BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bayramlar sadece tatil değildir

Yıllar içinde dinî bayramlar farklılaştı hatta neredeyse ‘bayram eşittir tatil’ algısı yaygınlaştı. Peki, ortak bir yerde buluşmak mümkün değil mi? Hayatın eğlenceli bir yanı olması kadar inanç ve yaşanmışlıkların manası da olması gerekmez mi?..

Kurban bayramları; kuzu, koç, dana, inek, tosun hatta deve, kavurma, duygu, inanç, kasap, paylaşma, gönül alma, el öpme, hatır bilme, sevgi, saygı, küçükler, büyükler, özlem, hatıralar, lezzet, beceri, temizlik, ezan, ibadet, biraz da sevimli telaş. Evet, sadece bir dinî bayram ama birçok şey; farklı kültürdeki insanların yüklediği birçok mana. Kurban Bayramlarının hepimiz için farklı anlamları olabilir fakat en belirgin ortak noktalardan birisi de lezzetler. Kavurma, pehli, sarma, dolma, pilav... Sanırım bu ülkenin yüzde doksanı bu yemeklere aşina. Yapmayı bilmese de aradığı, özlediği lezzetler. Yıllar içinde dinî bayramlar da farklılaştı hatta neredeyse bayram eşittir tatil algısı bile yaygınlaştı. Kaybettiğimiz değerlerin yerini günlük hayatın temposunda, gündelik telaşın ağırlığında bocalayan insanların eğlence merakı aldı. Hep söylendiği gibi zamansızlık gerekçesi içinde aceleye getirilen hayatlar insanları bir bakıma aidiyet duygusundan uzaklaştırarak dikkatsizliğe, vurdumduymazlığa, hatta abartırsak aymazlığa itebiliyor; insanlar kolay beğenilere kapılıyor. Konuyu bayramlar olarak değerlendirdiğimizde bilhassa dinî bayramlar kutsallık ya da dinî vecibe olmaktan çok günümüzde maalesef tatil, eğlence manasına geliyor. Elbette insanlar eğlenmeli, tatil yapmalı. Bu tür uzun tatilleri değerlendirmeli. Bu bir açıdan bakış açısı, yani hayatın anlamını “sadece çalışmak ve eğlenmek” olarak anlayanlar ile “hayat önemli bir hediyedir, anlamını daha çok sorgulamak lazım” diyenler arasında derin bir boşluğun ifadesi. Acaba diyorum, ortak bir yerde buluşmak mümkün değil mi? Hayatın eğlenceli bir yanı olması kadar inanç ve yaşanmışlıkların anlamı da olması gerekmez mi? İnancın gereğini yerine getirmek ya da bir sofrayı paylaşmak, kültürü yaşamak aslında biraz da hayatı paylaşmak değil mi? Karın doyurmak, hoplayıp zıplamak kadar konuşmak, paylaşmak, anlamak ya da anlaşılmak da insani duygular değil mi? Hatta insan olmak için aslolan bunlar değil mi? Hayvanların da acıktığını ve karın doyurduğunu unutmamak gerekmiyor mu; yoksa insan da bir hayvandır yaklaşımını mı benimsemeli? Biliyorum bayram günleri iyi şeyler söylemek, güzeli paylaşmak ne güzel olurdu... Konum itibarıyla Anadolu’da yapılan farklı kavurmalar ya da bayram yemeklerini konuşmak ne güzel olurdu! Ama soruyorum; iyi şeyler deyince hayatınızda kaç şey sayabiliyorsunuz? Bir düşünün, karamsarlığımı ve duygularımı anlayın lütfen. Bu arada seçerek yemek yemeyi, dans etmeyi, eğlenmeyi ve tatili ben de çok severim. Sadece yılda iki defa bayram için farklı düşünmek gerektiğine inanıyorum, o kadar.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
609264 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/609264.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT