Ziyneti Kocabıyık

İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları (İBH) yani bağırsağın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan hastalıklar, günlük hayatı zindan ediyor; önemli iş kaybına sebep oluyor. Özellikle Batılı toplumlarda görülme sıklığı giderek artan bu hastalıklar dolayısıyla senede 1 gün, toplumda çok iyi bilinmeyen bu hastalıklara dikkat çekmeye ayrıldı. Dünya İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları Günü dolayısıyla konuştuğumuz  İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Prof. Dr. Murat Törüner, hastalığın belirtilerinin sık görülen diğer hastalıklarla karıştırıldığını söyledi.   

GENETİK YATKINLIK
Genetik yatkınlığın da etkili olduğu iltihaplı bağırsak hastalıklarında, hasta kişilerin çocuklarında ya da birinci derecede akrabalarında da aynı şikâyetlerin görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Törüner “Bunun dışında en önemli etken şehirleşmedir. Kırsal kesimde neredeyse hiç görülmeyen bu hastalıklar büyük şehirlerde ve çalışan kesimde artıyor. Stresin önemli bir etken olduğunu biliyoruz. Bunun yanı sıra ev dışında yemek yemek, fast food yiyecekler, yediklerimizin içindeki katkı maddeleri, hava kirliliği ispatlanmamakla birlikte etkili olduğunu bildiğimiz çevresel faktörlerdir” dedi.

TEDAVİ ÖMÜR BOYU
İltihaplı bağırsak hastalıklarının tedavisinin ömür boyu sürdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Törüner “Hastalığı şiddetine göre hafif, orta ve ağır olmak üzere üçe ayırabiliriz. Hafif ve orta şiddetteki hastalıklar için kullandığımız başarılı ilaçlarımız var. Ancak daha ağır seyreden vakalarda yeni kullanıma giren biyolojik ilaçlardan veya cilt altına yapılan iğnelerden faydalanıyoruz. Yeni tedaviler uygun hasta grubunda yüzde 40-50 başarı sağlıyor” diye anlattı.

En önemli belirti karın ağrısı

Prof. Dr. Törüner, “İnflamatuvar bağırsak hastalıkları bizim ‘Ülseratif kolit’ ve ‘Crohn hastalığı’ adını verdiğimiz iki ayrı hastalıktan oluşur. Crohn hastalığında karın ağrısı, ishal şikâyetleri  ön plandayken ülseratif kolitte kanlı ishal teşhis koymamızı sağlayan en belirleyici şikayettir. Ancak her iki hastalık içinde, hâlsizlik, kilo kaybı, hafif düzeyde ateş yüksekliği, karında şişlik hatta bazen kabızlık gibi değişik şikâyetler de söz konusu olabilir. Bel ağrısı, eklem ağrıları, göz ve cilt ile ilgili bağırsak dışı yakınmalar da İBH belirtisi olabilir” dedi.

SÜT İÇMEMEK ÇÖZÜM DEĞİL

Hastanın şikâyetinin olmadığı dönemde özel bir diyete gerek yoktur.  Ancak hastalıkların alevlenme dönemlerinde karın ağrısı ve ishalin artışına sebep olacak yiyecek ve içeceklerden kaçınmak gerekir. Bu yüzden hastalığın aktif olduğu dönemlerde aşırı yağlı ve karbonhidratlı gıdalardan, çiğ yiyeceklerden ve baklagiller gibi azot ihtiva eden besin ürünlerinden uzak durulması gerekebilir. Süt ve süt ürünleri ile ilgili hastalık şiddetini arttırabilecekleri ile ilgili bir inanış söz konusu olsa da bu hastalarda süt ve süt ürünlerinin tamamen diyetten çıkarılması doğru bir tutum değildir. Ancak laktoza karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda süt ve süt ürünlerinin tüketilmemesi gerekebilir.

KOLONOSKOPİ İLE TAKİP ŞART

İltihaplı bağırsak hastalıklarının kanser riski taşıdığını hatırlatan Prof. Dr. Törüner “Ülseratif kolitte daha belirgin olmak üzere her iki hastalıkta kalın bağırsak ve sindirim sistemi kanseri gelişme riski 2-3 kat artmaktadır. Bu yüzden hastalık süresinin 8-10 yılı geçtiği kişilerde kanser taraması için belli aralıklarla kolonoskopi yapılmalıdır. Bağırsak iltihaplı olduğu için bu kişilerde dışkıda gizli kan bakmak sonuç getirmez. Kolonoskopi sırasında bağırsakta polip saptanırsa çıkarılmalıdır” dedi.