Ziyneti KOCABIYIK

Son yıllarda ‘steak house’ olarak adlandırılan et lokantaları son derece revaçta. Hatta bazılarının görsel şova dönüştürdükleri kısa videoları sosyal medyada beğeni ve paylaşım rekorları kırıyor. İşleniş şekilleriyle çeşitlenen ve izleyenlerin iştahını kabartan kırmızı et görüntüleri, tüketimi körüklüyor. Popülerlik arttıkça bir porsiyon ete ödenen hesap normalin 5-6 katı olabiliyor. 

KALP HASTALARI DİKKAT

Kırmızı et tüketimi modasının keseye verdiği zarar bir tarafa, akla hemen aşırı tüketiminin sağlığa zararı geliyor. Kırmızı et, hücrelerin yapı taşı olan protein için en değerli kaynak. Aynı zamanda B12, A,D,E,K vitaminlerinin hepsi kırmızı ette bulunuyor. Uzmanlar, hamileler, çocuklar, kansızlık çekenler ve B12 vitamin eksikliği yaşayanların mutlaka tüketmesini tavsiye ediyorlar. Ancak aşırıya kaçmamak şartıyla. Çünkü çok miktarda doymuş yağ da içerdiği için özellikle bazı grupların tüketimi sınırlı tutması gerekiyor. Uzmanlar LDL kolesterolü yüksek olanların, koroner kalp hastalarının, kalp krizi geçirmiş olanların, yüksek tansiyon hastalarının ve Gut hastalarının, daha az kırmızı et tüketmeleri konusunda uyarıda bulunuyorlar.

KIRMIZI ET VE KANSER İLİŞKİSİ

Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün geçtiğimiz yıl yayınladığı bir raporda salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş etlerin kanserojen olduğu ve kırmızı etin kanser riskini artırabileceğine ilişkin açıklamaları, kırmızı et kanser ilişkisini de bilimsel bir temele oturttu.  800 araştırmanın değerlendirildiği bu rapora göre günlük 100 gram kadar kırmızı et tüketiminin kalın bağırsak kanseri riskinde yüzde 17’lik artışa sebep olabileceği ortaya konuluyor.

MANGAL YERİNE HAŞLAMA

Protein ve demir gibi bileşenlerden oluşan kırmızı etin kanserojen etkisipişirme şekillerine bağlı olarak ortaya çıkıyor. Etlerde pişirme ve işlem görme sürecinde bazı kimyasallar oluşabiliyor. Etin doğrudan ateşe maruz kalması, çok yüksek sıcaklıklarda pişirmek, mangal veya barbekü yapmak, eti hafif yanık olarak tüketmek kanserojen maddelerin oluşmasına sebep oluyor. Etin tütsülenmesi, tuzlanması, fermente edilmesi riski artırıyor. Bu sebeple uzmanlar kırmızı etin daha çok haşlama ve düşük sıcaklıkta pişirilerek ya da sote edilerek tüketilmesi gerektiğini ifade ediyorlar.

EN SAĞLIKLISI AKDENİZ TİPİ BESLENME

Bilimsel çalışmaların özellikle işlenmiş kırmızı etin ölüm riskini artırdığını Akdeniz tipi beslenme veya vejetaryen beslenmenin et ağırlıklı beslenmeye göre daha sağlıklı olduğunu ortaya koyduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Nazlı Acar “Et tüketim oranı düşürüldüğünde ölüm riski yüzde 25 ile yüzde 50 arası azalıyor. Araştırmalarda, 17 yıldan daha uzun süre vejetaryen bir diyetle beslenmiş kişilerin ortalama ömürleri kısa süreli vejetaryenlerden 3,6 yıl daha yüksek bulundu. Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyeleri yiyecekleri tüketirken biraz daha düşünmeye itiyor. 90 gram ve daha fazla kırmızı et veya işlenmiş et yiyen kişilerin bu değeri günde 70 grama düşürmesi öneriliyor. Et ve vejetaryen diyetlerinin karşılaştırıldığı çalışmalarda vejetaryen diyetle beslenen kişilerin, kansere yakalanma oranı yüzde10 ve kalp rahatsızlığına oranıysa yüzde 32 daha düşük olduğu yayınlarla ispatlanmıştır ” dedi.