BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

DEVRAN HUKUKU

Not Defteri
Ahmet Sağırlı
Facebook
28 Şubat döneminde askerlerin "irticai şirketler listesi" yayınlanmıştı.
Kayserili bir marketçi de vardı listede. Bu marketçi ertesi gün kendini savunurken şöyle demişti:
"Yahu ben sabah akşam içerim, nasıl irticacı -mürteci- olurum?"
Sonra adamı listeden çıkardılar mı, yardım edip mi kurtuldu, affa mı uğradı bilmiyorum. Daha uzun yıllar o işi yaptı yıllar içinde adı duyulmaz oldu.
O günün şartlarında o marketçi, adımı listeye yazarak beni mağdur ettiler deyip mahkemeye gitseydi hakkını alabilir miydi?
Hayır.
Gitse kimi dava edecekti.. Türk Silahlı Kuvvetlerini mi, Savunma Bakanlığını mı, Hükûmeti mi? Sahibi belli olmayan bir liste.
Dava açılsaydı avukat, "Yahu TSK'nın ne işi var şirketle, marketle, hangi hakla böyle bir liste yapabilir?" diye sorabilir miydi?
Hayır.
Bu kadar yol dolaşmak yerine dönemin efsane ismi Çevik Bir, "Çıkarın şu adamın adını listeden bir de sehven adı karışmış açıklaması yapın" deseydi 15 dakika içinde iş biterdi
Böyle dönemlere ne isim veriliyor?
Ara dönem mi, vesayet dönemi mi, demokrasinin rafa kalktığı dönem mi, olağanüstü hâl mi?
Türkiye'de mahkemelerin; bir ucunda TSK'nın olduğu, Başbakanlığın olduğu, diğer kamu kurumlarının olduğu bir konuda ibretlik bir kararını hatırlayan var mı?
Danıştay’ın yürütmeyi durdurma rutininin dışında bir dava.
TSK beni mağdur etti, MİT beni mağdur etti, Emniyet beni mağdur etti?
Yok.
Ama bağımsız Türk Mahkemeleri hep vardı.
Bu ne demek?
Birinci ihtimal: Hiç kimse mağdur olmadı ki, dava açsın.
İkinci ihtimal: Açacak babayiğit yoktu.
Üçüncü ihtimal: Açan olsaydı dahi karar verecek mahkeme yoktu.
Siz ihtimallerden birini seçin, ben devam edeyim.
Biz 2000 sonrasında eski günler geride kaldı, burnundan kıl aldırmayanlar hesap veriyor diye sevinirken Ergenekon furyası başladı. Yine davalar, yargılananlar, adı karışanlar, karışmayanlar, mağdur olanlar, aradan sıyrılanlar.. Peki o dönemde "Bana haksızlık yapılıyor" diyerek çalınabilecek bir kapı var mıydı?
Yoktu.
Fırtına vardı.
Sonra devran döndü, aaaaa bir yanlışlık varmış denildi, toplu tahliyeler oldu, tazminatlar oldu..
O zaman şöyle bir sonuç çıkıyor: Adalet devran işidir. Hak arayacaksanız rüzgârı arkanıza alacaksınız. Veya bekleyeceksiniz arkadan estiği zaman hakkınızı arayacaksınız.
Şimdi yeni bir dönem var. 
İki badire atlattık.. Birisi paralel yapının operasyonları.. Devletten ayıklanma dönemi.. İkincisi darbe teşebbüsü.
Yine eline kalemi alan, eline mikrofonu alan birilerini itham ediyor. Hiçbir şey bulamazsa hain diyor.
İş adamına diyor.
Kaymakama diyor.
Bürokrata diyor.
Hakime diyor.
Memura diyor.
Belediye başkanına diyor.
Bunlar hakkını nerede arayacak?
Herkes birbirinden korkar hâle geldi. Eyyamcılıktan medet umanlar var. Bu ortamda adalet nasıl tecelli edecek?
Biz 80'lerden, 90'lardan, 28 Şubatlardan, Ergenekon furyasındaki cemaat metotlarından farklı olarak ne yapıyoruz. Çalacak bir kapı var mı?
"Filanca çaldı, açıldı, haklı olduğu anlaşıldı, mağduriyeti giderildi" denilebilecek bir örnek var mı?
Adaleti kimden bekleyeceğiz?
596458 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ahmet-sagirli/596458.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT