın ilkleri bu kadar da değil. Erzurum Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde "Buranın insanı tedavi olmak için yerinden yurdundan kalkıp Ankara'ya İstanbul'a gitmek zorunda kalmasın" diyerek Doğu'daki ilk organ nakli merkezini kurmuş. Bu merkezde tüm Türkiye'ye uzman yetiştirmiş… Hatta yurt dışından gelen yabancı uzmanlara eğitim vermiş. 4 yıl önce "buradaki görevimi tamamladım" diyerek İstanbul'a gelen Prof. Dr. Polat, Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nin temellerini atmış. Burayı 4 yıl içinde, 400'ü en zor organ nakillerinden biri olan karaciğer olmak üzere, 530 organ nakli yaparak, dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline getirmiş.  Karaciğer virtüözü olarak tanımlanan Prof. Dr. Polat'la bu ay içinde yaptığı 14. karaciğer nakli ameliyatı öncesinde konuştuk. Ameliyathaneye inmeden önce 10 dakika izin isteyip odasına kapanan Prof. Dr. Polat, "Her ameliyat öncesi kendimle biraz baş başa kalır konsantre olurum. Dua ederim. Çalışma ve başarma gücünü bana veren Allah'a şükrederim" diyor…
BABAMIN?HASTALIĞI?YÜZÜNDEN?DOKTOR?OLDUM
İşinizi tutkuyla yapıyorsunuz. Tıp fakültesi okumaya, doktor olmaya ne zaman karar verdiniz?
İlkokul 1. sınıftan itibaren "ne olacaksın?" diye soranlara "doktor olacağım" derdim. Belki babamın rahatsızlığı ve bu sıradaki hastaneye gidiş gelişler beni etkilemiş olabilir. Babam ilk böbrek ameliyatını ben 5 yaşındayken oldu. O yaştan itibaren yanında refakatçi kaldım. Evimizde hep bir hasta ve hastalık vardı. Kendimi bildim bileli babamı iyileştirebileceğimi düşünürdüm.
BABAM?İLKOKUL?MEZUNU?ANNEM?OKUMA?YAZMA?BİLMEZDİ
İlkokulu Erzincan'da okudum. Ailemin durumu iyi değildi. Babam ilkokul mezunuydu, annem okuma yazma bilmiyordu… Ama her zaman söylerim en çok etkilendiğim kişi annemdir. Annemle her şeyimi paylaşır, fikir danışırım. Annem 85 yaşında ama hâlâ bana yol gösterir.
HEP?BAŞARILI?BİR?ÖĞRENCİ?OLDUM
Üniversite imtihanlarında en üst sıralarda yer alan tıp fakültesine girmek için çok çaba göstermiş olmalısınız…
İlkokulda, ortaokulda hep başarılı bir öğrenciydim. Lisede TÜBİTAK'tan altın madalya kazandım ve TÜBİTAK bursu ile okudum. Okullarımı birincilikle bitiriyordum. Hayatımda sadece ortaokul son sınıftayken resim dersinden zayıf aldım. O yaz kendi kendime resim yaptım. Gördüğüm herşeyin resmini çizdim. Lisede resim bölümünü seçtim ve lise son sınıfta da resim sergisi açtım. Hep başarılı bir öğrenciydim. Tıp fakültesi ihtisas sınavını da birincilikle kazandım. 
 Zorlukların üzerine gitmeyi seviyorsunuz. "Yapamıyorum" diye pes etmek yerine, olmazı zorluyorsunuz…
"Ben bunu yapabilirim" diye düşündüğüm anda yapamayacağım şey yoktur. Çok uğraşırım ve işime konsantre olurum. Hem planlarken hem de yaparken… Zamanımı çok iyi değerlendiririm. Dün dünde kaldı oraya çok takılmam. Yarın da henüz daha gelmedi. Benim bugünü değerlendirmem gerekir. Ne kendimi arkada bırakmak istiyorum ne de hayallerle çok ileri taşımak istiyorum. Ama hep hayal etmişimdir.
Organ nakli de bir hayal miydi?
En büyük hayalimdi. Henüz Türkiye'de daha organ nakli yokken ben 1991-92'lerde bu işlerle uğraşıyordum. Organ naklini tıbbın parlayan yıldızı olarak görüyordum. Hâlâ da öyle görüyorum. Sadece ameliyatı yapıp çıkmıyorsunuz. Alıcı, verici ve bütün bunların ailesi var. Organ nakli ameliyatı ile birçok kişinin hayatını değiştiren dokunuşları yapıyorsunuz.  Çünkü bunlar son dönem hastalar. Bu insanlara birşey yapamadığınız zaman kaybediyorsunuz.  Hasta sedyeyle, komada, karnında 10 litre sıvı ile geliyor;15 gün sonra elinizi sıkarak gidiyor. Bunu yaşamak muhteşem bir duygu…
İstanbul ve Ankara'daki bir merkezde çalışmak yerine Erzurum'da kendi merkezinizi kurdunuz.
Erzurum'dayken yapamadığımız şeyleri hep ileri bir merkeze gönderiyorduk ama bundan rahatsızlık duyuyordum. Sonra kendi kendime 'eğer burada kariyer yapacaksam bir tane hastayı Batı'ya göndermeyeceğim' diye söz verdim.  En zor ameliyatları Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde yapabilir hale geldik. Sırada organ nakli vardı ama o dönemde herkese ütopya  gibi geliyordu. Ne yöneticilerimi ne de arkadaşlarımı orada organ nakli yapılabileceğine inandıramıyordum ama ben inanıyordum. Maddi durumum iyi değildi. Arabamı ve daha başka şeyleri satarak ailemi de yanıma aldım ve büyük bir borçla Amerika'da Mount Sinai Hastanesi'nin organ nakli merkezinde çalışmaya gittim. 2 yıl sonra Erzurum'da merkezi kurduk. Fakat nakilde kullanabileceğimiz alet edevat bir türlü gelmiyordu. Sonunda bir tornacı arkadaşımla birlikte çalışarak organ naklinde kullandığımız ilk aletleri yaptık. Şimdi artık Doğu'da da organ nakli yapılıyor. Beni en mutlu eden olaylardan biri de artık orada bir çobanın oğluna da karaciğer nakledilebiliyor olması.


Türkiye de organ nakline bakış nasıl?
Türkiye bütün dünyada organ naklinde parlayan bir yıldız. Toplamda yılda 4 binin üzerinde organ nakli yapılıyor. Tek eksi puanımız canlıdan nakillerin daha fazla olması. Organ nakillerinin yüzde 85'i hâlâ canlıdan yapılıyor. Toprak olacak organları kullanamıyoruz. Çünkü insanlarımız organ bağışına iyi bakmıyor. Bu vericilerin suçu değil bilinç eksikliği. 
Geçtiğimiz yıllarda siz de topluma yönelik kampanyalarda yer aldınız.
Organ bağışını artırmak için hepimizin çalışması gerekiyor. Biz Organ Nakilleri Bilinçlendirme ve Geliştirme Derneği'ni kurduk. Onun başkanıyım. Toplumda farkındalık oluşturmak için bilinçlendirme kampanyaları yapıyoruz. Bu kampanyalarda sanatçı, futbolcu gibi ünlülerden de destek alıyoruz. Bu da işin farklı bir boyutu.
Organ nakli yapan biri olarak sizin topluma mesajınız ne olur?
Organ naklinden korkmamak gerekiyor. Çünkü Türkiye'de organ nakli her anlamda Avrupa standartlarında yapılıyor.

AMELİYATHANE DIŞINDA NEFES ALAMIYORUM
Ameliyat esnasında, nakledeceğiniz organı elinizde aldığınızda neler hissediyorsunuz?
Her ameliyatta çok farklı bir zevk alıyorum. Rutin olmuyor benim için her gün farklı bir şey. Her ameliyatta farklı teknikler kullanıyoruz. Dinamik bir ortam. Nasıl susuz havasız yaşanmazsa ben de ameliyat yapmadan yaşayamam. Her gün bir şey yapma ihtiyacı hissediyorum. Dün karaciğer nakli yaptım; bugün tekrar yapacağım... Tatilde 3 gün gün sonra sıkılıyorum.

Ameliyatta Müzeyyen Senar dinliyorum
Yaklaşık 10 saat ameliyatta kalıyoruz. Herşey yolunda giderse fıkra anlatıyor, müzik dinliyoruz...
Ameliyatlar kaç saat sürüyor?
Verici ameliyatı 3-4 saat sürüyor, nakil de bir o kadar. Yaklaşık 10 saat sürüyor.
Peki nasıl vakit geçiyor orada?
Orası da bizim sosyal hayatımızın parçası. Müzik dinliyorum, etrafımdakilerle konuşuyorum. Ameliyat çok iyi gidiyorsa keyfimiz yerinde oluyor. Fıkra anlatıyoruz, espri yapıyoruz. Türk sanat müziğini seviyorum. En çok da Müzeyyen Senar'ı, Zeki Müren'i dinliyorum.
Bu kadar tempoda çalışırken özel zevklerinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Aiemle vakit geçiriyorum. Onlarla gezebilirsek, geziyoruz. En büyüğü 25, en küçüğü 15 yaşında 3 oğlum var. Eşim aile hekimi. Ben çocuklarımla arkadaş gibiyimdir. Gecenin saat 2'sine kadar onlarla ekonomi konuşuruz, politika konuşuruz. Yürüyüş yaparsak beraber yaparız; birşeyler okursak beraber okuruz. Gündemi değerlendiririz. Annemi çok sık ziyaret etmeye gayret ediyorum. Ayda 1 defa hafta sonu kaçabilirsek Erzincan'a gidiyoruz. Çocukları da götürüyorum. Onlar da oraları, ata toprağını tanısınlar istiyorum.
Siz sağlığınıza nasıl dikkat ediyorsunuz?
Özel bir şey yapmıyorum ama organik yiyecekler yemeye gayret ediyorum. Annem Erzincan'dan pekmez, ceviz vs gönderiyor.  Akşam yemeğinden sonra yürüyüş yapıyorum.